Başlangıçta üç ayağı olan bir sahneye çıktı takımlar. Galatasaray için Avrupa’da ‘Düşler Ligi’ hedefini kovalamak anlamında çok kritik bir 90 dakikaydı. Başakşehir içinse zirvede Beşiktaş’la yalnız kalmak adına mutlak üç puan beklediği bir karşılaşma. Maçtan çıkacak sonuç Fenerbahçe’yi de direkt ilgilendiriyordu. Galatasaray dışında herkes istediğini aldı açıkçası. Galatasaray dün gece kazanmayı hiç hak etmedi. Ne futboluyla, ne oyuna bakış açısıyla. Görüntüsü gelecek adına üzüntü verdi. Bu formayı taşıyanlara bu futbol, bu skor hiç yakışmadı. Sürekli eleştirildiği ligde ayağına kadar gelen bu ikincilik şansını değerlendirme adına kimse elini taşın altına sokmadı.

Tudor bana göre riskli bir kadro sürdü sahaya. Adanaspor karşısında farklı galibiyeti getiren kadroya yakın bir takım çıktı sahaya. Podolski ve Sneijder’ı dışarıda bırakmış, Yasin’i forvet arkasına çekmişti. Defansın sağında Semih, ileride kanatlarda iki sprinter özellikli savunması az oyuncular. Bu kurgu Başakşehir gibi kompakt bir takım karşısında hiç işlemedi açıkçası. Ne orta sahası top yapabildi, ne ileride kanatlar çırpınabildi. Tudor rakibine göre değil, ezbere bir kadro oluşturmuş gibiydi bu kez. Başakşehir’in Selçuk ve Josue’ye rahat top kullanma izni tanımayacağını hesaplamalı, ileride Sneijder ya da Podolski gibi top tutabilecek, top saklayabilecek, oyuna zekasıyla yön verebilecek aynı zamanda soğuk kalabilecek bir oyuncuyu 11’de oynatmalıydı. Olmadı. Selçuk ve Josue’nin etkili rakip alana top çıkarmakta zorlandığı oyunda kanatlara iş düştü. Koca 90 dakika Galatasaray için tek pozisyon bile görmeden geçti. Kaleye tek şutu bile olmadı. Maç boyunca G.Saray sahasından çıkmakta zorlandı. Kaptırılan toplar da Başakşehir tehlikesine dönüştü. Emre’nin organize ettiği orta alanı hızlı geçen Avcı’nın ekibi Mossoro ve Visca ile etkili oldu. Savunmada çevre kontrolü, orta sahada top kontrolü seviyesi yerlerde sürününce devre iki farkla kapandı. Daha fazla olmasını Muslera önledi. Adebayor onun da uzanamayacağı yere vurarak klasını gösterdi. Bu tabloya ve 2-0’lık tabelaya karşın Tudor ikinci yarıya da aynı kadroyla devam etti. Değişiklik gelmeyince Galatasaray’ın futbolu da değişmedi. Değişen tek şey skor tabelası oldu. O da Başakşehir lehine. Geç kalan takviyeler düzeni çorbaya çevirdi. Ve Galatasaray bu kırılma maçından başı önde ağır bir yenilgi ile çıktı. 90 dakikaya Tudor’un oyuna bakışı, sürdüğü kadro ve geciken müdahaleleri kadar oyuncuların da isteksiz ve umursamaz tavırları da damgasını vurdu açıkçası. Galatasaray formasını sırtına geçirmiş bir oyuncunun ‘sezon bitse de gitsem’ havasında olmasını ben içime sindiremiyorum.

BU NASIL DEFANS?

Galatasaray savunması ceza alanına gelen topu içeride durduramıyorsa, dışarıda durdurabilir. Madem ki topu içeride uzaklaştırmada problemin var, hiç ceza alanına sokma. İkinci golde Caiçara, hem Bruma’nın hem Linnes’in olduğu yerde Adebayor’un kafasına topu indirdi. Ee böyle olunca Adebayor durur mu! Boy avantajıyla şık bir gole imza attı. Semih, Ahmet, Chedjou hep çaresiz, Muslera’yı ise hüzün sardı!

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!