Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Türk TIR’ları 4 Eylül’den bu yana Yunanistan’a sefer yapmakta sıkıntı yaşıyor. Bu sebeple Yunanistan’a yönelik taşımacılık yapan Türk şirketlerine bu ülkeye yönelik yeni geçiş belgesi sağlanamaması halinde önemli sayıda taşımacılık şirketi ciddi anlamda zarar görecek. Türkiye-Yunanistan Ulaştırma Bakanlıkları arasında yapılan anlaşmalarla iki ülke TIR’larının her iki ülkede dolaşmasına ‘DOZVOLA’ denen bir evrak ile izin veriyorlar. Geçen yıl yapılan ulaşım toplantılarda her yön ve transit için tespit edilen geçiş belgeleri bir önceki yıla oranla kısmen azaltıldı. Ancak Türk şirketleri yeni tahsis edilen geçiş belgelerinin yetersiz olacağı sebebiyle bu duruma itiraz etti. Yunanistan tarafı da, ‘Bu konuyu dert etmeyin geçiş belgesi bittiğinde biz sizleri yenileri veririz’ diyerek Türk taşıyıcıların rahatlattı. Ancak bizim TIR şirketlerinin bir yıl önce dikkat çektiği üzere geçiş belgeleri Eylül’de bitti. Yunanistan da söz vermesine rağmen yeni belge vermedi. Hata 2010 yılına kadar da Yunanistan makamları ‘DOZVOLA’ vermeyeceklerini deklare ettiler. Gelişmeler böyle olunca Türk TIR’ları İpsala’da sınırda yatmaya başladı. Yaklaşık olarak yatan TIR sayısının 300 adedin üzerinde olduğu söyleniyor. Eğer Yunanistan’dan yeni geçiş belgesi temin edilmezse bu sayı gederek daha da artacaktır. İki ülke arasındaki ticaretin büyük çoğunluğunun karayolu ile yapıldığı düşünülürse ihracatçımız da bu gelişmelerden ciddi şekilde etkilenecektir. İhracat yüklerinin bir vesileyle Yunan TIR’larıyla taşındığı düşünülse bile bu defa taşıma ücretinde farklılık meydana gelecektir. İki ülke arasındaki ticaretin her sene istikrarlı bir şekilde arttığı düşünülürse bu sorunun acilen çözülmesi gerektiğinin altını çizmeye dahi gerek kalmayacaktır. Diğer taraftan komşu olmamız, fiyat ve zaman avantajı sebebiyle de ithalat ve ihracatta en fazla kara yolu kullanılıyor. Bu hususu nazar-ı dikkate almakta fayda var. Peki, Yunanistan ile bu sorun neden yaşanıyor? Sorusunu cevabı daha önce Rusya ile yaşadığımız problemlerle aşağı yukarı benzerlik arz ediyor. Çünkü Türk TIR’ları hem Türk ihraç ürünlerini hem de Yunan ithal mallarını ülkemize taşıyor. Anlaşıldığı üzere bu güzergâhtaki karayolu taşımacılığında Türk TIR’larını üstünlüğü söz konusu. Yunanistan tarafı da bu durumu rekabetle değil, geçiş belgeleriyle kendi lehlerine dengelemeye çalışıyor. Benim anladığım kadarıyla sıkıntının asıl kaynağı bu. İşte bu noktada önemli olan Ulaştırma Bakanı Binalı Yıldırım’ın ne düşündüğü ve bu konunun arka planında ne gibi detayların olduğudur?

        Gripten ölümler abartılıyor

        Haberlerin veriliş şekli hiç hoş değil. Adeta insanları aşıya zorlamak için her gün gripten kaç kişi öldüğüne dair Sağlık Bakanlığı kaynaklı açıklamalar yapılıyor. Bu durumun savunulacak bir tarafı yok. Acilen buna son verilmesi gerekir. Ayrıca şu ana kadar ‘domuz gribinden öldü’ denenlerin sayısı ile geçen yılın aynı döneminde yine gripten ölenlerin sayısının çok farklı olduğunu da zannetmiyorum. Çünkü ölenlerin neden öldüğüne dair ciddi bir çetele tutulmuyor. Öte yandan en fazla yaşama veda edilen zamanların mevsim dönümleri olduğunu da gayet iyi biliyorum. Özellikle sonbahar ve ilkbaharda hayatını kaybedenlerin sayısı artıyor. Sonbaharı bitirip kışa girdiğimiz şu günlerde, bu vesileyle hayatını kaybedenler arasında grip çetelesi tutup, halkı paniğe sevk etmek savunulacak gibi değil. Bu konuya çok merak edenler hem istatistiklere bakabilirler hem de İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürü Adem Avcı’ya sorabilirler. Ancak önemli olan vatandaşın değil yetkili makamların bu konuya ilgi göstermesidir. CNN Türk Yüreğimi Ağzıma Getirdi

        Dün Atatürk Havalimanı’nda bir uçağımız ilginç denebilecek hadise yaşadı. Hem ilginç hem de ‘Verilmiş sadakamız varmış’ denecek cinsten bir olaydı meydana gelen. Gelişmelerin medyaya yansıdığı öğlen saatlerinde ise araçla seyir halindeydim. Radyoda haber kanallarını gezinirken CNN Türk’te ‘THY uçağı düştü’ ifadelerini telaffuz eden spiker sayesinde yüreğim ağzıma geldi. Önce ‘THY uçağı Atatürk Havalimanı’na düştü’ dedi. Sonra düzeltmeye kalktı, ‘Uçağın motor kapağı düştü’ şeklinde haberi yeniledi. ‘Uçak havalimanına geri döndü’ diyerek devam etti. Okuduğu metinden, haberden ve yorumlarından hiçbir şey anlamadım. Ama tedirginliğim had safhaya çıktı. Bu can sıkıntısı ve kızgınlıkla gerçeği telefonla doğru kanallardan öğrendim. Ve bir oh çektim. THY’nin Airbus 320 model uçağının motor kapağı kalkış esnasında piste düşmüş. Saat 10.30’da 1144 sefer sayılı İstanbul-Kahire uçuşu için 18–36 sol pistinden havalanan uçak, bu durumdan haberdar edilerek, kısa sürede Atatürk Havalimanı’na dönmesi sağlanmış. Hadise mühim, ancak iki cümlelik haberi erken verme telaşıyla başka bir formata sokmanın ne anlamı var? CNN Türk editörlerinin, özellikle bu tarz haberlerde rakipleriyle yarışı halinde oldukları için erken verme arayışına girmeleri normal. Normal olmayan kurulan cümleler, redakte edilmeyen metinler ve yaşatılanlar…

        Diğer Yazılar