Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ABD'den iki gün sonra Türkiye'de de gösterime giren "Sihirbazın Çırağı" (Tie Sorcerer's Apprentice) özel efektlerle dolu fantastik bir Hollywood aksiyonu. Jon Turteltaub'un yönettiği filmde Nicolas Cage, dünyayı kurtarmak için "seçilmiş çırağı" arayan ölümsüz bir sihirbazı canlandırıyor

        WALT Disney'in 1940 yapımı "Fantasia" adlı animasyon filmini seyredenler "Sihirbazın Çırağı" bölümünü hatırlayabilirler. Filmin en güzel epizotlarından biridir. Çırak sihirbaz Miki Fare, evi temizlerken yaptığı büyüyü durduramayanca ortalığı dağıtır. Bu minik ve şirin filmde Disne/e ilham veren, Alman şair Goethe'nin 1797 tarihli 14 mısralık bir şiiridir aslında.

        Jerry Bruckheimer-Disney ortak yapımı "Sihirbazın Çırağı" ise kartlarını çok farklı bir biçimde açıyor ve bizi İngiliz edebiyatının efsanevi büyücüsü Merlin'e kadar götürüyor. İyi sihirbazlarla kötü sihirbazların kıyasıya kapıştığı sert bir giriş bu... Merlin'in yardımcısı Balthazar Blake (Nicolas Cage), kötü kalpli Morgana'yı ve onun adına çalışan bütün sihirbazları kavanozlara hapsettikten sonra, Morgana'nın ruhunu temelli ortadan kaldıracak kişiyi, yani Merlin'in veliahtını aramaya başlıyor. Bu da bizi yüzlerce yıl sonraya, günümüzün New York'una kadar getiriyor.

        "Sihirbazın Çırağı", sahibini arayan yüzüğü, canlanan ruhları, böcekleri, tozları, "seçilmiş kişi"si ve süper yeteneklere sahip olduğunu bilmeyen acemi sihirbazıyla son 10 yılın sinemasının çok tanıdık gelen fantastik motiflerinin çoğunu taşıyor. Her şeyi bir yerlerden hatırlıyor gibisiniz. Filmin kendine özgü bir havası varsa, bunda en önemli pay, yönetmen Jon Turteltaub'un günümüzün New York'undan gotik ve karanlık bir masal kenti yaratmaktaki görsel başarısı. New York hem dokunabileceğiniz kadar gerçek; hem de gecenin içindeki silüeti, çatıları, gökdelenleri, tekinsiz ara sokakları ve egzotik Çin Mahallesi'yle fantastik filmlere taş çıkartacak bir mekân olarak çıkıyor karşımıza.

        Filmin en ilginç yanlarından biri, Merlin'in veliahtının pek de havalı olmayan, "inek bir fizik öğrencisi" olması. "Matrix"in seçilmiş kişisinin bilgisayar 'hacker'ı olması gibi, burada da fizik ile sihir arasında bir bağ kuruluyor ama daha çok Disney usulü an-ne-babaları mutlu edecek, "Dersini iyi çalışan çocuk, gün gelir dünyayı da kurtarır!" türünden bir bağ bu. Ayrıca "inekler en güzel kızı tavlar" gizli mesajından da söz edilebilir. Bütün film özünde asosyal, şaşkın ve beceriksiz Dave Stutler'm (Jay Baruchel) Becky'yi (Teresa Palmer) baştan çıkarması üzerine kurulu değil mi?

        Çıraklığının başında süpürgelere bile söz geçiremeyen Dave'in sihirbazların derbi maçında "sahaya atılmış yabancı madde" gibi durması hoş bir durum komedisi yaratıyor. Usta Balthazar'da sevdiğim bir aktör olan Nicolas Cage bence biraz sermayeden yiyor ve filme ekstra bir şey katamıyor. Alfred Molina ise, kötü kalpli Maxim Horvath'daki harika performansıyla filmi ayakta tutan ve seyirciyi güldüren unsurlardan biri. Açılışta ve kapanışta şöyle bir görünüp kaybolan Monica Bellucci, hayranlarına iç çektirtmeyi yine başarıyor. Horvath'ın çırağı havalı sihirbaz Drake Stone'da Toby Kebbell'ın Molina'dan bile rol çalarak dikkat çektiğini söyleyelim.

        Son dönemin fantastik filmlerinin bir kırması olan "Sihirbazın Çırağı" rahat seyredilir, iyi cilalanmış, eğlenceli ve oyalayıcı bir Hollywood seyirliği.

        Diğer Yazılar