Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Önce neymiş bu argümanlar bir bakalım, sonra arka planına uzanalım:

        1) Özgür iradenizi kaybediyorsunuz.

        2) Sosyal medyayı bırakmak günümüz çılgınlığına direnmenin tam on ikiden vuran yoludur

        3) Sosyal medya sizi pisliğin tekine dönüştürüyor

        4) Sosyal medya hakikatin altını oyuyor

        5) Sosyal medya söylediklerinizi anlamsızlaştırıyor

        6) Sosyal medya empati kapasitenizi yok ediyor

        7) Sosyal medya sizi mutsuz ediyor

        8) Sosyal medya ekonomik itibarınızın olmasını istemez

        9) Sosyal medya siyaseti imkânsız hale getiriyor

        10) Sosyal medya ruhunuzdan nefret ediyor.

        Jaron Lanier, Amerikalı bir bilim insanı, düşünür ve müzisyen. Son dönemde adını Netflix’te yayınlanan “Sosyal İkilem” belgeseli ile duyurdu ama aslında daha çok sanal gerçeklik işleriyle tanınan bir girişimci. Hümanizm ve sürdürülebilir ekonomide dijitalleşme üzerine yazıları da var. 1980’lerdeki girişimi VPL Research, ilk ticari sanal gerçeklik ürünlerini gün ışığına çıkarmasının yanı sıra avatarları, çoklu sanal dünyaları ve sanal gerçekliğin ameliyat simülasyonlarında kullanılması gibi önemli uygulamaların prototiplerini dünyaya armağan etti.

        Peki sanal dünyayla, internetle bu kadar iç içe olan bir isim nasıl oldu da “Sosyal Medya Hesaplarınızı Hemen Şimdi Kapatmanız İçin 10 Argüman”ı yazdı?

        ÖZGÜR VE ÖNGÖRÜLEMEZ

        REKLAM

        Lanier, bunu anlatmak için kedi ve köpeklerden yola çıkıyor.

        Bildiğiniz gibi çevrimiçi dünya kedi kaynıyor. En sıkı caps’lerde ve en şirin videolarda hep kediler var. Peki, neden köpeklerden çok kediler? Çünkü köpekler eğitilmeye açık ve öngörülebilir varlıklar. Onları biz evcilleştirdik. Bize hizmet ediyorlar. Onlara bir lafımız yok. Sadık ve güvenilir olmaları harika bir şey. Kediler ise farklı. Kendiliğinden ortaya çıkıp kısmen kendi kendilerini evcilleştirdiler. Öngörülebilir değiller. Popüler köpek videolarında köpek eğitimi paylaşılırken, en çok izlenen kedi videolarında kedilerin tuhaf ve şaşırtıcı davranışları var.

        Kediler zeki ama eğitimi eksiksiz şekilde alacak bir hayvan istiyorsanız pek de iyi bir seçenek değiller. “İnternette bir kedi sirki izleseydiniz, sizi en çok etkileyecek olan izleyicilerin arasında öylece dolaşma kararını tamamen kendilerinin verdiğini görmek olurdu” diyor Lanier.

        Buradan geleceğimiz nokta şu: Kediler görünüşte imkânsız olanı başardılar.

        Kişiliklerinden vazgeçmeden, kendilerini modern, ileri teknolojili dünyaya entegre ettiler. Peki insanlar öyle mi? Maalesef hayır. Lanier’e yeniden kulak verelim: “Ah keşke bu kesinliğe sadece kedilerimiz için değil, kendimiz için de varabilseydik! İnternet insanlarının geleceğine dair umudumuz ve hayallerimiz internet kedilerine bağlı. Her ne kadar köpekleri seviyor olsak da, en azından insanlarla güç ilişkileri bağlamında köpek olmak istemiyor, Facebook ve benzerlerinin bizi köpeğe dönüştürmelerinden korkuyoruz. İnternette saçma bir şey yapma dürtüsünü hissettiğimiz anlara, ‘köpek eğitim düdüğü’ne verilen tepki diyebiliriz. Köpek eğitim düdüklerini sadece köpekler duyabilir. Böyle anlarda, sinsi bir gücün kontrolü altına girmekten endişe ederiz…”

        İşte bu kitap, internette nasıl kedi olunabileceği hakkında. Sürekli gözetim altında olduğunuz ve davranışlarınızı manipüle etmekten başka ekmek kapısı olmayan, gelmiş geçmiş en zengin kişilerin yönettiği algoritmalar tarafından sürekli kışkırtıldığınız bir dünyada özerkliğinizi nasıl koruyabilirsiniz? Bunca dış etki karşısında nasıl kedi olabilirsiniz?

        İNTERNETTEN VAZGEÇMENİZE GEREK YOK

        Kitap, başta da belirttiğimiz gibi, bütün sosyal medya hesaplarınızı kapatmanız için 10 argüman öne sürüyor. 10 argümanın tümüyle hemfikir olsanız bile, hesaplarınızın bazılarını açık tutmak isteyebilirsiniz. Kedi olarak bu kadar imtiyazınız olsun tabii.

        On argümanı sunarken, içinde bulunduğunuz duruma ışık tutarak sizin için en iyi olana karar vermenizi kolaylaştıracak bazı yöntemlerden söz ediyor Lanier. Yine de kendiniz için en iyisini siz bilirsiniz.

        Sosyal medya olmadan nasıl yaşayabilirsiniz? Bunun yolunun interneti reddetmek değil, onu sahiplenmek olduğunu söylüyor yazar: “Arkadaşlarınızdan vazgeçmek zorunda değilsiniz: Sosyal medya kullanmak yerine onlara e-posta atın, ama servis sağlayıcısı tarafından okunmayan hesapları kullanın –bu yüzden, örneğin Gmail’i değil. Haberleri yine çevrimiçi takip edebilirsiniz: Direkt haber sitelerini, özellikle araştırmacı gazetecileri işe almış olanları okuyun. Youtube videolarını, en azından şimdilik, Google hesabınız olmadan da izleyebilirsiniz. Hesabınız olmadan, birtakım gizlilik eklentileri kullanarak izlemek size daha az manipülatif bir deneyim sağlayacaktır.”

        Peki neden yapasınız ki bütün bunları?

        Çünkü yazarımıza göre hesap kapatabilmek bir imtiyazdır; pek çokları sahiden de kapatamaz. Ama kapatma özgürlüğünüz olup da kapatmıyorsanız, daha az talihli olanları desteklemiş olmuyorsunuz, aksine birçok insanın tuzağa düşürüldüğü bir sistemi güçlendirmiş oluyorsunuz. “Ben, sosyal medya hesapları olmadan da medyada göz önünde bir hayat yaşanabileceğinin canlı kanıtıyım. Seçme şansı olanlarımız o seçenekleri keşfetmeli, yoksa onlar sadece teoride kalacaklar. İş hayatı paranın peşinden gider, bu yüzden seçeneği olanların elinde güç ve sorumluluk var. Sizin, evet sizin toplumu yok eden bu saçmalık olmadan yaşamanın yollarını bulup göstermek gibi net bir sorumluluğunuz var” diyor Lanier ve ekliyor: “Sosyal medya kullanmayı bırakmak, şimdilik, dev hatamızın yerini neyin alabileceğini görmenin tek yolu.”

        Karar yine de sizin.

        *

        İKİ TAVSİYE

        Geride kalan, hayatta kalan, evde kalan, yabanda kalan için bir ihtimal daha var mı? Bu sorunun cevabını arıyor öykülerinde yazar. Sevginin, bağlılığın, yasın ve bekleyişin yükünü sırtlananların hikâyeleri bunlar… Babalarla mücadele, onlara yaklaşma ve onlardan uzaklaşma en büyük meselemiz. Bunu usta bir Japon yazardan okumak ayrı bir keyif. Murakami’nin bugüne kadarki en kişisel kitabı bu.

        Yine de Bir Şansımız Olmalı (Gamze Efe / Everest)
        Yine de Bir Şansımız Olmalı (Gamze Efe / Everest)
         Bir Kediyi Terk Etmek (Haruki Murakami / Çev: Ali Volkan Erdemir / Doğan)
        Bir Kediyi Terk Etmek (Haruki Murakami / Çev: Ali Volkan Erdemir / Doğan)

        Diğer Yazılar