Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Son yıllarda kalabalıklar ve basın önünde açıklanmasına alıştık. İsmi de değişikliğe uğradı.

Orta Vadeli Plan yeniden eski haliyle bir pazar gecesi Resmi Gazete mükerrerinde karşımıza çıktı.

Plana göre, ekonomimiz Kovid19 şokunu 2021’de 9 büyüme ile atlatacak. Fakat bunu başarırken yüzde 16’lık bir enflasyon katlanmak durumunda kalacağız.

Programın temel varsayımları ise gelecek yıl ve ötesinde görülüyor aslında.

OVP’ye göre bu yılki güçlü tepki sonrasında da ekonomimiz yüzde 5 ve üstünde büyümeyi sürdürecek. Üstelik bu büyümenin kompozisyonu yatırımlardan güçlü destek alacak. Hatta yatırımlar ile beraber tasarruflarda da bir artış görülecek. Tasarruf / Yatırım dengesinin finansmanı ise büyük ihtimalle yabancı yatırım ile sağlanacak.

Plan, güçlü büyümenin cari dengeyi çok fazla zorlamasını beklemiyor. Eskiden yapılan ‘cari fazla veren ekonomi’ tahmini bu kez programda kendine yer bulmamış. Yine de cari açık azalarak devam edecek şeklinde tahmin yapılmış.

Ekonomik canlılık sürerken, dış talebin de bozulmadığı senaryoda enflasyonun peyder pey düşüşü hesap edilmiş önümüzdeki yıllarda. O yıllara gitmeden ise 2022’de keskin bir düşüş öngörülüyor. Yüzde 16’dan tek haneye inecek enflasyonun mantığı büyük ihtimalle Kovid19 sonrası tedarik şoklarının atlatılacağı varsayımı oldu.

Döviz kurunun da buna göre ilk yılki güçlü zıplamasından sonra sakin yıllar izleyeceği öngörülmüş.

Tüm bu tahminler bizi 2023 yılına taşıyor. Cumhuriyetimizin 100. yılı ve büyük ihtimalle ülkede seçim yılı. O yıl yaklaşık 11 yıl sonra kişi başı milli gelirimiz 10 bin doları aşıyor. Elbette 10 bin dolar psikolojik bir sınır. Ekonomi sözlüğünde sınıf atlatan bir seviye olarak tanımlamıyoruz. Yine de simgesel önemi göz ardı edilmemeli.

İstihdamda ise çift haneli işsizliğin süreceği öngörülmüş fakat daha fazla vatandaşın işgücünde olacağı ve istihdam edilecekleri varsayılmış.

Özet olarak, ekonomik büyüme son yıllardaki performansını aşacak ve bunu yaparken çok az dış açık verip enflasyonu da yavaşlatacağız. Bütçe açıklarında ise anlamlı bir değişim öngörülmemiş. Program bunu söylüyor.

Bu nasıl olacak?

Kovid sonrasında gördüğümüz üretimin başı çektiği, tüketimin lokomotif olduğu modelin devamı tahmin edilmiş. Ancak bu şokun ve ona verilen makro cevapların getirdiği kur baskısı, yüksek enflasyon gibi sorunların ortadan kalkacağı düşünülmüş.

*

Programın çok kişinin emeğiyle ve işbirliği ile yazıldığını düşünecek olursak amacımızın maddi hata bulmak olmaması gerektiğini peşinen biliriz. Fakat oluşan senaryo geçmiş performans ile uyumlu mu bunu kontrol etmek mümkündür.

Örneğin, son 15 yılda ortalama 475 bin istihdam yaratan ekonominin önümüzdeki yıllarda bunun birkaç katını her yıl nasıl yaratacağı konusu havada kalmaktadır.

Sanayinin, imalatın ve özellikle ihracatın son yıllardaki en büyük destekçisi bölüşüm politikalarının tasarruf sahibinin aleyhine oluşturulması ile ucuza kaynak bulabilmeleri olmuştur. Döviz kurunun yüksek, faizlerin ise yapay şekilde düşük olduğu dönemler sonrasında enflasyon yükselmiş ve vatandaşların harcanabilir gelirlerinde aşınmalar meydana gelmiştir.

Üretim yapıp özellikle de dışarıya satabilenlerin ise bu politikalar sonucunda nispeten fayda gördüklerini söylemek mümkündür. Düşük faizle tasarrufunu altın, döviz ve konut ya da araba gibi mallara yöneltenler de kısmen enflasyona karşı korunaklı kalabilmişlerdir. Soru, bu zamana kadar uygulanan bu politika artık terk edilecekse düşündüğümüz kadar kuvvetli bir imalat dominansı görüp göremeyeceğimizdir.

Ayrıca yüksek enflasyonun nasıl olup hızlıca tek hanelere terfi edebileceği tam olarak belli değildir. Çip krizinden navlun sorununa ve yüksek emtia fiyatlarına kadar türlü sorun sürmekte ve hatta 2022’nin büyük kısmında da bizi terk etmeyeceği yönünde çokça haber görmekteyiz. Hal böyleyken, önümüzdeki yıllar boyunca 60 dolarlı petrol tahminleri ile çalışmak yanıltıcı olabilir örneğin.

Başka bir mantıkla, bizim ticaretimiz bu kadar canlıyken küresel emtia ve enerji talebi neden güçlü kalmasın?

Elbette sorular çoğaltılabilir. Her program bunu göze alarak açıklanır keza.

Turizmin uçuk sayılar ile ifade edilmemesi, döviz kurunda gelecek yıl da baskının sürmesi, cari dengenin daha gerçekçi şekilde ifade edilmiş olması da programın realist yönlerinden bazıları olarak not edilebilir.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00