G550 ile 51 bin feette uçtum
Yağmurun hafif çiselediği bir İstanbul sabahında Atatürk Havalimanı Genel Havacılık Terminali’ne doğru yol aldım. Farklı bir tecrübe edineceğim uçuş beni bekliyordu. TAV Holding tarafından işletilen Genel Havacılık Terminali’nde uçuşumuzu planlayan Gözen Air’in tecrübeli ekibi özenle her şeyi hazırlamıştı. Önce çaylarımızı yudumlayıp ekibimizin gerekli hazırlıkları tamamlamasını bekledim. Kısa sürede her şey hazır oldu. Dünyanın en iyi iş jeti olarak bilinen Amerikan General Dynamics üretimi uzun menzilli (12 bin 500 km), geniş gövdeli Gulfstream G550 ile göklere tırmanmak için heyecanlanmaya başladım. Uçağın içine geçmeden önce etrafında bir tur atıp bedenine dokundum. Göz alıcı estetiğe sahip birer güç abidesi olan iki motorunu devasa yolcu uçaklarının motorlarıyla kıyasladım. Sonra ağır adımlarla merdivenden uçağın içine adım attım. Kapıda Gulfstream Aerospace’den demostration kaptanı Tony Brıotta ve test pilotu Chip King tarafından karşılandım. Uçuş mürettebatının üçüncü kişisi hostes Pam Orth refakatiyle uçağın içine adım attım. Uçağın iç dizaynı 14 kişiye göre yapılmıştı. Kapasitesi 8 ile 18 yolcu arasında değişen G550 müşterinin talebine göre dizayn ediliyor. Bu modelde ise kabin 4 ayrı yaşam bölgesine ayrılmış. Ön bölümde kokpit ve uçuş personelinin yaşam alanı bulunuyor. Ayrıca mutfakta bu bölümde yer alıyor, ancak bir kapı ile ana kabinden ayrılıyor. Dolayısıyla uçuş ekibi ihtiyaç olmadığı takdirde yolcuyla gereksiz yere karılaşmıyor. Kabininin ön bölümünde pencere kenarlarına karşılıklı yerleştirilmiş 4 adet koltuk bulunuyor. Bir düğmeyle de bu koltuklar her yöne hareket ettirilebiliyor. Üçüncü yaşam alanında ise karşılık düzende dört koltuk ve ortada masa yer alıyor. Karşı pencere kenarında ise çeşitli ihtiyaçlar için komodin bulunuyor. Arkada yine karşılıklı iki koltuk ve pencere kenarına yerleştirilmiş bir adet de kanepe bulunuyor. Arka bölümde ise oldukça geniş konforlu lavabo ve tuvalet var. En arkada ise uçağın içinden de ulaşılabilen geniş bir bagaj bölümü yer alıyor. Uçağımız havalanmadan önce her tarafını inceledim. Sonra koltuğa oturup havalanacağımız anı bekledim. Uçak iki güçlü motorunu sessizce çalıştırıp, taksi yaptı. Pist başında Atatürk Havalimanı’nın yoğun trafiği sebebiyle yaklaşık 15 dakika bekledikten sonra uçağın piste koşmasıyla havalanması an meselesi oldu. Ve böylece İstanbul-Pisa (İtalya) arasında yapacağımız demonstration (tanıtım) uçuşumuz başladı. Kalkış esnasında kabin oldukça sessizdi. Bir rakam vermek gerekirse 79 desibel. Düşünsenize yükselmek için iki güçlü motor en güçlü konumlarında çalışırken bile uçağın içi oldukça sessizdi. Hatta bir köşesinden en uzak noktada bulunan birisiyle rahatlıkla konuşabiliyorsunuz. Uçağımız 42 bin feet yükseldiğinde kabin daha da sessizleşti. Artık gökyüzünde uçağımıza tahsis edilen yüksekliğe çıkmış yaklaşık saatte 850 km hız yapıyorduk. Düz uçuşa geçince ikramlarla birlikte havada sohbete daldık. Zamanın nasıl geçtiğinin farkına varmadan iki saat sonra Pisa Havalimanı’na indik. Gelmişken Pisa’yı turladık. Öğlen yemeğimizi bir İtalyan restoranında yiyip tekrar G550 uçağımıza doğru yol aldık. Bu defa daha heyecanlıydım. Zira kaptanımız İstanbul-Pisa hattında uçuş yüksekliğini 42 bin feet seviyesinde tutmuş, dönüşümüzde 51 bin feete çıkma sözü vermişti. Pisa Havalimanı’na geldik biraz zaman alan pasaport işlemlerinden sonra tekrar uçağımıza yerleştim. Kısa sürede tırmanıp, düz uçuşa geçtik ve hemen kokpite girdim. İki pilotun önünde G550 PlaneView Kokpit Sistemi arzı endam ediyordu. Sistem 4 ana ekranın herhangi birinde video gösterme kabiliyetine sahip. PlaneView Sistemi uçak yerde iken veya uçuş sırasında uçak pozisyon göstergeleri ile elektronik grafikleri göstererek pilotlara olağan üstü kolaylıklar sağlıyor. Standart Güçlendirilmiş Görüş Sistemi’ne (EVS) de sahip uçak pilotların duruma dayalı hazırlığını artırdığını ve iş yükünü azalttığını öğrendim. Uçuş güvenlik sistemlerinde öncü olan Gulfstream bu özelliği sebebiyle yoğunlukla devlet adamları tarafından tercih ediliyor. Türkiye’de bir tane Başbakanlık envanterinde bulunan G550 için Genel Kurmay’ın da 2 adet sipariş vermesinin en önemli nedeni bu özelliği. Uçağın iki ayrı önemli özelliği ise 2 dakikada bir dışardan yüzde 100 taze hava alması ve kabin basıncının 51 bin feet yükseklikte bile en fazla Erzurum seviyesinde olması. Bu iki özellik yolcuların ve uçuş ekibinin daha dinç olmasını, uçuş yorgunluğu az hissetmesini sağlıyor. Bu uçağa özel oval geniş camlar ise yüzde 64’e varan oranda daha fazla doğal aydınlatma sağlıyor. Ayrıca uçak ani kabin basıncı düşmesi durumlarında Otomatik Acil Durum Alçalış Modu’na sahip. Yani kendiliğinden alçalıyor. Ve tüm hidrolik ve elektrik sistemi arızalanması halinde bile pilotlar uçağı emniyetle uçurabiliyorlar. Uçağın bir motorunun havada durması halinde de uçak gideceği menzile güvenle yol alırken, uçuş konforundan hiç ödün vermiyor. Bunu sağlayan ise güçlü motorları. Pilotlardan bu brifingi aldım ama henüz benim aklımda 51 bin feet var. Tam bu esnada pilot hava trafik kontrolleriyle konuştu. Gerekli onayları aldı. Ve uçağımız 42 bin feetten yavaş yavaş 51 bine kadar yükseldi. 51 bin feete yükseldiğimizde aşağıdan hava trafik kontrollerinin uyarısı geldi. ‘Dikkat edin orada oksijen yoktur.’ Bu espriden sonra pilotlar sordum; ‘Ne hissediyorsunuz?’ Her iki kaptan da uzay mekiğindeki astronotları düşündüklerini ve kendilerine onlara benzettiklerini söylediler. Kaptanlara 51 bin feete çıkan uçağın uçuş kabiliyetlerinde bir değişiklik olup-olmadığını sorunca hayır cevabını aldım. Hatta bu uçağın kanatlarının 300 dizayn çalışması sonrasında ortaya çıktığını, hareketli bölümlerinin 4’e indirildiğini dolayısıyla 45 derecelik dönüşü bile 51 bin feette yapabileceklerini söylediler. Ben ise uçağın 51 bin feete çıktığını sadece yüksekliğinden anlayabildim. Zira kabinin içinde hiçbir değişim olmadı. Çünkü 51 bin feette deniz seviyesinden 2 bin metre yükseklikteki basınç hissediliyor. Yaklaşık 15 dakika 51 bin feette süren bu uçuş bana hayatımın en unutulmaz deneyimini yaşattı.