Elektrikte çarpma oyunları
lektrik dağıtım özelleştirmeleri yapılırken bölgesine göre oldukça iyi rakamlar, teklifler ortaya çıktı. Hatta bazı holdingler ana işi kolları arasına enerjiyi de almaya başladılar. Büyük elektrik tüketicisiyken, üretici ve dağıtıcı konumuna geçiş için stratejiler geliştirdiler. Ancak genelde enerji, özelde ise elektrik piyasasında liberalleşmenin yavaş olması, Türkiye’nin enerji üretim kanallarında net bir politika belirlenmemesi sebebiyle problemler ortaya çıkmaya başladı. Önümüzdeki günlerde, aylarda ve yıllarda ise özellikler elektrik üretim ayağında daha büyük sorunlar çıkacaktır. Basit hesapla yufkanın içinde helva olduğunu sanıp, enerji piyasasına hesapsız girenler, kredilerini geri çevirmekte zorlanabilirler.
Dağıtım ihalelerine gözü kapalı giren, rasyonel davranmayarak başka çarpanları dikkat alan iş adamlarımız yeni yılla birlikte şikâyet etmeye başladılar. Bilindiği üzere dağıtım özelleştirmeleri için birinci geçiş dönemi olarak 2006- 2010 arası belirlenmişti. Bu sene sonu itibariyle başlayacak ikinci geçiş dönemi için elektrik dağıtıcıları işi sıkı tutmaya çalışıyorlar. İkinci geçiş dönemi için dağıtım şirketlerinin ciddi talepleri söz konusu. Hatta ‘olmuş-bitmiş ihale şartlarını zorlayan talepler’ demek daha doğru olur.
İhaleden Sonra Kar Marjı Yükseltilir mi?
Bölge dağıtım şirketlerinin bu sıkıntılarını, taleplerini dinlemek, çözüm üretmek üzere
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu da (EPDK) bu ayın başından itibaren bir dizi toplantı yaptı. Sonuncusu geçen hafta İstanbul’da gerçekleşti. İşin güzel tarafı elektrik piyasasının içinde olan özel ve kamu taraflarının biraya gelmesi, tartışması. Kötü tarafı ise dağıtım şirketlerinin EPDK’ya ilettikleri taleplerdeki tutarsızlıklar.
Yapılan ihalelerinin yenilenmesini gerektiren talepler söz konusu. Mesela, elektrik dağıtımındaki yüzde 2,33 olan kar marjının artırılmasını talep ediyorlar. İyi hatta çok güzel. Özel sektörün kar marjını yükseltmeyi arzulamasından daha doğal ne olabilir. Ama elektrik piyasası öyle bir alan değil ki. Bu kar marjıyla ihaleye girilip, teklif verilmiş. Kazınılmış. Oyun başladıktan sonra kural değiştirilir mi?
Peki, bu ihaleleri bu şartlarda girmeyip, rasyonel davranan işadamların durumu ne olacak?
Borcundan dolayı abonelerin elektriği kesilmesi durumunda yapılan klasik bir olay var. Elektriği kesme ve açma, bedelini de bir müeyyide olarak tüketiciye ödetme. Dağıtıcılar bu bedelinde kar marjına katkı sağlayacak şekilde artırılmasını talep ediyor. Tüketiciler dikkatli olsunlar. Zira işin bu tarafı bedeli kendileri tarafından ödenecek tatlı bir gelir kalemi.
Abonelerden nakit olarak tahsil edilen güvence bedellerini de dağıtıcılar az buluyor, yeni abonelerden alınan bağlantı bedeliyle birlikte yükseltilmesini talep ediyorlar.
EPDK’ya ilettikleri talepler arasında haklı oldukları konularda var. Mesela yüzde 100 olması öngörülen tahsilat hedeflerinin belli bir oranda aşağıda çekilmesi konusunda haklılar. Ancak bu hedefi koyanın aklına şaşmak, bu şartları kabul edenlere de bir şey demek gerekir. Çünkü Türkiye’deki kayıp kaçak oranı, tahsilat durumu ortada. Nasıl yüzde 100 hedef konabiliyor? Nasıl kabul ediliyor?
Şu tabloya bir bakın. Kayseri dağıtım bölgesi, uzun vadeli olarak işletme hakkı devri yöntemi ile başarılı bir şekilde özel sektöre teslim edildi. Kayseri'de kayıp/kaçak oranı yüzde 7–10 aralığıyla uluslararası seviyede. Türkiye genelinde ise ciddi değişkenlik arz ediyor. Bu sebeple hedeflerin iyi belirlenmesi, özel sektöründe oyuna bu hedefler ışığında girmesi icap etmez mi?
Elektrik Fiyatları Artabilir
Türkiye zaten elektriği pahalıya tüketiyor. Bunu daha da yukarı çekecek adımlar atmak yerine, aşağıya çekilmesi için toplantılar da yapılması gerekir. EPDK işin biraz da bu tarafına ilgi göstermeli. Bize ait olmayan, ithal gazla üretilen elektriğe neden bu kadar prim veriliyor? Bunun bir limiti sınırı yok mu? Özel sektör sağa sola, doğal gaz dönüşümlü santral yaparken yerli kaynaklar neden düşünülmüyor? Bu tablonun pahalı elektriğe katkısı nedir? Elektriği yüksek fiyattan kullanmamızın sebepleri ortada.
1 - Doğalgaz fiyatlarının yüksekliği,
2- Yüksek işletme maliyetleri,
3- Yap-İşlet, Yap-İşlet-Devret, İşletme Hakkı Devri şirketlerinden ve mobil santrallerden pahalı elektrik alımı,
4- Yüksek dağıtım kayıp/kaçakları,
5- Yüksek vergi ve fon kesintileri…
Elbette EPDK, bu işin altından tek başına kalkamaz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı da elektrik üretiminde (EÜAŞ), iletimde (TEİAŞ), toptan ticarette (TETAŞ) ve dağıtımın (TEDAŞ) gibi kurumlarını gözden geçirmesi gerekir. Kamu işletmeciliğinin bazı avantajları kadar, negatif etkilerinin de dikkat alması kaçınılmaz.
Özetle, enerji piyasasının hedefleri net olmalıdır. Enerji arzında kalite, verimlilik ve süreklilik, rekabetçi bir piyasa yapısı amaçlanmalıdır. Toplantılardaki talep listeleriyle bir yer gitmemiz, elektriği verimli hale getirmemiz zor.