Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        İngiliz BP ile Türkiye, bundan yaklaşık 10–11 yıl önce ciddi sıkıntılar yaşıyordu. Türkiye’nin enerji koridoru olmasını BP desteklemiyor, hatta istemiyordu. Amerika’da devlet olarak Türkiye’nin Bakû-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı Projesini destekliyor, ancak Amerika’nın dev petrol şirketlerinin bazıları pürüz çıkarıyordu.

        Türkiye, 1999 yılında büyük depremi yaşadığında ise BP, Amerika’daki finans çevrelerine BTC’yi bu şartlarda Türkiye’nin yapamayacağını, böyle bir gücü olmadığını ilan ediyordu. Amerika ise o yıllarda bile Türkiye’nin terör problemine karşı ilgisiz, hatta Kuzey Irak’ta çizilen sınırlar, koyulan uçuş yasakları sebebiyle terörün merkezine operasyon yapılmasına sınırlı ölçüde destek veriyordu. Diğer bir ifadeyle Irak’ta PKK terörünün yerleşik olması, ABD kontrolünde operasyonlar yapması Amerika’nın işine geliyordu.

        Netice itibariyle her şeye rağmen BTC hayata geçti. Türkiye’ye Azeri petrollerinden çok az pay verilmesine ve BTC’de ise ciddi sorumluluklar yüklenilmesine rağmen projede yürüdü. Bugün sağlıklı çalışıyor, ama İngiliz BP’nin önüne bazı detayların konması gerekir. Çünkü BP artık sabıkalı bir şirket.

        Meksika Körfezi’nin petrole bulanmasında, BP üst düzey yöneticilerinin ciddi hatası var. Dolayısıyla BP’nin tepesinde bulunan Toni Hayward’ın Azerbaycan’ı ziyaret ederek, şirketinin bu ülkedeki yatırımlarından çekilmeyeceğine dair verdiği mesajların iyi değerlendirilmesi icap ediyor.

        Çünkü BP’nin önceliği şüphesiz kar etmek. Ama başkalarını yaşadığı ülkelere, coğrafyaya verdiği önemin kaçıncı sırada geldiğini kimse bilmiyor. Bu sebeple Azeri-Çırak-Güneşli, Şah Deniz, BTC ve BTE üretim ve boru hattı projelerinde önemli hissesi var. Ciddi karlar ediyor. Dolayısıyla, altın yumurtlayan tavuğu kesmek istemiyor, Hazar’da petrol üretimi için yeni anlaşmalara imza atıyor.

        Türkiye ise Azerbaycan ile ikili ilişkilerini düzeltmeye çalışıyor, ancak doğal gaz pazarlığı yapabiliyor. İki kardeş ülkenin ilişkilerinde BP ve İngiliz rolüne mutlak surette bakmak gerekir. Irak’la olan ilişkilerimizde Amerika’nın üstlendiği rolün farklı versiyonda benzeri Azerbaycan’da yaşanıyor.

        AK Parti Hükümeti’nin komşularla ‘sıfır problem’ stratejisinin gözden geçirilip detaylandırılması şart. ‘Irak ile akrabalık bağlarımız var’ ama ilişkiler Amerika üzerinden yürütülüyor. Azerbaycan kardeş ülke, fakat enerji kaynakları üzerinde Batılı ülkeler söz sahibi. İnsansız hava aracı yapma kabiliyetimiz da var, ancak İsrail’e sipariş ediyoruz.

        Rusya ile yakınlaşmadan önce Boğazlardan geçen petrol tankerlerinin trafiğini düzenlemekten bile acizdik. İki ülke çeşitli alanlarda yakınlaşıp, on yıllık mazisi olan Samsun Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı gibi projeler devreye girince, daha somut adımlar atabiliyoruz. Uzaktaki müttefiklerle olan ilişkilerle, yakın komşularla diyalogları farklı kulvarlarda değerlendirmek için daha fazla zaman kaybedilmemeli…

        Astana Han Çadırı ile Dubai Yolunda

        Yaklaşık bir yıl önce Kazakistan’ın yeni başkenti Astana’yı Rixos Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve Sembol İnşaat Yönetim Kurulu Üyesi Fettah Tamince ile dolaştığımda şaşırmıştım. Zira Han Çadırı projesi dudak uçuklatacak cinsten, şaşırtıcı bir mimariyle yapılıyordu. Bizim dolaştığımız günlerde, alış-veriş ve eğlence merkezi olacak Han Çadırı’nın direğinin nasıl dikileceğine dair çalışmalar yapılıyordu.

        Daha proje bitmeden de harika mimarisiyle dünyanın çeşitli ülkelerinden televizyonların ilgi odağı olmuştu. Dün ise Astana'nın başkent ilan edilişinin 12. yıldönümü ve Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in doğum gününde törenle açıldı. Orta Asya’nın en istikrarlı ülkesinde, böyle bir törende Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün bulunması önemli.

        Dikkatinizi çekmemde fayda var; Han Çadırı tek başına Astana’yı ziyaret sebebi olabilir. O derece ilginç ve ülkenin kültürel yapısına uygun, aynı zamanda yaşayan en önemli mimar Lord Norman Foster'in imzasını taşıyor.

        Bir yıl önceki Kazakistan seyahatimi Kazakistan Cumhurbaşkanlığı’nın davetiyle gerçekleştirmiş, bu vesileyle de başkent olarak inşa edilen Astana’nın yeni ve farklı mimari özelliği olan binalarını da yakından inceleme imkânı bulmuştum. Ancak, Astana’nın imarında başta Fettah Tamince olmak üzere Türk iş adamlarının imzası olduğunu söylersem, yanılmış olmam. Tamince’nin inşa ettiği Astana Arena geçen yıl açıldı. Kentin en keyif aldığım oteli Rixos’ta ise geçen yıl gittiğimde doluydu. Astana Kapalı Şehir'in temelinin atılması için de gün sayılıyordu.

        Astana’da şahit olduğum manzarayı şöyle özetlemem mümkün. Kazakistan Cumhurbaşkanı Türk işadamlarına ciddi fırsatlar tanıyor ve karşılığını da alıyor. Önüne koyulan yenilikçi ve farklı projelere açık. Bu sebeple de Han Çadırı projesini Nazarbayev de çok önemsiyor. Astana’nın simgesi olmasını hatta Dubai gibi bir merkez şehir konumuna yükselmesinde öncü rol veriyor. Daha önemlisi Kazakistan’da tecrübe kazanan işadamlarımız, buradaki referans projeleriyle dünyanın farklı coğrafyalarına daha kolay açılma imkânı da yakalıyorlar.

        Diğer Yazılar