Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Özgürlükler söz konusu olunca mangalda kül bırakmayan şu Almanlar’a bakar mısınız Allah aşkına... Nasıl da aslan kesildiler, Mesut Özil ve İlkay Gündoğan’a karşı. Her iki futbolcu da Türk oldukları halde Türk Milli Takımı’nı değil, Alman Milli Takımı’nı seçmişler. Almanya ile son Dünya Kupası’nda şampiyonluk yaşamışlar. Formaları için ter akıtmışlar ve doydukları ülkeye karşı görevlerini fazlasıyla yapmışlar.

        Hiçbir Alman’ın onlara zerre kadar çamur atamayacağı bir sınavı başarıyla geçmişler. Hala da hizmet etmeye devam ediyorlar. Üstelik de Rusya’daki Dünya Kupası kadrosundalar ve Almanya’nın en büyük kozları arasındalar. Alman vatandaşlığına zarar verecek hiçbir yanlış içinde de değiller.

        Sadece aynı milliyeti taşıdıkları Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetine icabet edip Londra’da onunla görüntü vermişler. Üstelik de Mesut Özil Londra’da ev sahibi, orada yaşıyor ve Londra’nın ünlü takımı Arsenal’de oynuyor. Liverpool’da yaşayan, Everton’da oynayan Cenk Tosun ile birlikte misafirleri olan Türkiye’nin Cumhurbaşkanı’na “Hoş geldin” nezaketini gösterdiler ve insani vazifelerini yaptılar...

        Ancak Alman kafası, Erdoğan kompleksiyle şirazesinden o kadar çıktı ki, bunu bile sorun haline getirdiler. Kişisel özgürlüklere saygısızlık, özel hayata muamele ve iki futbolcuya karşı linç kampanyası...Apar topar yeni bir programla, Alman Cumhurbaşkanı Steinmeier ile görüştürmeler, komik komik açıklamalar, kompleks dolu yasaklamalar, demokratik bir ülkeye yakışıyor mu? Hâlbuki Almanya’nın artık kabullenmesi lazım ki bu gençler, Alman vatandaşıdır ama Türk’tür... İster Türk Milli Takımı’nı, ister Alman Milli Takımı formasını tercih ederler... Buna hem Türker’in, hem de Alman makamlarının saygı duyması, başarısıyla da gurur duyması gerekir.

        KEYFİNİ ÇIKARALIM...

        Bizim Türkiye formasını giyen Hakan Çalhanoğlu ile de, Almanya formasına hizmet eden Mesut Özil ve İlkay Gündoğan’la gurur duyduğumuz gibi, Almanlar’ın da hepsini sevgiyle, hoşgörüyle kucaklaması lazım... Yapmayın etmeyin, germeyin, gurbetçi futbolcular sayesinde Almanya’nın her şehrinde ve Avrupa’da iç içe yaşayan topluluklar, dostluk bağı kurabiliyor. Bu bağı koparmayalım ve birbirimizi anlayarak, bir arada yaşamaya mahkûm olduğumuzu bilelim. Bunu da bir zenginlik olarak görelim... Gelin hep beraber, bu büyük yıldızlara sahip olmanın keyfini çıkaralım ve Mesut ve İlkaylar’ın tercihlerine saygı duyalım.

        ***********

        BASKETBOLDA BÜYÜK BAŞARI

        Sezon sonları gelince, takım sporlarında bizim yüzümüzü güldüren iki branşımız var; voleybol ve basketbol... Vakıfbank’ın Şampiyonlar Ligi şampiyonluğundan sonra basketbolda da Fenerbahçe, en büyük kupada, final oynadı... Hem de üç yıl üst üste. Geçen yılki şampiyonluk, olağanüstü bir başarıydı. Bu yılki, ikincilik de çok büyük oldu... Real Madrid devine kaybedilen bir final başarıyı gölgeleyemez. Obradovic yönetimindeki Fenerbahçe’nin hakkını teslim etmek ve teşekkür etmek lazım.

        ***********

        GALATASARAY HAK ETTİ

        Bütün kulüplerin adalet aradığı, baştan sona lig mühendisliğinin devrede olduğu bir sezonu, ligin en iyi takımlarından biri, Fatih Terim yönetimindeki Galatasaray şampiyon tamamladı... Bir nevi, ligin de itibarı kurtuldu, vicdanlar rahat etti... Tebrikler Mustafa Cengiz ve yönetimine, Fatih Terim ve ekibine, futbolculardan seyircisine. Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray’a ve ülkemizi temsil edecek diğer takımlarımıza başarılar.

        Diğer Yazılar