Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ABD'de geçtiğimiz hafta gösterime giren ve gişelerin zirvesine yerleşen "Dünya İstilası: Los Angeles Savaşı" (World Invasion: Battle Los Angeles) bir grup deniz piyadesinin uzaylı istilacılara karşı verdiği savaşı anlatıyor

        DAHA önce seyrettiğimiz uzaylı istilası filmleri genellikle bilimkurgu, felaket ve gerilim türlerinden izler taşır, savaş unsuru bu filmlerin belirli bölümlerinde karşımıza çıkardı. "Dünya İstilası" ise katıksız bir savaş filmi. Zaten film askerlerle başlayıp askerlerle bitiyor. Önce tek tek onları tanıyoruz. Gezegenimizin uzaylılar tarafından nasıl işgal edildiğini bile onların gözünden, televizyondan izliyor; savaşın orta yerine yine onlarla birlikte düşüyoruz. Yönetmen Jonathan Liebesman en başından itibaren olayları askerlerin yanından, adeta onlara "iliştirilmiş" bir kamera ile takip ediyor. Pek durmayan, bu sallantılı "yakın takip" kamerası, seyirciyi bir gözlemci olmaktan çıkarıp olayların içine alıyor. Her şeyi askerlerin gözünden izliyor, olayları onlarla bire bir yaşıyoruz.

        Liebesman'ın bu anlatım tekniğini, sesi, miksajı, montajı ve kamerasıyla çok profesyonelce uyguladığı kesin. Askerlerin özellikle uzaylıların kontrolü altındaki bölgeye ve sıcak çatışmaya girdiği ilk bölümler çok etkileyici... Bu sahnelerde, boş, yıkık şehir binalarının arasında düşmanla verilen savaşın ne kadar zorlu olabileceğini gösteren ilk filmlerden biri olan Stanley Kubrick'in "Full Metal Jacket"ını hatırlamamak imkânsız.

        ORDU PROPAGANDA FİLMİ

        "Dünya İstilası: Los Angeles Savaşı"nın hikâyesi ise bir başka savaş filmi klasiğini, Steven Spielberg'in "Er Rya-n'ı Kurtarmak" yapıtını hatırlatıyor. Bir grup asker, sıcak çatışma bölgesindeki sivilleri güvenli bölgeye götürmeyi amaçlıyor. Ama öykü, belirli bir noktadan sonra bir kahramanlık destanına dönüştüğü için, filmin ilk anlarındaki gerçeklik duygusu da eriyip gidiyor. Savaş başlamadan hemen önce ordudan ayrılmak için işlemleri başlatan Başçavuş Michael Nantz'ın (Aaron Eckhart) direnme gücü, geri çekilmeyi reddeden tavrı ve düşmanı yenme arzusu, sadece bütün ekibi değil, neredeyse bütün dünyayı etkiliyor. Dolayısıyla "Dünya İstilası", savaş zamanlarında ordu işbirliğiyle gerçekleştirilen moral ve propaganda filmlerine benziyor. Bu yönüyle film, ciddiye alınırlığını düşürüyor ve modası geçmiş bir savaş filmi anlayışına

        teslim oluyor. Filmden geriye unutulmaz sahneler kaldığını söylemek mümkün değil. Uzaylılar ve uzaylı istilası konusunda, prodüksiyon açısından geçmiş örnekleri aşan, yeni, farklı bir yaklaşımdan söz etmek zor. Bunlara rağmen "Dünya İstilası", "melekler şehri Los Angeles"ı cehennemi andıran bir savaş mekânına dönüştürmesiyle, sağlam teknik işçiliğiyle türün az da olsa ilginç örnekleri arasındaki yerini alıyor.

        Filmin Notu:5.5

        Basına tam saha press

        "PRESS", 90'lı yılların başlarında, Diyarbakır'da çatışmaların yoğun yaşandığı bir dönemde, Gündem Gazetesi'nin bölge bürosunda çalışanların hikâyesini anlatıyor. Faili meçhul cinayetlerin alıp başını gittiği bir ortamda, özgür gazetecilik yapmak şüphesiz kolay değildir. Tehditler ve baskılara rağmen çok önemli haberlerin peşinde koşan muhabirler, artık hedef haline gelmişlerdir. "Press", yalın ve temiz anlatımıyla dikkat çeken bir film. Yönetmen Sedat Yılmaz hassas bir dönemi, slogancılığa ve duygu sömürüsüne yer vermeden, serinkanlı bir sinemayla karşımıza getiriyor. Silahı değil gazeteciliği tercih eden bir avuç insanın haber yapma mücadelesini gerçekçi ve yer yer hayli ironik sahnelerle anlatıyor. Büro sahnelerinde dar mekânı başarıyla kullanan Yılmaz, dış çekimlerde de Diyarbakır sokaklarının tekinsizliğini ve gerilimini karanlık, genel planlarla çok iyi yansıtıyor. Oyuncuların da sade bir tarz tutturduğu bu düşük bütçeli filmin, ne yazık ki renk, ses ve miksajda bazı teknik sorunları var ama anlatımındaki samimiyet tüm bunları unutturuyor. Film, o yıllarda gazetecilerin özgürce haber yapmasına izin verilse belki her şeyin farklı olacağını size düşündürüyor ve bu yönüyle gazetecilik mesleği açısından da önem kazanıyor.

        Filmin Notu:6.5

        Diğer Yazılar