Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Radyatör Kasabası’nın sıkı dostları, büyük başarı kazanan ilk filmden 5 yıl sonra bu kez uluslararası bir casusluk entrikasına dahil oluyor. “Arabalar 2” (Cars 2) özellikle küçüklere seslenen bir aksiyon...

        2006 yapımı ilk filmde yarış dünyasının genç, şımarık yıldızı Şimşek McQueen, yanlışlıkla geldiği Radyatör Kasabası'nda arkadaşlığın ve ekip olmanın önemini öğrenmiş; kazanmanın her şey anlamına gelmediğini kavramıştı. İkinci filmin öyküsünü de yazan yönetmen John Lasseter, mesajı pek değiştirmiyor. Şimşek, Dünya Grand Prix'sinin ilk ayağında yarışmak için Tokyo'ya gelirken Radyatör Kasabası'ndaki can dostlarını da yanına alıyor. Ne var ki, paslı kamyonet Mater'ın mutluluk içinde kendinden geçip "köyden indim şehire" durumlarına düşmesinden utanıyor ve onu ekipten uzaklaştırıyor. Film, özünde Şimşek'in hatasını anlaması ve dostluğun değerini yeniden kavraması üzerine... Öykü ise şaşkın Mater'ın hiç farkında olmadan bulaştığı bir casusluk entrikası üzerine kurulu. Mater, İngiliz istihbaratından iki ajanla birlikte, "külüstür" otomobillerin Şim-şek'i de hedef alan büyük komplosunu engellemeye çalışıyor.

        70'LERİN RUHUNU TAŞIYOR

        John Lasseter, "Arabalar 2"de 1970'li yılların yarış ve casusluk filmlerindeki o havalı aksiyon-macera ruhunu yansıtmayı başarırken, işin komedi tarafını da sağlam tutuyor. Türkçe dublajlı kopyalarda Cem Yılmaz'm, orijinalinde ise John Turturro'nun seslendirdiği İtalyan yarış otomobili Francesco Bernoulli, ikinci filmin en komik karakterlerinden biri. Finn McRoket'i seslendiren Michael Caine de filme adeta 70'lerden bir hava getiriyor, Mater ile ilginç bir ikili oluyorlar. Aslında Mater, bu filmde Şimşek'i geride bırakıp başrole geçiyor, komedi unsurunu artırıyor.

        SİYASETE NE GEREK VAR?

        Öte yandan, eski Doğu Bloku ülkelerinin otomobillerini hatırlatan "külüstürlerin" kötü tarafta

        konuşlandırılmasının filme gereksiz bir siyasi hava kattığını da söylemek gerekiyor. John Lasseter'in çocuklara seslenen bir filme, bu Soğuk Savaş kalıntısı demode fikirleri niye koyduğunu anlamak mümkün değil. Sadece çevreci mesajlarının üzerine gitse, daha iyi bir sonuca ulaşabilirdi. Dolayısıyla, "Arabalar 2" hikâye ve ana fikir açısından ilk filmin gerisinde kalıyor. Prodüksiyon kalitesi ve teknik olarak ise çok üstüne çıkıyor. 3D Digital formatında izlediğim "Arabalar 2", animasyon tekniğinin üst düzeyde kullanıldığı filmlerden biri. Şehir planlarındaki arka fonların derinliği etkileyici. Karakter çeşitliliği bir yana, her bir karakterin çok iyi işlendiği de görülüyor. Yarış sahneleri başta olmak üzere bütün aksiyon sahneleri canlı aksiyon filmlerine taş çıkartacak cinsten. Ama yine de "Arabalar 2"de ilk filmin duygusal gücünü bulmak pek mümkün değil.

        Diğer Yazılar