Döndük yine başa
'Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK) akaryakıt dağıtım ve bayi satışlarına yönelik iki aylık 'tavan fiyat' belirlemesi, piyasayı düzenlemeye, denetlemeye, fahiş kârın önüne geçmeye yönelik yeterli bir adım değil. 'Tavan fiyat' uygulamasını destekleyen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın 'Petrol Piyasası Kanunu'nu danışmanlarına gözden geçirtmesi gerekir. Zira bu kanunla alınacak önlemlerin piyasaya ciddi bir katkısı olmayacaktır.
Sebebi basit. Kanun belli şartlarda (kanunda yapılan tarif çok karışık ve sarih değil) EPDK'ya iki ay süreyle 'tavan fiyat' belirleme yetkisi veriyor. Peki ya sonra ne olacak? Ayrıca 'tavan fiyat' uygulaması rekabet getirmiyor. Sadece piyasayı kontrol eden firmaların kâr marjını sınırlıyor. Bu durumda petrol piyasasındaki büyük oyuncuların ortak hareketlerini engelleyecek, farklı fiyatlara, rekabete ve hizmete teşvik edecek yasalara ihtiyaç var.
'Tavan fiyat'tartışmaları olduğu günlerde küçük bir petrolcüye fiyatları nasıl belirlediklerini sordum. Aldığım cevap ilginçti; 'Fiyatları biz belirlemiyoruz. Özellikle 5 büyükler belirliyor. Küçük ana dağıtıcılar da aynısını uyguluyor.' Anlayacağınız büyük petrolcüler kanununu ellerine alıyor, mevzuatlara uygun en azami kâr marjlarını belirleyip, sefalarını sürüyorlar. Rekabeti ise cıncık-boncuk vererek yapıyorlar.
Durum böyle olunca, kendi elleriyle yaptıkları 'Petrol Piyasası Kanunu'nu EPDK'nın yanlış yorumladığına adları gibi inanıyorlar. Bu sebeple konuyu adli makamlara taşımak için çalışma yapıyorlar.
Petrolcülerin, EPDK'nın aldığı kararı, kanuna aykırı bulduklarını 'tavan fiyat' uygulamasına geçilmeden önce bu köşede kaydetmiştim. Çünkü kanundaki muğlak hükümler, yaşadığımız ortam için 'tavan fiyat' uygulamasına cevaz veriyor gibi görünmüyor.
Ama piyasanın yaklaşık yüzde 95'ini elinde tutan petrolcülerin, büyük bir uzlaşı içinde ortak hareket ettikleri, fakat rekabet etmedikleri gayet açık bir şekilde ortada duruyor. Asıl önemli olan bu durumun ortadan kaldırılmasıdır. Enerji Bakanı Yıldız'ın ve EPDK Başkanı Hasan Köktaş'ın konuya bir de bu taraftan bakmalarında fayda var.
Aksi halde iki ay aralıklarla petrol tartışması gündemimizden düşmeyecektir. Geri kalmış, demokrasiden nasibini almamış ülkelerde olduğu üzere asker-sivil tartışmasını kısa aralıklarla yaşarken bir de başımıza rutin aralıklarla petrol tartışması gelmesin...
Eğer EPDK bu işin içinden çıkamayacaksa o başka. İşte o zaman asker göreve...'
Bu yazıyı 30 Haziran 2009'da Habertürk'te 'Petrole tavan fiyat ucuz yaklaşım' başlığıyla yazmışım. O günden bu zamana ne değişmiş? Hiçbir şey. Tekrar başa döndüğümüze göre en azından bu defa dağıtıcıların aldıkları komisyonlar, kâr marjları Avrupa Birliği normlarına göre düzenlenebilir. Yüzde 14 seviyesindeki oranlar da rahatlıkla yüzde 7 seviyelerine çekilebilir. Her defasında vergilerin arkasına saklanmanın mantığı yok.
Haydarpaşa ne olacak?
Ankara'ya yeni gar için önümüzdeki ay ihaleye çıkılıyor. Ankara'nın eski garı da yenisiyle entegre edilerek, hatıralarını taze tutulması sağlanacak. Anlayacağınız tarihi Ankara Garı'nın geleceği belli. Peki, sadece İstanbul'un değil tüm Türkiye'nin hafızası olan Haydarpaşa Garı'nı nasıl bir gelecek bekliyor?
Geçen hafta Milano Garı ile Ankara'nın yeni garını kıyaslamış, Türkiye'de raylı sistemin Yüksek Hızlı Tren (YHT) projeleriyle farklı boyut kazanacağını yazdım. Haydarpaşa için de Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ve TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman'ın bir vizyon arayışı içinde olduğunu kaydettim. Bu yazım üzerine Karaman ile görüştüm. Bir noktayı atlamış olduğumu hatırladım; Marmaray Projesi sonrası değişimlere ve Haydarpaşa'nın bu proje sonrası nasıl bir işlev kazanacağına işaret etmemişim.
Bilindiği üzere Marmaray, Avrupa yakasında bulunan Halkalı ile Asya yakasında bulunan Gebze'yi kesintisiz, modern ve yüksek kapasiteli bir banliyö demiryolu sistemiyle bağlayacak. Bu proje devreye girdiğinde Haydarpaşa'ya olan trafik de azalacak. Fakat Haydarpaşa'nın gar kimliğini kaybetmemesi lazım. Aynı durum Sirkeci Garı için de geçerli.
Çünkü yeni hat, Kazlıçeşme'de yeraltına giriyor, yeni yeraltı istasyonları olan Yenikapı ve Sirkeci boyunca ilerliyor ve İstanbul Boğazı'nın altından geçerek yeni yeraltı istasyonu olan Üsküdar'a bağlanıyor. Tekrar Söğütlüçeşme'de yüzeye çıkıyor. Görüldüğü üzere iki gar da işlevsiz kalıyor.
Haydarpaşa için üniversitelerden ve koruma kurullarından bir heyet çalışıyor. Gar bölümü ve alt katların halka açık bir yaşam merkezi haline getirilmesi, bir kısmının da müze olması söz konusu. Üst katlar ise otel de olabilir, şirketler için show roomları da. Hatta bu bölümlerde sergi ve gösteri merkezleri yapılabilir.
Ancak çalışmalar devam ediyor, henüz net bir karar yok. Ayrıca Haydarpaşa ve bölgesi olarak genel bir çalışma yapılıyor. Fakat her halükârda trafik az olsa bile Haydarpaşa'ya tren seferleri konarak bir yönüyle hatırasına saygı gösterilmek isteniyor. Sirkeci için ise henüz çalışmalar devam ediyor.