Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Özellikle çocuklara seslenen “Gezegen 51” (Planet 51), Jorge Blanco’nun yönettiği Türkçe dublajlı bir animasyon. ABD’li astronot Chuck’ın küçük yeşil canlıların yaşadığı gezegende kendini bir “E.T.” gibi hissettiği film, başarılı senaryosuyla dikkat çekiyor

        “Gezegen 51”e sadece bir çocuk filmi olarak bakmanın ciddi bir haksızlık olduğunu söyleyerek başlayalım. İlk iki Shrek filminin parlak senaryolarına imza atan Joe Stillman,maharetlerini bir kez daha gösteriyor ve bilimkurgu meraklısı yetişkinleri de epey eğlendirecek, oyalayacak bir hikâyeyle çıkıyor karşımıza.

        Film, 50’li yıllarda ABD’demoda olan bir “uzaylı istilası filmi”nin görüntüleriyle açılıyor. Ama kısa bir süre içinde bunun “Humaniacs II” adında “film içinde bir film” olduğunu ve seyircilerin de “küçük yeşil uzaylı yaratıklar” olduğunu görüyoruz. Zekice düşünülmüş, sinema antolojilerine geçecek bir sahne bu. Evet, bu kez “karşı cephede”yiz ve uzaylıların insanlardan ne kadar çok korktuğuna şahit oluyoruz. Ama film, tanıtımlarda söylendiği gibi “tersinden bir istila filmi” değil. Daha çok “istila paranoyası” ve dostluk üzerine bir film. Gezegen 51’e ABD bayrağını dikip, birkaç taş topladıktan sonra, Dünya’ya dönmeyi planlayan astronot Chuck ve şirin robotu Cover’ın istila gibi bir amaçları yok aslında. Özellikle Chuck’ın Gezegen 51’deki konumu daha çok “E.T.” filmindeki uzaylı yaratığa benziyor. Hatırlarsak, E.T’yi “kötü niyetli devlet görevlilerine” karşı çocuklar koruyordu; Chuck’ınmuhafızları da 16 yaşındaki gençler. Asıl koruyucusu ise ismini ünlü bir bilimkurgu yazarından (Stanislav Lem) alan lise öğrencisi Lem. O da E.T.’nin genç kahramanları gibi banliyöde yaşıyor. Hippilerle takılan Reena’ya âşık. En yakın arkadaşı ise uzaylıların gerçekten yaşadığına inanan bir bilimkurgu fanatiği olan Skiff... Aslına bakarsanız, sadece görünüşleri uzaylı. Kültürel olarak Amerikalılardan farksızlar. İçinde yaşadıkları toplumda, ABD’nin 50’li yıllarına benzer bir dönemden geçiyor. Aynı o dönemin ABD’si gibi toplumsal paranoyanın bir sonucu olarak uzaylılardan korkuyor, içlerindeki yabancı düşmanlığını besliyorlar. Zaten, Chuck’ın bahçedeki barbekü partisinin ortasına bir istilacı olarak iniş yaptığı sahne, ABD’nin sanki paralel uzaydaki bir başka ABD ile karşılaşmasından farksız. Chuck ile Lem’in aynı dili konuştuklarını fark ettikleri sahne de ilginç. Filmin eleştirilecek yönü de bu zaten: Uzaylıların da Amerikan kültürünü benimsemiş olmaları...

        Buna rağmen “Gezegen 51” seyri hayli zevkli bir film. “E.T” başta olmak üzere “2001: A Space Odyssey”, “StarWars”, “Terminatör” ve bilimkurgu filmlerine, popüler kültüre komik göndermeler var... Chuck’ın yardımcısı Cover da “Wall E”nin şirin robotuna çok benziyor. Karizmatik canavar Alien’ın evcil bir yavru hayvan olarak karşımıza çıkması ise filmin en eğlenceli sürprizlerinden biri. Üstelik tümbunlar “Gezegen 51”in kendi havasını bulan, özgün bir filmolmasını da engellemiyor.

        “Gezegen 51” sinema kültürüyle dolu senaryosu, üstün animasyon tekniği ve şirin karakterleriyle seyredilmeyi hak ediyor

        Diğer Yazılar