Alacakaranlık'ta 'bebek vakti'
2008'de lisede geçen orta bütçeli bir vampir filmi olarak başlayan "Alacakaranlık", bir yanıyla hep Bella'nın (Kristin Stewart) korunmasıyla ilgili bir seriydi. Vampir Edward (Robert Pattinson) ve kurt adam Jacob (Taylor Lautner), Bella söz konusu olduğunda sınırsız özverileriyle herkesi şaşırttılar. Muhafazakâr değerleri temsil eden bu iki olağandışı erkeğin, içinde yaşadığımız çağın bencilliğine meydan okuyan büyük sevgileri, serinin "derin romantizminin temellerini oluşturdu. Öyle ki Bella'yı gerektiğinde Bella'ya karşı bile korudular. Edward, Bella'nın vampirleşme isteğine gem vurdu, hatta evlenene dek onunla sevişmedi. Ama kuşkusuz her şeyin bir sınırı vardı. İşte serinin yeni bölümü, bu sınırın ötesinde geçiyor ve Edward'ın Bella'yı fiziksel aşkın sonuçlarından koruyamadığı bir noktayı anlatıyor.
NE TÜR BİR YARLIK?
Bella'nın bilinçdışındaki vampir korkularını yansıtan kırmızı -beyaz kanlı bir rüya sahnesiyle başlayan film, bir süre "Cennet bahçesinde Adem ile Havva" tadında rengârenk bir romantizmle oyalanıyor. Sonra ise Bella'nın beklenmedik hamileliği ve yaşadığı fiziksel değişimle birlikte gerçek karakterini kazanıyor: Alacakaranlık Efsanesi'ne, insanlardaki biyolojik değişimleri konu alan korku filmlerini hatırlatan karanlık bir gerilim atmosferi hâkim
oluyor, "Ne tür bir varlık gelecek?" beklentisi filme damgasını vuruyor. Özellikle Bella'daki fiziksel değişimin anoreksiya hastalığındaki belirtileri hatırlatması ilgiye değer, Tüberküloz hastalığının bir zamanlar vampir mitini şekillendirmesi gibi, burada da sıfır beden takıntılı kadınların hastalığı ile vampirlik arasında sanki bir paralellik var. Bella'nın "kana susadığı" sahne ise filmde geçirdiği biyolojik değişiminin tuhaf anı.
ANNELİK HALİ
Filmin bir başka önemli özelliği de, Bella'nın çok güçlü bir annelik içgüdüsüyle bebeğini korumaya başlaması ve fedakârlık konusunda artık Jacob ile Edward'dan aşağı kalmayacağını göstermesi. Filmdeki olay örgüsünü geliştiren unsur ise hamileliğinin vampirler ile kurt adamlar arasındaki dengeyi bozması.
AKSİYON ZAYIFLAMIŞ
"Şafak Vakti Bölüm 1" sahip olduğu ilginçliklere rağmen serinin en ağır tempolu filmlerinden biri. Öyle ki filmin anlatımı, bazı yerlerde, süreyi uzatmak için "şişirilen" yerli dizileri hatırlatıyor. Aksiyon ve macera, bir önceki filme göre daha zayıf. Özellikle ilk yarıda, olaylar ağır geliştiği için yönetmen Bili Condon, Edward, Bella ve Jacob'un yakın plan yüz ifadeleriyle dolduruyor filmi. Ama açıkçası hayranlarının tüm bu sinemasal zaafları dert edeceğini pek sanmıyorum çünkü onlar için "Şafak Vakti" efsanenin mutlaka seyredilmesi gereken bir bölümü.
***
Dev kadrodan 24 saatlik Yüksek Gerilim
BUGÜN vizyona giren filmlerden biri, dev kadrosuyla göz dolduruyor. J. C. Chandor'un yönettiği ve Kevin Spacey Paul Bettany, Jeremy Irons ile Zachary Quinto'nun oynadığı Oyunun Sonu (Margin Call), UIP Filmcilik dağıtımıyla vizyona çıkarılıyor. Oyunun Sonu, bir yatırım kuruluşundaki kilit oyuncuların etrafında geçen 24 saatlik süreci konu alan bir gerilim filmi. Peter Sullivan, şirketlerinin batma riski altında olduğunu kanıtlayacak bir bilgiyi su yüzüne çıkarır. Bu bilgiyi kullanarak şirketi batmaktan kurtarmak ve hatta yükselişe geçmesini sağlamak mümkündür. Fakat bu göründüğü kadar kolay olmayacaktır.