Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Türkiye’de ciddi bir ithalatçı lobisi var. Bazıları da kayıt dışı çalışıyor. Sanayici ve tüccarlar başta olmak üzere bürokrasinin de önemli bir kısmı bu durumdan haberdar ve rahatsız. Dürüst imalatçıların ve kurallara göre hareket eden ithalatçıların durumunu varın, düşünün. Ancak ortada kapı gibi bir de ithalatta kayıt dışı problemi söz konusu. Ama henüz gündemde değil.

        Dün Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, ilk defa bir ilke imza atarak ithalatımızı masaya yatırdı. Bakan, 2010 yılında 183 milyar dolarlık ithalat gerçekleştiğinin varsayılabileceğini, dış ticaret açığının da 70 milyar dolar düzeyinde olabileceğinin altını çizmiş. İthalatta günah keçisi olarak da enerji kalemleri gösterilmiş.

        Anlamadığım şu; İhracat yapan şirket sayısı, ithalat yapanlardan az. İthalatın büyüklüğü oranında, şirket sayısı da ihracatçılardan fazla. Ancak sürekli konuşulan, tartışılan ihracat. Peki menfaatlerini uygun yasal kılıflarla koruyan ithalat lobisi bilinçli olarak mı unutuldu?

        Bu sebeple, sektörlere göre ithalatçı firmaların isimlerinin duyurulmasını umuyordum. Yanılmışım. Bakan Çağlayan da bu tür bilgilerin gizliliğine işaret ederek, bu firmaları açıklayamayacaklarını belirtmiş. Acaba nasıl bir gizlilik söz konusu, açıklamanın ne gibi sakıncaları olabilir? Anlayabilmiş değilim.

        Bakan Zafer Çağlayan, ‘İthalat, Türkiye’de yıllardır konuşulmaktan çekinilen, adeta tabu kabul edilen bir konuydu’ diyor. Haklıdır. Defalarca aynı eleştiriyi ben de yaptım. Ancak ithalat kötü bir şey değil, çoğu durumda ihracatın şartı gibi. Fakat Türkiye’de konuşulmadığı için çok tuhaf ithalat yöntemleri geliştirilmiş.

        Mesela ‘Çin malından korunmak’ amacıyla belli kurlar koyuyorsunuz. Uyanık ithalatçılarımız, aynı ürünü Avrupa üzerinden, üstelik gümrüksüz olarak ülkeye sokuyor. Acaba ithalatta bir politika veya strateji eksikliği yok mu? Galiba yeni konuşmaya başladığımız için tabuların yıkılması için biraz daha sabretmemiz gerekiyor. Fakat buna da şükür. Bakan’a teşekkür.

        En anlaşılır ithalatımız enerji kalemleri

        Ara mallarında en önemli kalem olan enerji girdilerinin, Türkiye’nin olmazsa olmaz ithalat kalemi olduğunu biliyoruz ve imkânlarımız ortada olduğundan anlayışla karşılıyoruz. Fakat 2010 sonu itibarıyla 38 milyar dolar olarak gerçekleşmesi beklenen enerji kaynakları ithalatı düşüldüğünde bile dış ticaret açığımız 33 milyar dolar seviyesinde kalıyor. Dolayısıyla bu tarafın detaylıca masaya yatırılması gerekmez mi? Çünkü istihdama ciddi darbe vuran, içerideki üreticiyi zor duruma sokan kalemler bu cenahta yer alıyor. Ayrıca enerjideki ithal kalemler de pekâlâ kaynaklarına ve menşelerine göre gözden geçirilebilir. Dokunulmaz değil ki…

        Yasak koyma ama kural koy

        İthalatın yükselmesinden kimsenin memnun olmadığını dile getiren Bakan Çağlayan’a bu noktada katılmıyorum. Memnun olanlar, ihracatçılardan daha fazla örgütlenmiş ithalatçılardır. Haklarını yememek lazım. Bu büyüklükteki ithalat rakamlarıyla önemli kesimler memnun ve mutlu edilir. İthalat lobisi de iyi çalışır.

        İhracat lobisini bir yere kadar anlarım. Tolere edilebilir, ancak ithalatçılar için aynı şeyleri söylemek mümkün değil. ‘Devlet olarak bunun ithalatını yasaklıyorum’ denemez, fakat kurallar koyulur ve sıkı denetlenir. Uymayanlara da ciddi müeyyideler uygulanır. Bunlar eksik. Elimde dünkü yazımı zenginleştirecek gözlük sektörüyle ilgili çarpıcı rakamları içeren güzel bir örnek var.

        Devlete 6 milyon kaçak ithal ürün

        Türkiye’nin gözlük çerçeve üretme kapasitesi Gözlük Sanayicileri Derneği Başkanı Mehmet Dibi’den aldığım verilere göre 20 milyon adet. Sadece Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) 2010’da kullandığı rakam ise 11 milyon. Şimdi sıkı durun. Kayıtlı gözlük çerçevesinde durum şu; Yerli imalatçılar 2010’da yaklaşık 3 milyon adet üretmiş. Kayıtlı ithalat da 2 milyon civarında. Hepsinin SGK’ya verildiğini düşünseniz bile 5 milyon adet eder. Peki devletimizin güzide kuruluşu SGK kanalıyla alınan 6 milyon gözlük çerçevesi nereden, nasıl geldi? Hangi gümrük kapısından girdi? Kimler aracılık etti?

        Namuslu işadamına, dürüst ithalatçıya yazık değil mi?

        İthal edilen her gözlük çerçevesinden de 3 dolar yerli imalatçı lehine koruma payı alınıyor. Galiba bu pay rakamı, denetim, kayıt ve kontrol olmadığı için bu ürünlerin ülkeye kaçak yollardan girmesi için teşvik rolü oynuyor. Optikçiler de işyerlerine teslim kaçak gözlükleri, menfaatlerine uygun şekilde, yerlilere ve kurallara uygun ithal edilmiş ürünlere tercih ediyor. En azından SGK, ilaçta olduğu gibi burada da bir karedod uygulayabilir.

        Yukarıdaki durumu alın birçok sektöre uygulayın. İthalatta kayıt dışı tablo değişmiyor. Bakan Çağlayan’ın dikkatine sunmak isterim.

        Diğer Yazılar