Şimdi geriye dönüp bakıyorum da dümdüz, pürüzsüz bir yolda yürümüşüm gibi geliyor bütün hayatımı. Oysa 47 yıldır yürüdüğüm bu yolun dizlerimin bağını çözen yokuşlar, kafamın içini arapsaçına döndüren virajlarla dolu olduğuna yemin edebilirim! Ama işte bugün, tam da bugün, durduğum yolun bu noktasından geriye dönüp baktığımda buraya kadar nasıl geldiğime bir anlam veremiyorum. Ne yokuşlar, ne virajlar aklımda...

İnsan unutur mu hatırlar mı? Ben unutarak yaşıyorum sanırım! Kulağa korkunç geliyor biliyorum. Ama maalesef ben bütün kötü hatıraların yanında yaşadığım onca güzel anı da unutarak başlıyorum her yeni güne... Aslında bu cümleleri ‘di’li geçmiş zaman eki’yle kurmalıydım. Çünkü 40’lı yaşların kapısını aralayıp içeri girdiğimden beri unutmaya değil daha çok hatırlamaya çalışıyorum.
İyisiyle kötüsüyle sağımdan solumdan, başımın üstünden geçip giden ‘an’lardan daha çok yakalayıp cebime doldurmak için elimden gelen her şeyi yapıyorum... Ve bu ‘hatırlama’ mücadelemde en büyük yardımcım şarkılar... Kendi kendime beynimin içinde bir ‘an’lar soundtrack’i oluşturmaya başladım. Bir gün dönüp baktığımda hatırlamak istediğim, canımı yakan ya da ayaklarımı yerden kesen ‘an’larım için her geçen gün daha da genişleyen bir playlist’im var artık...

GENÇLİĞİMLE DERTLEŞTİM

HT Stüdyo’nun yeni bölümü için Gripin’le buluşmaya giderken yıllar öncesinden Birol’un sesi kafamda dönüp duruyordu: “Geçmişi özlüyorsan hadi durma ağla, ağla...”
Geçmişi özlediğimi söyleyemem doğrusu ama benim de tıpkı Pessoa gibi, ‘yeniliklere karşı kaygıyla karışık bir hissiyatım var...’ Tam da bu yüzden, ‘bildiğim yerlerde rahat ettiğimden’, kafamın içindeki ‘playlist’te dönüp dönüp hep ayını şarkıları çalıyorum: “İster yen ister yenil / daha gençsin öğreneceksin...”
Birkaç yıl önce Spotify, üyelerinin şarkı listelerine dayanarak yaptığı bir analize göre insanların orta yaş krizine 42 yaşında girdiklerini ortaya çıkarmıştı! Araştırmaya göre insanlar ergenlik dönemlerinde daha çok müzik listelerinin zirvesindeki popüler şarkıları dinlerken 20’li yaşlarının ortasından sonra kendi müzik zevkleri ortaya çıkmaya başlıyormuş. Müzik zevkinin olgunluğa ulaştığı yaş ise 35’miş!


İnsanlar 30’larının ortalarında ‘herkesin’ değil ‘kendisinin’ sevdiği müziği dinlerken 42’nci yaşıyla birlikte yeniden popüler müzik listelerinin zirvelerinde dolaşan şarkıların peşine düşüyormuş. Analizi yapanlar, insanların 40’lı yaşlarıyla birlikte yeniden içlerinde bir yerlerde uzun süredir kös kös oturan ‘gençliklerine’ kulak verdiklerini söylüyordu.
Belki de bu yüzden 30’larımın ortasında günlerce kulağıma “Dört işlemden ibaret parmak hesabıyla bütün hayatım / Eksildikçe saatler ömrümden artıyor gelecek telaşım...” diye fısıldayan Gripin’le sohbet ederken aslında kendi ‘gençliğimle’ dertleşiyormuşum gibi hissetim.

RUHUMUN TIPASI AÇILDI

Birol (Namoğlu), Murat (Başdoğan), İlker (Baliç) ve Arda (İnceoğlu) İstanbul’a tepeden bakan bir terasta gülüşürken, ‘şimdi’ gözüme dümdüz ve pürüzsüz görünen ‘yol’da, kaç yokuşu çıkmama ya da kaç virajı sağ salim almama yardım ettiklerinden haberleri yoktu... Birol’un sesiyle ‘ruhumda tıpası açılan bir borudan’ kafamın içine doluşan anıları da göremediler tabii ki... “Bir vakitler olduğum bir daha asla olamayacağım şeyler” beynimde oradan oraya koştururken Gripin’in ağustos ayında klibi dönmeye başlayan şarkısının ilk dizeleri stüdyonun bir köşesinden bana bakıyordu: “İnanır mısın dünya geçen gece / Sen dönerken rastladım kendime...”
Rapçiler-Rockçılar atışmasından taaaa 90’ların başında küçücük barlarda “Hastasıyızzzz” nidaları arasında başlayan yolculukları ve bugün geldikleri yeri anlatırken Gripin üyeleri, ben kendi yolculuğumu düşündüm... Başta da söyledim dümdüz, pürüzsüz bir yolda yürüdüğüme yemin edebilirim! Ne yokuşlar, ne virajlar aklımda...
HT Stüdyo çekimi bitiğinde Gripin’in yanından ayrılırken önümde uzanıp giden engebeli ve bol virajlı yola bakıyordum...
Daha ilk adımımı atmıştım ki Birol’un sesini duydum: “Bunca yılın hatırına / Sorma doldur be dünya / Elini korkak alıştırma...” 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!