Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Yıllardır İran ile çeşitli alanlarda işbirliği yapan hatta bu ülkeyle dış ticaret hacmini sürekli büyüten Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, Türkiye-İran yakınlaşmasını, özellikle komşumuzun nükleer araştırmalarına atıf yaparak eleştiriyordu. Ancak geçen haftaki gelişmeler galiba dengeleri değiştirecek. İki ülkenin yakınlaşmasına Batı’dan tepki beklenirken aksine bu ilişkiye destekleyen ilk anlaşmanın Türkiye-İsviçre arasında yapılması önemli. Geçen hafta İsviçre ile imzalanan doğal gaz geçiş anlaşmasının diğer bir ayağında İran doğal gazı var. Ve bu anlaşma ile Nabucco Doğal Gaz Boru Hattı’na gaz tedariki değil direkt İran gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya sevkıyatı söz konusu. Güzergâh konusu ise daha sonraki aşama. Özellikle Türkiye-Yunanistan-İtalya Enterkonnektörü (ITGI) daha önem arz ediyor. İlk bakışta anlaşmanın İran gazının Türkiye üzerinden transit geçişine müsaade ettiği gerçeği görülüyor. Ama arka planında Türkiye enerji merkezi olma yolunda kaydedeceği mesafe, komşularıyla olan ilişkilerini geliştirmede gösterdiği cesaretin ve kararlılığın izlerini aramak gerekiyor. Irak’a petrol için giden Amerika ve müttefiklerinin, İran’la enerji alanında işbirliğine yönelen Türkiye’ye karşı ellerinde eleştiri dozunu yükseltecek pek fazla argüman yok. Fakat İran ile işbirliği denince Batı’nın bir lahza durduğu, kolay işbirliğine yanaşmadığı ve özellikle Türkiye devrede olunca negatif yaklaşımın zirve yaptığı bir alanın ortaya çıktığı da unutulmalı. Dikkat da edilmeli. İran ile durum böyle ama Irak konusu daha çetrefilli. Dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip üçüncü ülkesi Irak’ta ABD var. Fakat asıl önemli olan ABD’nin Irak petrolleri üzerinde ne kadar söz sahibi olduğu veya olacağıdır. Şu ana kadar olan petrol temalı gelişmeler ABD’yi tatmin etmiş değil. Bundan sonrası da sıkıntılı bir görünüm arz ediyor. ABD’li petrol şirketleri Irak petrolünden pay alamadığı için rahatsızlık devam ediyor. Çin-İngiliz konsorsiyumu ile İtalyan ENİ dışında yabancı şirketlerin işletme ruhsatı alamaması, Irak’ta ABD’ye yönelik tepkilerin artması bölgemizde petrol ve doğal gaz konusunu hareketli kılıyor. İşte böyle bir dönemde İran gazı sebebiyle Türkiye ile İsviçre’nin masaya oturması önemli. Ancak Rusya Devlet Başkanı Medvedev’in nükleer programı gerekçe göstererek İran’a yönelik politika değişikliğine işaret eden gelişmelere de dikkat etmek gerekir. Önümüzdeki ay İstanbul’da Irak petrol ve doğal gazı için paylaşma çalışmaları başlayacak. Bakalım neler olacak?

        Vali sadece ismini değil dereleri de kirletmiş

        Türkiye’de birçok büyük sanayi kuruluşuna atık yönetim hizmeti veren Erksan Çevre Teknolojileri Genel Müdürü R. Hüseyin Erkanlı ile geçen hafta biraya geldim. Türkiye’de atıklar problem haline dönüşmüşken, gelişmiş ülkelerde atık yönetiminin ciddi anlamda bir sektörü haline nasıl geldiğini konuştuk. Artık ülkemizde de çevre kanunları ve Avrupa standartlarında atık yönetimi yapılmaya çalışıldığını bu vesileyle öğrenmiş oldum. Tüm atıkların ayrıştırıldığını çevreye ve ekonomiye en iyi faydayı sağlayacak şekilde geri kazanılmaya çalışılmaya başlandığının altını çizelim. Ancak henüz yolun başındayız. Tehlikeli atıklar, atık yağlar, piller ve aküler halen daha çevremizi kirletmeye devam ediyor. Yürürlüğe giren Enerji Verimliliği Yasası’na rağmen halen daha enerji özellikle sanayide ve işyerlerinde verimli kullanılmıyor. Batılı ülkelerin bir ürünü mamule dönüştürürken tükettikleri enerjinin 3–4 katını kullanarak üretim yapıyoruz. Halen daha verimli enerji kullanmayı bilmiyoruz. Hatta Erkanlı’nın ifade ettiği üzere verimli enerji kullanım hizmeti veren kurumlardan da yeterince istifade etmiyoruz. Hâlbuki enerji tasarrufu ya da verimli enerji kullanmada amaç, minimum 2 yıl, maksimum 5 yılda yapılan yatırımın geri kazanılmasını sağlayarak, uzun vadede enerjinin verimli kullanılması için adım atmaktır. Diğer bir ifadeyle enerjiyi verimli kullanmak için danışmanlık almak, yatırım yapmak gerekiyor. ‘Harcama yapmak’ ifadesine fazla takılmayın. Zira kısa sürede karşılığı alınıyor Enerjinin verimli kullanılması, atıkların geri kazanımı, geri dönüşümü ekonomik değer yarattığı bir gerçek. Ancak, halen daha kanalizasyon alt yapısı olmayan beldeler, köyler sebebiyle de çevremizin, akarsuların hızla kirlendiği de ayrı bir gerçek. Hadisenin bu tarafına ise devletin yatırım yapması, doğamızın temiz kalmasını sağlaması gerekirken bakın Erzurum’da neler olmuş? Erzurum Valisi Sami Bulut, ormanlık alanda İl Genel Meclisi üyesi bir kadınla uygunsuz halde yakalandığı iddiasının ardından merkeze alınmıştı. Ancak Bulut’a bağlı Erzurum İl Özel İdaresi kanalıyla yapılan bazı ilçe ve köylerin kanalizasyon işinde de ihale usulsüzlükleri olduğu, projelere uygun yapılmayan kanalizasyonların direkt temiz derelere boşaltıldığı belirtiliyor. Anlayacağınız atık yönetimini becermemekten öte başka türlü yönetmeye kalkışmışlar. Özellikle Olur İlçesi’nde bu durum ayyuka çıkmış durumda. Hatta mahalli seçimler sonrası göreve gelen yeni muhtarlarla farklı bir atık yönetimiyle tanışmışlar. Bazı köylere hiçbir yatırım olmamasına rağmen kanalizasyon yapılmış gibi gösterilmiş. Kanalizasyon yapılan bölgelerde ise arıtma sistemi kurulmadan direkt derelere lağımlar bağlanmış. İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın dikkatine…

        Diğer Yazılar