Köstebekten çok şey öğrendik
Beyin hücrelerinin (nöronların) sinyal iletme usulü hakkında bildiklerimizin büyük kısmı mürekkepbalıklarından elde edildi, çünkü bunların sinir lifleri çok büyüktü. Bu lifler hayvan yırtıcılardan süratle kaçabilmesini sağlayacak biçimde evrimleşmişti. Sonuçta hayvan beynine dair anlayışımızda büyük bir sıçrama meydana geldi. Bilim insanlarına kazandırdığı Nobel ödülü de cabası. Keza, sinir hücrelerinin birbirleriyle hızlı iletişim kurmasını sağlayan vasıtalar (elektriğin iletildiği sinapslar), mütevazı kerevit üzerinde yapılan araştırmalar sayesinde keşfedildi. Kerevit, yırtıcılardan kaçmak için hızlı sinyal ileten sinir hücrelerini kullanır. Yırtıcılara gelince, yılan ve salyangoz zehirleri, zengin birer potansiyel tedavi etkenidir. Bazı zehirler kronik ağrı tedavisinde zaten kullanılıyor. Kimi zehirlerin ise felç ve kanser tedavisindeki potansiyelleri inceleniyor. Elektrikli yılanbalığı gibi tuhaf bir yırtıcı bile bilimi epey ilerletti. Önce 1800’de İtalyan bilim insanı Alessandro Volta’ya pili icat etme ilhamı verdi. Daha sonra kilit bir molekülün (asetilkolin reseptörünün) elde edilmesini mümkün kıldı. Bu molekül, hemen hemen tüm kas faaliyetleri için gereklidir.
“Listeyi uzattıkça uzatabilirim” diyor Vanderbilt Üniversitesi biyoloji profesörü Kenneth Catania, “Fakat sadede gelirsek, çeşitlilik sergileyen ve belli alanlarda uzmanlaşmış hayvanları araştırmak, büyük bir bilimsel ilerlemeyle mutlaka sonuçlanır. Tüm hayvanlar aynı evrim kurallarına göre faaliyet gösterdiği için doğrudur bu. Sonuçta ortaya çıkan şey, Richard Dawkins’in zarafetle ifade ettiği üzere, ‘Yeryüzündeki En Büyük Gösteri’dir.”
Catania, “Muhteşem Adaptasyonlar”da, bu gösterinin en harika performanslarından bazılarını sergiliyor. Bir başka hedefi daha var. Okurun, bu inanılmaz hayvanlar hakkında bir şeyler öğrenmekle kalmayıp keşif sürecine dair de fikir sahibi olması: “Herkes gibi ben de gizemlere tav oluyorum; insan doğasının parçası bu. Fakat en önemlisi, kimi fevkalade hayvanlara açılan bu küçücük pencerenin sizi, doğanın hayal ettiğimizden çok daha ilginç olduğuna ve kıymet görmeyi hak ettiğine ikna etmesi…”
MUHTEŞEM ADAPTASYONLAR (Kenneth Catania / Çev: Mehmet Doğan / Koç Üniversitesi Yay.)HENÜZ ÇÖZÜLMEMİŞ SIRLAR
Olağandışı hayvanların beyinlerini ve davranışlarını araştırmaya binlerce saat harcamış yazarımız. Ancak yeni bir canlı türünü incelemeye her koyulduğunda, hayvanın yapabileceği şeylere ve bu şeyleri nasıl yapabildiğine dair tahminleri hep yanlış çıkmış; hem de olabilecek en olumlu biçimde! Çünkü hayvanlar her seferinde hayal edemeyeceği kadar beklenmedik ilginç şeyler yapıverirmişler.
Bu kitap, onun biyolojinin gizemlerini inceleyerek geçirdiği meslek yaşamı boyunca keşfettiği beklenmedik, ilginç şeylere dair kişisel anlatımı. Kitapta bu keşifleri gerçek halleriyle takdim ediyor, yani zaman sırasına göre bir dizi vaka çalışması olarak sunuyor. Hikâyeye lisans öğrenciliği sırasında Washington’daki Ulusal Hayvanat Bahçesi’nde çalışırken giriştiği ilk araştırmayla başlıyor. Buradaki görevi, esrarengizliğiyle meşhur yıldız burunlu köstebeği yakalayıp incelemekmiş: “Bu küçük memelinin burnu pembe renkli, etli dokunaçlarla çevrilidir. Her güzel dedektiflik hikâyesi gibi benimki de hatalı başlangıçlarla, yol boyunca karşıma çıkan çıkmaz sokaklarla bezeli. Ama bu engeller merakımı daha da kamçıladı. Yıldız burun tam olarak neydi, ne işe yarıyordu? Böyle tuhaf bir yapı, neden evrimleşmişti? Bu gizemi çözme girişimlerim çuvallayınca başka konulara geçmeyi denedim. Ama olmadı. Danışmanımın ve başka bilim insanlarının yardımı sayesinde köstebeğin beyni ve davranışları hakkında pek çok inanılmaz keşif yaptık; yıldızın olası evrimleşme usulünü ve sebebini anladığımızdan bahsetmiyorum bile. Bu süreçte bazı sürpriz alışkanlıklarımızın yıldız burunlu köstebeklerin alışkanlıklarıyla ortak olduğunu keşfettim.”
Yıldız burunlu köstebek deneyimi, Catania’nın biyolojideki çözülmemiş gizemlerin ve marjinal adaptasyonların tadını almasını sağlamış, başka tuhaf yaratıkları araştırma konusunda da ilham vermiş. Mesela dokunaçlı yılanlar, su soreksleri, elektrikli yılanbalıkları, zombi yaratan asalaklar… Örneğin elektrikli yılanbalıklarının, gezegenimizdeki en hafife alınan canlı olduğunu anlamış: “Hem savunma hem saldırı sırasında yüzlerce volt üretme kapasitesi bulunan birer elektrikçi olarak işgal ettikleri efsanevi konum düşünüldüğünde, çok iddialı bir ifadedir bu. Yüzyıllar boyunca böyle etkileyici silahları olan bir hayvanın sofistike davranışlara ihtiyaç duymayacağı varsayıldı. Oysa kısa süre içinde keşfettiğim üzere, elektrik gücü bu denklemin sadece yarısı. Öteki yarı, dedikleri gibi, ‘tamamen iletme tarzıyla ilgili.’ Yılanbalığının davranış biçimi, elektriği bilimkurgu filmlerindeki silahlar gibi kullanmasını mümkün kılar. Yılanbalıkları yüzlerce yıl boyunca incelediğimiz hayvanların bile henüz çözülmemiş sırlar barındırdığını gösterir. Daha açık bir ders daha çıkıyor buradan; anatominin marjinal örneklerini gördüğünüz yerde, davranışların da marjinal özellik kazanmasını beklemelisiniz.”
MACERA DOLU BİR FİLM GİBİ
Tek tek adaptasyonların ayrıntılarının ötesinde, bu hayvanlardan öğrenecek çok şey var.
Mesela yüzyıllar boyunca köstebek deyip geçtiğimiz hayvanın toprak solucanlarıyla aralarındaki mücadelenin tam bir kedi-fare oyunu olduğunu göremedik. Burunlarının ucunda yıldız şekilli uzantılar taşıyan kuzenlerine hiç mi hiç anlam veremedik. Bunların yıldız burunlu köstebeği ava ulaşma hızı konusunda Guiness Rekorlar Kitabı’na sokacağını aklımızın ucundan geçirmedik.
Dokunaçlı yılanbalıkları avlanırken balığın bir sonraki adımını tahmin ediyor olamazdı. Ya da küçük su soreksinin avının üzerine atılması saniyenin ellide biri kadar süremezdi. Bir hayvan modifiye kasları sayesinde elektrik üretip avını serseme çeviremezdi. Fakat macera dolu bu filmin her sahnesi gerçekti.
Kendini “tuhaf uzantıların araştırmacısı” olarak tanımlayan Kenneth Catania, Muhteşem Adaptasyonlar’da hem doğanın ürettiği akıl almaz çözümlerle nefesimizi kesiyor, hem de tarihsel figürlerin, ilginç geleneklerin ve inanılmaz hayvanların buluştuğu deneylerini anlatarak bizi “bilim insanı olmak için ne harika bir çağda olduğumuza” ikna ediyor.
***
İKİ TAVSİYE
Dört bin yıl önce yazılmış şiirlerden bugün yazılanlara kadar dünyanın en bilinen şiirlerinin ardındaki hikâyeleri anlatıyor Carey. Unutulmayan şiirlerin zenginliğine ve onları daha da cazip kılan anlaşılması zor niteliklerine ışık tutuyor. Önemli beyin cerrahlarından Kuday, çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanan yazılarını, onunla yapılan söyleşileri bir araya getirdi. Türkiye tarihinin dönüm noktalarına dair yazılar da var, genç hekimlere öğütler de…
Şiirin Kısa Tarihi (John Carey / Çev: Tufan Göbekçin / Alfa) Neşterden Keskin Kalem (Cengiz Kuday / Kırmızı Kedi)