Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Üçlemenin son filmi "Hangover 3: Felekten Bir Gece" (The Hangover Part III), bu kez kahramanlarımızın "kontrolden çıkıp, azıp kudurdukları" bir gecenin ertesini anlatmıyor. Ama başları yine büyük belada ve Mr. Chow elbette yine işin içinde...

        2011’deki “Felekten Bir Gece Daha”yı (The Hangover Part II) öykü formatı olarak ilk filmin bir kopyası olarak eleştirmiştik. Üçüncü filmde böyle bir sorun yok ama bu kez de “serinin ruhuna aykırı bir hikâye” eleştirisi getirmek mümkün. Çünkü yeni filmde kontrolden çıkmış, hatırlanamayan bir gece yok. “Kurt Sürüsü” önce Alan’ı hastaneye götürmek, sonra da Doug’ı (Justin Bartha) bir gangsterin (John Goodman) elinden kurtarmak için bir araya geliyor... Birçok ortak nokta olsa da, gece yaşanan rezillikleri şaşkınlık içinde keşfetmenin komedisi yerine yolculuk, soygun, adam kaçırma ve beceriksizlik üzerine gelişen bir durum komedisi seyrediyoruz.

        ZACH GALIFIANAKIS ŞOV YAPIYOR

        Yönetmen Todd Phillips’in Craig Mazin’le yazdığı senaryo, güldürüyü Alan (Zach Galifianakis) ve Mr. Chow (Ken Jeong) üzerinden inşa ediyor. Daha filmi görmeden önce dahi sizi gülümseten bu iki karakter, hiç kuşkusuz üçüncü filmi de idare etmeyi başarıyorlar. Zaten film Mr. Chow’un hapishaneden firarıyla başlıyor; Alan’ın aile içindeki ev hallerini gösteren ve cenaze töreninde biten, Galifianakis’in adeta şov yaptığı harika bir sahneyle devam ediyor. Bu girizgâhı takip eden bölümlerde de Phil (Bradley Cooper) ve Stu (Ed Helms), Alan ve Chow’un çılgınlık ve deliliğine karşı, hep normalliği, mantığı temsil ediyorlar... Oysa “The Hangover” ın özü, herkesin sapıttığı, kontrolden çıktığı, hatta bir nevi bilinç dışına geçtiği bir gece yaşamak değil midir? Alan ve Chow kendilerini daha da aşarken, normal görünümlü Phil ve özellikle kontrol delisi Stu içlerinde yatan çılgınlıkları keşfetmezler mi? Dörtlüyü birbirine bağlayan hep birlikte erkek erkeğe, çocuk misali azıp kudurmanın cazibesi değil midir?

        YAZILAR ÇIKINCA HEMEN KALKMAYIN

        İlk filmi yazan Jon Lucas ve Scott Moore ikilisinin geçtiğimiz haftalarda gösterilen “21 & Over”da hiç de fena bir iş çıkarmadıklarını düşünürsek, yapımcıların belki de en önemli hatası onlarla yeniden anlaşamamak olmuş... Ama hakkını teslim edelim, “Hangover 3” bu haliyle de birçok komedi filminden iyi. Sık sık gülüyor ve bazen kahkahalar atıyorsunuz. Bu arada finalde yazılar akarken aman bir yere kıpırdamayın çünkü bir-iki dakika sonra filmin en komik sahnelerinden biri sizi bekliyor ve “destan” aslında tam olarak orada bitiyor...

        Filmin notu:6

        Ormanın ‘minik’leri

        ORMANDA minik insanların yaşadığına inanan ve hayatını onların varlığını ispat etmeye adamış bir babanın kızıdır 17 yaşındaki Mary Katherine (MK). Bir gün arka bahçede kendini aniden “minik bir genç kız” olarak bulana kadar da babasına asla inanmamıştır... Ama doğanın düşmanlarına karşı, “minik insanlar halkı”yla kaderi kesişecek ve babasının tutkusunu anlayacaktır.

        İlk “Buz Devri”nin yönetmeni olan ve serinin ünlü Scrat karakterinin seslendirmesiyle de tanınan Chris Wedge, “Doğal Kahramanlar”da (Epic), özellikle prodüksiyon kalitesi ve animasyon tekniği açısından üst düzey bir işe imza atıyor. Zengin karakter tasarımlarına, özellikle MK karakteri başta olmak üzere yüz ifadelerindeki dijital ustalığa, arka plan çalışmasına, ayrıntı zenginliğine, renklerin canlılığına ve 3D formatının başarılı kullanımına söz söylemek mümkün değil. Kuşların sırtında uçan, savaşan minik insanların serüvenleri, aksiyon ve savaş filmlerini aratmayacak kadar iyi canlandırılıyor. Animasyon türünü yakından takip edenlerin teslim edeceği gibi, teknik açıdan türün vasat örneklerinin arasından hemen sıyrılan bir film “Doğal Kahramanlar”. Görsel zenginliğiyle sadece küçük seyircileri değil, yetişkinleri de tatmin edecek bir film.

        Ama hikâyesi için aynı övgüleri yapmam mümkün değil. Artık tümüyle özgün bir öykü bulmanın imkânsız olduğunu biliyorum ama tanıdık çok şey var karşımızda. “Avatar”ın ormanı, “Yüzüklerin Efendisi”nin Ork’ları ve irili ufaklı daha birçok şey. Öykü bir bütün olarak özgün olsa da, ayrıntıları itibarıyla “önceden görülmüşlük” hissini veren bir film. Öte yandan ırkçılığın ve ötekileştirmenin tehlikelerine karşı çocuk seyircilerde farkındalık yaratan birçok animasyona oranla “Doğal Kahramanlar”daki “kargalı, yarasalı, eciş bücüş, koyu renkli kötüler ordusu” rahatsızlık verici. Kuşkusuz ırkçı bir film değil ama bildik kötü adam klişelerini kullanan birçok çocuk filmi gibi bu konuda duyarsız ve kayıtsız.

        Filmin notu:5.5

        Diğer Yazılar