Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Havacılık sektörü 2020 yılından önemli gelişmeler beklerken büyük çöküş yaşadı. 2021’de düzelme beklenirken, görünen manzara pek iç açıcı değil. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA), bugüne kadar yapılan rezervasyonlara ilişkin verilerin havacılık endüstrisi için 2021 yılının “beklentilerden kötü” geçeceğini gösterdiği uyarısında bulunuyor. Bu gelişmeler pek çok yeniliğin ve dönüşümün beklendiği havacılık sektörünün gelecek 10 yılını etkileyecek. Salgın sonrası değişen stratejiler ve devam eden belirsizliklere rağmen 2030 yılına kadar önemli yenilikler ve farklılıklarla tanışacağız. Fazla meraklandırmadan detaylara geçeyim.

1) Çin en büyük pazar olacak

Halihazırda havayolu yolcu sayısı 4 milyarın biraz üzerinde. 2030’lu yılarda 5 ile 6,8 milyar yolcu seviyelerine gelmesi tahmin ediliyor. Ancak 2037'ye kadar iki kat büyümeyle 8,2 milyar yolcuya ulaşılması bekleniyor. IATA’nın verilerine göre 2025 yılına kadar Çin dünyanın en büyük havayolu pazarı olarak ABD'yi geçecek. Aynı zamanda Çin, 2040’larda dünya havacılık pazarından en büyük pastayı alacak. Havacılık endüstrisindeki şirketlerden Çin pazarına giremeyenler geri planda kalacak. Çin ile birlikte Asya-Pasifik bölgesi havacılığın merkezi konumuna gelecek. Hindistan da bugünkü durumundan daha iyi konumda olacak. Endonezya da benzer şekilde ön plana çıkacak. ABD ile birlikte Batılı birçok ülke ve özellikle İngiltere pazarında düşüş olacak.

2) Bölgesel uçaklar artacak

Çin, Japonya ve Rusya günümüzde bölgesel uçak üretimlerine yatırım yapan, yeni modeller geliştiren ülkeler olarak farkındalık gösteriyorlar. Bu gelişmeler aynı zamanda Airbus ve Boeing’in Asya pazarında daha fazla yatırım yapmasına, etkin rekabetine neden oluyor. Diğer taraftan Çin de son 10 yıldır Batılı uçak imalatçılarının hakimiyetini kırmak için çabalıyor. Henüz belli bir başarıya ulaşmış da değil. Fakat 2030’lu yıllarda batılı üreticilere sert bir rakip olacağını tahmin etmek de zor değil. Çinli üretici COMAC, bugüne dek ARJ21 ve C919 model uçakları, tasarlayıp, üretti. Rusya ile üçüncü model üzerinde çalışmalara devam ediyor. Bunun yanı sıra Rusya da kendi bölgesel uçağını üretiyor. Sukhoi Superjet 100 ve Rus İrkut üretimi MC-21’in varyantları ve Japonya’da Mitsubishi Heavy Industries (MHI) Spacejet bölgesel uçakları MTJ70 ve MRJ90 da 2030’lu yıllarda gökyüzünde görülmesi öngörülen uçaklar arasında yer alıyor.

3) Uçak içi teknolojiye doyacak

2030’lu yıllara gelindiğinde uydu teknolojisinin gelişmesiyle birlikte uçak içindeki teknolojiler en üst seviyeye çıkacak. Uçuş süresi boyunca kesintisiz ve hızlı Wİ-Fİ kullanımı günlük ihtiyacın bir parçası olacak. Birbiriyle entegre edilen sistemler uçakların yerde kalma sürelerini kısaltacak, yeni teknolojiler sayesinde teknik arızalar önceden fark edilecek ve hızlı müdahale edilecek. Maliyetler düşecek, verimlilik artacak. Yolcu güvenliği ve konforu açısından da maksimum fayda sağlanacak. Özellikle uçak içindeki sanal gerçeklik teknolojilerinde ve koltuk tasarımlarında önemli gelişmeler olacak. Böylece uçak içi eğlence sistemi yolcu konforunu artıracak. First, business ve ekonomi sınıfları arasında nasıl bir farklılık olacağını kestirmek bile zor olacak. Çünkü teknolojik gelişmelerle maliyetler azalacak, konfor artacak. Yolcular da artan teknolojiyle ekonomi sınıfında da günümüze göre lüks konseptte uçacaklar.

4) Uzun uçuşlar sorun olmayacak

Dünyanın en uzun uçuşunu yapmak için yıllardır network havayolları rekabet halinde. En son Avustralyalı Qantas’ın Sunrise projesi Kovid-19 salgının gölgesinde kaldı ve ötelendi. Tahminlerine göre 2019 yolcu seviyeleri ancak 2024’te yakalanacak. O zamana kadar da uzun uçuş projeleri büyük ihtimalle konuşulmayacak. 2025’lerden sonra ise teknoloji harikası uçaklarla dünyada menzil sorunu olmayacak. Bağlantılı uçuşlara talep düşecek ve bu uçuşlara ev sahipliği yapan büyük, merkez havalimanlarının yoğunlukları azalacak. Havayolları arasında en uzun uçuş yarışı da 2030’lara varmadan son bulacak. Dünyanın herhangi bir noktasındaki iki şehir arasında yolcu talebi olduktan sonra mesafe farkına bakılmadan, yeni tasarım uçaklarla rahatlıkla seferler düzenlenecek.

5) Süpersonik seyahatler başlayacak

ABD’de süpersonik uçak projesi üzerinde çalışan hatta belli seviyeye gelen şirketler var. Geçtiğimiz hafta da Rusya ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), azami 30 kişi taşıyacak süpersonik bir yolcu uçağı geliştirmek için ortak şirket kuracaklarını açıkladı. Süpersonik uçağın üretimine 2022’de geçilmesi, hızının da saatte 2400 km civarında olması hedefleniyor. Dünyada süpersonik uçuşlar 2003 yılında sona erdi, ama konu hiç gündemden düşmedi. Boeing, Lockheed Martin, Aerion, Spike, Boom Aerospace gibi şirketler şu anda süpersonik uçak projeleri üzerinde çalışıyor. Görünen ortak hedef süpersonik uçuşlarla 2030’da gökyüzünde olmak. Süpersonik seyahatler için tasarlanan tüm modellerin kapasiteleri ise 100 yolcunun altında. Ön plana çıkan projelerden Boom Overture 50 ila 75, Aerion S2’de 8 ila 11, Spike S-512’de 18 yolculu olarak projelendirilmiş durumda. Elbette gelişmelere göre tasarımlar değişecektir. Süpersonik yolculu uçuşlarda menzil sorununu ortadan kaldıracağı için bağlantılı seyahatler ve merkez havalimanları bu gelişmelerden etkilenecektir.

6) Elektrikli motorla uçulacak

Kovid-19 salgını öncesinde son katıldığım dünyanın en önemli havacılık ve uzay fuarı Paris Airshow’da ilginç tasarımıyla ‘Eviation Alice’ dikkatimi çekmişti. İsrailli Eviation şirketinin, Alice ismini verdiği ilginç tasarımlı, 3 motorlu, geniş pencereli, 9 yolcu kapasiteli yeni modeli, bölgesel ve tam elektrikli uçak olarak tasarlanmış. 2021’de ilk uçuşunu yapması, 2023’te de sertifika alması hedefleniyordu. Yaklaşık 1.050 kilometre menzile, 10 bin feet yükseklikte, saate 450 km hızla uçabilecek. Tek şarjla 2 saatin üstünde havada kalabilecek. Dünyanın ilk elektrikli yolcu uçağı olacağı iddiasıyla da çalışmalarını devam ettiriyor. Buna benzer epey çalışmada var. Mesela Airbus- Rolls Royce- Siemens ortaklığındaki E-Fan X adı verilen hibrit-elektrikli uçak projesi dikkat çekmişti, ancak Airbus ve Siemens projeden ayrıldı. Rolls-Royce projeye devam edeceğini açıkladı. Elektrikli otomobil çalışmaları dahil birçok alanda pil teknolojisindeki gelişmeler her açıdan belirleyici olacak. Her hâlükârda da 2030 kadar gökyüzünde elektrikli motora sahip uçaklarla seyahat edileceği beklentisi yüksek.

7) Uçan otomobiller hayata geçecek

Bu alandaki projeler çok hızlı dönüşerek, gelişiyor. Pil teknolojisi, malzeme bilimi, bilgisayar simülasyonundaki gelişmeler, sabit kanatlı araçlar ve dronlar sürekli gelişiyor. Kovid-19 salgını da uçan otomobil çalışmalarını etkilemedi. Fakat bu alanda 400’e yakın proje var. Hangisinin ne zaman öne çıkacağı ve nasıl bir teknolojik farklılık sergileyeceği ise bilinmiyor. Son olarak ABD’li Terrafugia’nın uçan otomobili Transition, FAA’den testler için uçuşa elverişlilik sertifikası aldı. Daha önce de Hollandalı Pal-V’nin geliştirdiği uçan otomobil Liberty, Avrupa Birliği'nden yollarda kullanılmak üzere onay almıştı. Henüz havacılık otoritelerinin uçan otomobiller ve yolcu taşıyan drone’lar için düzenleme yapmış değiller. Bu projelerin çok yakında gökyüzünde olması bekleniyor, ama şehirlerin buna hazır hale gelmesi 2030’u bulacaktır.

Aşılı veya aşısız uçuşlar yeniden eski yoğunluğuyla ve sorunsuz yapılmaya başlasa bile birçok rutin alışkanlıklarımıza elveda dememiz gerekiyor. Neler mi değişecek? En başta şirketlerin pazarlama politikaları, ücretlendirme, yapılamayan ve yapılmak istenmeyen yolculuğun iadesi, müşteri memnuniyeti gibi birçok hususta değişimler olacak. Dolayısıyla Kovid-19 öncesinde çok seyahat eden, uçakları, birçok havayolunu ve havalimanını bilenlerin tecrübeleri de bu yeni gelişmelerden nasibini alacak. Neler alışkanlıklarımızı değiştirecek beraber bakalım;

1) Havayollarının ücret iadesi

Salgın öncesinde seyahate çıkacaklar rezervasyonlarını aylar öncesinden planlıyordu. Ancak yolcular, yeni dönemde rezervasyonları uçuşlara 2-3 gün kala yapıyorlar. Küresel araştırmalarda bu duruma dikkat çekiyor. Kovid-19 yüzünden hiç kimse rezervasyon yaparken uzun vadeli düşünmüyor. Ayrıca rezervasyon yaptıranlarda öncelikle yapılamayan veya vazgeçilen uçuşların ücretlerinin ne şekilde iade edildiğini azami özen gösteriyor. Şirketlerin herhangi bir durumda geri iade yapıp / yapmadıkları araştırılıyor. Yaşanmış kötü tecrübeler de havayolu tercihinde önemli rol oynuyor.

2) Havalimanına özel araçla ulaşım

Malum Kovid-19 salgını insanları toplu taşımadan da uzaklaştırmaya başladı. Havalimanlarına en hızlı ve trafiğe takılmadan ulaşabilecek seçenekler dikkate alınıyor, tren, metro, otobüs gibi taşıtlar değerlendiriliyordu. Bu rutin de değişti. Havalimanına erişimlerde özel araçlar tercih edilir oldu. Havalimanı otopark ücreti makul ise burası kullanılıyor, değilse bir tanıdıkla havalimanına ulaşım sağlanıyor.

3) Özel yolcu salonları kullanımı düştü

Sık uçan, tecrübeli yolcular salgından önce havalimanına erken gelir, seyahatin stresine girmeden özel yolcu salonlarında keyifle vakit geçirir, sonra uçağa geçerledi. Ancak koronavirüs bulaşma riski bu alışkanlıkları da değiştirdi. Havalimanına vakitlice gelip, bir yerlerde fazla beklemeden ve temas etmeden uçağa binilecek şekilde plan yapılıyor. Her ne kadar özel yolcu salonlarında hijyen kuralları sağlansa da buralarda vakit geçirmeyi risk olarak görülüyor.

4- Uçağa en son binip ilk inenler

Havalimanlarına girişlerde ve uçaklara binişlerde kuyruklar oluşuyor. İstanbul Havalimanı’nda, Sabiha Gökçen’de bu durum dikkat çekiyor. Türk Hava Yolları, Pegasus veya diğer havayollarının uçuşlarında ne kadar dikkat edilse dahi kuyrukların önüne geçilemiyor. Sosyal mesafeyi korumakta hayli güç. Uçağa bindikten sonra da el bagajlarının yerleştirilmesinde arbede yaşanıyor. Tecrübeli sınıfında gördüğümüz bazı yolcular ise bu dönemde uçağın kapısının kapanacağı son ana kadar beklemeyi tercih ediyor. Uçağa binen son kişilerden birisi olmanın riski azalttığını düşünüyorlar. Bekleme esnasında ise kalabalıklara karışmıyorlar. Bu kişilerin birçoğu özellikle kısa mesafeli uçuşlarda uçaktan öncelikli inebilecekleri koltukları tercih etmeye özen gösteriyorlar. Böylece son binen, ilk inenler arasında olunca uzun süre sosyal mesafenin daraldığı ortamlarda da kalmamış oluyorlar.

5- Stratejik koltuk seçimi

Yolcular koltuk seçimlerinde de daha stratejik yaklaşım sergiliyorlar. Tecrübeli yolcular uçak modeline göre seçim yapıyorlar. Daha az insanla yakınlaşmaktan kaçınılacak cam kenarı ve aradaki mesafeyi koruyan acil çıkışlarda uçmayı tercih ediyorlar. Acil çıkışlar için ekstra ücret alınsa da tecrübeli yolcuların bu alana olan talepleri önemli şekilde artmış durumda.

6- Aşılanmış ekiplerle uçuş

Tecrübeli yolcular önceden sadece uçuş ekiplerinin hizmetteki hızına ve kalitesine bakardı. Fakat günümüz şartlarında ise bu profesyonel yolcular aşılanmış ekiplerle uçmaya önem veriyor. Kabin ekiplerini aşılamada mesafe kat eden havayolları da bu durumu bir rekabet aracı olarak pazarlamaya başladı. Etihad, Singapur Hava Yolları, Emirates ve İsrailli El Al Havayolları aşılanmış ekiplerle ilk seferlerini gerçekleştirdi. Önümüzdeki günlerde “aşılanmış ekip” meselesi daha fazla gündeme gelecek gibi görünüyor.

7- Tuvalet tercihi değişti

Uçakların ve havalimanlarının tuvaletleri çok yoğun kullanıyor. Ne kadar dezenfekte edilse de temiz tutma alışkanlığı olmayınca tablo değişmiyor. Kovid-19 salgın sürecinde bulaşma riskinin en yüksek olduğu yerlerin başında da tuvaletler geldiği için tecrübeli yolcular dikkatli davranıyor. Öncelikle havada, uçak içindeki dar mekânda ihtiyaç gidermektense, tecrübeli yolcular havalimanında az kullanılan tuvaletleri bulup, kullanıyorlar. Biniş kapılarına, yiyecek-içecek mekanlarına uzak tuvaletler az kullanıldığı için buralar tercih ediliyor. Türkiye’nin havalimanlarındaki tuvaletleri de maalesef dünyadaki temizler arasında yer almıyor. Tecrübeli, bilinçli yolcu olarak anılmak istiyorsanız, bu detayı da dikkate almanızda fayda var.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00