“Ölüm Günün Kutlu Olsun” (Happy Death Day), 2017'de düşük bütçesi ve tanınmamış genç oyuncularına karşın gişelerde başarılı bir sonuç elde etmişti... “Bugün Aslında Dündü”den (Groundhog Day) esinlenen bir hikâyesi vardı. Gençlerin psikopat bir katil tarafından öldürüldüğü “teen slasher” dediğimiz alt türün klişelerinden de faydalanıyordu.
İlk filmde üniversite öğrencisi Tree  (Jessica Rothe), cinayete kurban gittiği bir günün içinde sıkışıp kalıyor ve çıkış yolu arıyordu. Tree, tıpkı “Bugün Aslında Dündü”nün ana karakteri Phil gibi daha iyi bir insan olma konusunda önemli adımlar atıyor ve cinayete kadar uzanan olaylar zincirini değiştirmesini başarıyordu...

“Ölüm Günün Kutlu Olsun 2” (Happy Death Day 2U) ise Ryan'ın hikâyesi gibi başlıyor. Ryan (Phi Vu), arkadaşları Samar (Suraj Sharma) ve Andrea (Sarah Yarkin) ile birlikte laboratuvarda zamanı moleküler düzeyde yavaşlatmaya çalışan bir makine üzerinde çalışıyor. Ancak makineyi hâlâ çalıştırabilmiş değil ve dekanın sabrı tükenmiş durumda...
Ryan, bebek maskeli bir katil tarafından öldürülüp yeniden aynı güne uyanınca, hikâye ilk filmin ana karakteri Tree ve erkek arkadaşı Carter'a (Israel Broussard) bağlanıyor. Tree, Ryan'a yardım etmek isterken makinenin çalışmasıyla birlikte yeniden ilk filmdeki güne dönüyor... Ama farklı bir gün bu... Tree kısa sürede, çoklu evrenlerden birinde olduğunu anlıyor. Ryan ve arkadaşlarıyla birlikte makineyi yeniden çalıştırarak “kendi orijinal evreni”ne dönmek isterken, bir yandan da ilk filmdeki cinayetlere yol açan olayları değiştirmek için çaba gösteriyor.
Açıkçası ilk filmi beğendiğimi söyleyemem. Ciddiye alınması zor, çok hafif bir filmdi... Komedi tarafı da pek iyi işlemiyordu. Ama “Bugün Aslında Dündü”yü üniversitede öğrenciler arasında geçen bir korku gerilime dönüştürme fikri çok da kötü değildi ve hikâye bir şekilde akıp gidiyordu... 

“Ölüm Günün Kutlu Olsun 2”yi ise her şeyiyle biraz daha iyi buldum. İlk filmin yönetmeni Christopher Landon, komedi dozunu artırmakla doğru bir karar veriyor. Böylelikle filmin hafifliğini, yüzeyselliğini bir avantaja çeviriyor.
Korku gerilim sahnelerinin oranını düşürürken filmi bir bilimkurguya çevirmekten de kaçınmıyor. İlk filmde Tree'nin neden aynı günü yaşadığı sorusuna verilen açık bir yanıt yoktu. Burada ise Ryan ve iki arkadaşının icat ettiği makine üzerinden zaman döngüsü ve paralel evren yolculukları, hikâyenin en önemli unsurları haline geliyor. Tree'nin iki evren ya da iki kişi arasında seçim yapmak zorunda kalması hikâyeyi daha ilgiye değer kılıyor.
Tree ilk filmde olumlu yönde değişen bir karakterdi. Burada ise kendisi için asıl önemli olanın ne olduğunu anlamaya çalışıyor ve film boyunca sürekli yeni seçimlerle karşılaşıyor.
Hikâyenin ilginç yanı, Tree'nin hafızasının sürekliliği... Yani, girdiği zaman döngüsünde tekrar tekrar yaşadığı her şeyi hatırlaması.  Diğer karakterlerse her sabah yeni bir güne başlıyor. Bu, onun kısılıp kaldığı zaman döngüsündeki en önemli avantajı...

Tree'nin en önemli dezavantajı ise bulunduğu paralel evrendeki geçmişini hatırlamıyor oluşu... Filmin bir sahnesinde cep telefonundaki hatırlamadığı fotoğraflara bakarak “Bu, ben değilim” dediği sahne akılda kalıcı. Geldiği evrende sevgilisi olan Carter'la sadece arkadaş olmak da kafasına takılan bir başka sorun... Ama filmin derdi bu tür konulardan ilerleyerek derinleşmek değil. Tam aksine, her şeyi daha da hafifletmek, basitleştirmek... Dolayısıyla, çoklu evren değiştirme sırasında yaşanacak zorluklar çok çabuk geçiliyor. Maksat, hareket ve heyecan... Filmin öyle çok ciddiye alınmak gibi bir derdi yok.
Belki de bu nedenle Tree'nin cinayete kurban giderek ölmektense farklı şekillerde intihar etmeyi denediği sahneler fena değil... Yönetmen ve senaryo yazarı Landon, komedi ve gerilim arasında belirli bir denge kuruyor. Gerektiğinde korkuyu bir yana bırakarak, drama odaklanıyor ve belirli ölçülerde duygusal olmayı hedefliyor.
Filme yeni giren karakterlerin ilk filme oranla daha eğlenceli olduğu söylenebilir. Paralel evrendeki yeni kişiliği ve “sürpriz sevgilisi”yle Tree'yi herkesten daha çok şaşırtan Danielle (Rachel Matthews) ise filmin anti kahramanı ya da “gıcık kız”ı olarak işin komedi kısmına katkı bulunan karakterlerden biri.
“Ölüm Günün Kutlu Olsun 2” gösterime giren yeni filmler açısından çok da bereketli ve renkli olmayan bir haftanın en popüler seçeneklerinden biri... Gerilimle mizahı birleştiren, oyalayıcı ve eğlenceli bir gençlik filmi seyretmek isteyenlere önerebilirim. Dram açısından sağlam, nitelikli bir film arayanlar ise başka bir alternatif arasın...
Filmin notu: 5

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!