Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        “İLK ekonomik saldırıyı telaş etmeden, rasyonel ekonomi kuralları içinde tutmayı başardık, ama bu yetmez…”

        Ekonomi, sanayi ötesi dönüşüm ve insan kaynakları yönetimi konusunda akademik kariyere sahip AK Parti’nin yeni ikinci adamı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş sohbetimize böyle başladı.

        “Ekonomik saldırının” hangi araçları kullanarak geldiğini sordum, “içerde yapısal dönüşüm gerçekleşmediği için oldu” eleştirilerini anımsattım.

        Önce saldırının Asya üzerinden başlatıldığını belirtti.

        ABD’nin akşam gerilimi yükseltip, sabah ilk açılan Asya borsalarından beklenmedik bir saldırı ile ellerinde tuttukları Türk lirası endeksli kağıtları süratle bozmaya başladıklarına tanıklık ettiklerini söyledi.

        Bunun da yetmediğini, Türkiye’den de hızla dışarı dolar aktaran yollara saptıklarını belirtti.

        “Hiç beklenmedik bir anda, hiç beklenmedik bir yerden saldırıyı başlattılar” deyip devam etti:

        “Esas mesele ilk baştaki saldırıyı atlatabilme başarısını gösteren algı idi, bu gerçekleşti. Şimdi kuru belli bir seviyeye kadar indirip orada tutmak gerekiyor. Ancak asıl mesele üretimi arttırıp, uluslararası pazarda satabilmeyi destekleyici önlemlerin biran önce alınmasında… Onu da yavaş yavaş ekonomi yönetimi almaya başladı…”

        TİCARET SAVAŞI

        ABD’den kaynaklı Türkiye’ye dönük bir ekonomik saldırının yanı sıra, dünyanın da farklı bir dönemin içinde olduğunu vurguladı.

        Kurtulmuş bunu, “Ticaret savaşları” olarak isimlendirdi.

        ABD’nin Rusya, Çin, Japonya, hatta hemen yanı başında Kanada ile olan yakın geçmişteki çekişmelerini anımsattı.

        “ABD Başkanı Trump bu savaş ortamında Türkiye’yi test ediyor” tespitini yapıp sözlerine devam etti:

        “Trump, Türkiye’ye ‘bu savaşta bizden misin, yoksa karşı cepheden mi?’ sorgusu çekiyor. Ekonomik, siyasi ve teolojik, hepsi üst üste bindi.”

        Ardından “ekonomik savaşın” adını da kendisi koydu:

        “Bunun adı Türkiye’yi test etme operasyonudur…”

        KARŞI ÖNLEMLER

        Ardından bundan sonrasında yapılması gerekenleri “4 alanlı plan” diye niteleyerek şöyle sıraladı.

        1-AB İLE YENİDEN: Avrupa Birliği ile ilişkiler yeniden düzenlenmeli. AB tarafından gelen sinyaller önemli, bu pratik olarak da ekonomi açısından olumlu sinyaller yaratıyor. AB ile biran önce gerilim yaratan çatışmacı faktörleri ortadan kaldırmalıyız.

        2- ÇİN YAKINLAŞMASI: Orta vadede Çin ile yakınlaşmayı tamamlamalı. “Yeni kuşak, yeni yol” projesini Çin de çok önemsiyor. İlişkilerde önemli bir aşamaya gelindi, bu yıl çok sayıda Çinli turist de gelmeye başladı. Bundan sonrasında tempoyu arttırıp hızlı gidilmeli.

        3- RUSYA VE ABD İLİŞKİLERİ: Rusya ile var olan ilişkilerin devamı sağlanmalı. Bölgesel işbirliği geliştirilebilir. Ki gelişiyor da…

        ABD ile PKK ve PYD konusunda yaşanan muamma da bitirilmeli. Menbiç konusu askeri açıdan iyi gidiliyor. Ancak bu yeterli olmamalı. Tabii, milli paralarla ticaret, altına dayalı yeni para sistemi, Türkiye’nin BRICS’e üyelik niyeti, Rusya ve Çin ile ilişkilerin geliştirilmesi ABD’yi telaşlandırmış olabilir. Ama ABD, Türkiye ile ilişkilerini asla koparamaz. Unutmaması gereken, karşılarında bundan böyle bir emir kulu Türkiye artık karşılarında yok. İlişkiler buna göre yeniden tesis edilmeli. Bölgede zayıflamış bir Türkiye’nin ABD’ye fayda getirmeyeceği, bu bölgedeki birçok direncini kaybedeceğini de görmeli.

        4- YAPISAL DEĞİŞİM: Dördüncü alanı önemsiyorum, Türkiye kendi içinde bugüne kadar yapması gereken yapısal dönüşümü ve değişimi de ekonomik alanda gerçekleştirmek zorunda. Bunun daha ileriye ötelenecek hali kalmadı, biran önce hayata geçirilmeli...

        Geçen hafta sonu AK Parti’nin “ikinci adamı” koltuğuna oturan Prof. Dr. Kurtulmuş’un bakışı ve önerileri böyle…

        Kendisinin de çok önemsediği şu noktayı da herkes görmeli:

        “Ticaret Savaşlarında en ağırının yaşandığı bu dönemde, ülkede herkesin güçlü olma yönünde adım atması gerekir…”

        Yoksa olacağı bellidir…

        ***

        RUHSATSIZ SİLAH TAŞIMAYA TUTUKLAMA YOKMUŞ...

        KISA süre önce bir alışveriş mağazasına girerken dikkatimi çekmişti.

        Giyim kuşam ve saç sakal tıraşına bakılırsa kamu görevlisi değildi.

        Sivri burunlu ayakkabısından, yumurta topuğuna, göğsünün yarısına kadar indirdiği gömlek düğmesine, yürüyüşüne, konuşmasına bakıldığında da serseri takımından olduğu açıktı.

        AVM girişindeki elektronik denetim kapısı ötünce özel güvenlik görevlisi üzerindeki metalleri bırakarak tekrar geçmesini istedi.

        O ise aldırmadan gömleğini hafif kaldırıp belindeki silahı gösterdi, güvenlik görevlisi de bir tek kelime etmedi.

        “Geçmesine neden izin verdiğini” sorduğumda, “Polis ya da asker olabilir diye düşündüğünü” ileri sürdü.

        Oysa her halinden dökülüyordu…

        ABD Büyükelçiliğine silahlı saldırıda bulunup yakalanan kişilerin özgeçmişlerine bakınca o gün aklına geldi...

        Bu kadar rahat silahı nereden ve nasıl bulabiliyor?

        Haydi, bunları geçtik bu kadar kolay nasıl taşıyor?

        Bunu anlamak için 5 ay önce ateşli silahlara dönük toplumsal tepkiden bugün tek eser kalmadığını, o gün cezanın ağırlaştırılacağını söyleyenlerin de tek satırını anımsamadığını hatırlamak yeterli…

        6136’YA MUHALEFET

        Bayramlaşma sırasında Türkiye’nin önde gelen savcılarından biriyle dün sohbet ederken bunları aktarırken baktım telefonun diğer ucunda müstehzi nefes tonunda dinliyor.

        Cümlemi bitirdiğimde müstehzi tavrının nedenini kendisi açıkladı.

        Madem uzun süredir, ateşli silah, kesici ve yaralayıcı alet taşıyanlara cezayı öngören 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçlarına tutuklama yapılmıyormuş.

        Nedenini sordum, “Tabanca ile yakalanması halinde kanunun öngördüğü ceza bir yıl hapis ve günlüğü 20 liradan 5 gün adli para cezası; yani 100 lira” dedi.

        Böyle olunca tutuklamaya gerek görmeyip, üzerindeki silaha el konulup salıveriliyormuş…

        “Peki, ikinci kez tabanca ile yakalanırsa ne olur?” soruma verdiği yanıt daha kısa oldu:

        “Yine bırakılır…”

        Varın gerisini siz düşünün…

        Karışık bir iş vesselam…

        Diğer Yazılar