Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

 

TBMM Başkanı Binali Yıldırım, bir hafta önce, 24 Ocak günü bu sütunda ve Haberturk.com manşetinden duyurulduğu gibi istifa kararını öngörüldüğü tarihte açıkladı.

Buna göre 18 Şubat günü YSK’ya listeler teslim edilmeden önce TBMM Başkanlığı’nı boşaltacak.

Bugüne kadar bulunduğu tüm makamlardan çok kolay ayrılan ve siyasi hayatının birikimi makam ve mevkiinin ötesinde olan Yıldırım’ın baştan beri düşündüğü yol buydu.

İstanbul’a yıllarca ulaşımın en tepe noktasında hizmet etmiş birinin ne makam aracına ihtiyacı olur ne de beklentisi.

Bırakın bunları, yakın akraba veya dostlarının otomobil parkındaki araç sayısı Yıldırım’ın seçim sürecinde kullanabileceği otomobil sayısını ikiye katlar.

Buna karşın iyi niyetli olduğu varsayılan yaklaşımlar girdi; bu da propaganda sürecinde Yıldırım’ı yordu.

Kendisinin de vurguladığı gibi projeleri veya geçmişte yaptıkları yerine her adımda istifası konuşulur oldu.

Yıldırım’ın 18 Şubat Pazartesi günü Başkanlık görevinden ayrılmasından sonra işleyecek süreç de belli.

İçtüzük gereği en yaşlı Başkanvekili sıfatıyla, MHP milletvekili Celal Adan seçim bitene kadar Başkanlığa vekalet edecek.

SEÇİMİN İKİ FAVORİSİ

Anayasa ve TBMM İçtüzüğü’nün 10. maddeleri gereği “siyasi parti grupları TBMM Başkanlığı için aday gösteremiyor…”

Başkanlığın boşalması halinde 5 gün içinde adaylar başvurularını yapar ve ardından seçime geçilir.

Buna göre gizli yapılan ilk iki oylamada üye tam sayısının üçte ikisi, üçüncü oylamada üye sayısının yarıdan bir fazlası, dördüncüsünde ise son oylamaya kalan iki adaydan en fazla alan Başkan seçilir.

Dolayısıyla en geç 23 Şubat günü TBMM yeni Başkanı’nı seçmiş olur.

MHP lideri Devlet Bahçeli aday çıkarmayıp AK Parti’nin gösterdiği isim kim olursa olsun ona destek vereceklerini açıkladı.

Bu durumda iki partinin toplam oyu salt çoğunluğu aştığı için en çok üçüncü oylamada sonuç alınır.

Dolayısıyla yeni Başkan’ın da AK Parti içinden olması kaçınılmaz görünüyor.

Parti kulisinde ise adaylık için Numan Kurtulmuş, Naci Bostancı, Mustafa Şentop, Bekir Bozdağ’ın adı geçiyor.

Favori gösterilen ise iki isim var MHP milletvekillerinin sıcak baktığı, Grup Başkanı Naci Bostancı ile makul ve sorun çözücü kimliği ile partinin ikinci adamı Numan Kurtulmuş…

YARIŞIN SÜRPRİZİ

Ancak AK Parti kulislerinde dünden itibaren yeni bir sürpriz isim daha sahaya sürüldü.

Eğer iddia gerçekleşirse TBMM tarihinde ilk kez bir kadın Başkan olacak…

Kuliste adı dolaşıma sokulan ise İstanbul Milletvekili Alev Dedegil… İstanbul Kadın Araştırmaları Merkezi Kurucu Başkanlığı’nın yanı sıra AK Parti yönetim kadroları dahil çeşitli kademelerde görev yapan Dedegil, 4 dönemdir milletvekilliği görevini sürdürüyor.

AK Parti’nin birçok konuda ilk gerçekleştiren olmaya dönük merakı ilk kadın Başkanı da getirir mi; bilinmez…

Eğer Dedegil olmazsa, Numan Kurtulmuş veya Naci Bostancı TBMM’nin yeni başkanıdır.

***

Tüketicinin domates, biber, patlıcan hakkı

Zengin semtindeki markette olup, yoksul semtinde bulunmayan bir ürün, emin olun spekülatif fiyat artışını ikiye katlar.

Liberal piyasa şartı bellidir; bir ürün ne denli çok bulunursa fiyatı da o denli aşağı iner.

Kıt ürün fiyatı ise tutturanın elinde kalır.

Bütün bunları yazmamın nedeni Antalya Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncuları Derneği Başkanı Nevzat Akcan’ın, “Marketler fiyatı astronomik artan sebze ve meyveleri satın almayacaklarını duyurdu” açıklaması.

Ardından da Türkiye Perakendeciler Federasyonu Başkanı Mustafa Altunbilek’in basına yansıyan sözleri…

Yakından tanıdığım, dişi tırnağı ile emek harcayarak market zinciri yaratan, iyi bir tüccar olan Altunbilek’i dün arayıp sözleri üzerinde sohbet ettim.

Anladım ki, fiyat artışının bütün yükünün perakendecilere yüklenip, hal sisteminin elini yıkayıp çıktığı bir sürece tanıklık ediliyor.

Kimse bir ürünün üreticiden hale kaç liraya gelip, oradan perakende marketlere kaç liradan verildiği, marketin bunun üzerine ne kadar fiyat artışı koyup sattığına bakmıyor.

FİYAT NEREDE YÜKSELİYOR?

Arkadaşlarımızın hem İstanbul hem de Ankara semt pazarında canlı yayınla sergiledikleri gibi bazı ürünler marketlerde çok daha ucuza satılıyor.

Hem de markette donmaya maruz kalmadan bekleyen ürünü seçme hakkı da bulunuyor…

Altunbilek ile bu konular üzerinde sohbet ederken, zengin- fakir semt yaklaşımının nereden çıktığını sordum.

Bunun ifadenin yanlış anlaşılmasından başka bir şey olmadığını söyledi.

Böyle bir şeyin olması halinde kıt hale gelecek ürünün fiyatının çok daha yüksek hale geleceğine işaret etti.

Başa dönersek, eğer fiyat kontrolü aranıyorsa yasası üç kez değişen hal sistemi ve zincirin halkalarındaki en yüksek artışın nereden kaynaklandığına bakılması daha doğru olacak.

Adı tüp ve margarin yağ ile anılan kıtlığın ise tezgah altında fiyat patlamasına neden olduğu günleri anımsamak umuduyla…

***

Öteki ittifak adayına açık destek

Daha önce de belirttiğim gibi bu seçim çok şeye gebe…

Ancak Türkiye’nin sandık tarihinde ilk kez bir ittifakın içindeki bir üyenin, karşı ittifakın adaylarına desteğine de tanıklık edilecek.

Sözünü ettiğim iki bölge Iğdır ve Ahlat…

Her ikisinin İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük etki yapacak yerler olmadığı varsayılabilir.

Ancak bir konudaki duruşu sergilemesi için de önem arz eder.

Nitekim öyle de olmuş…

Konuşmasına tanıklık etmediğim ve yazılanlar arasında da rastlamadığım için dikkatimden kaçmış.

Meğer İYİ Parti lideri Meral Akşener, rakibi durumundaki Cumhur İttifakı’nın iki bölgedeki adayını destekleme kararı almış.

Bir arkadaşım uyarınca fark ettim.

IĞDIR VE AHLAT

Akşener aynen şöyle diyor:

“Iğdır ve Ahlat bizim için çok önemli… Bu saydığım il ve ilçede biz aday çıkarmıyoruz. Cumhur İttifakı'nın paydaşlarına sesleniyorum. Beka konusunda eğer samimiyseniz, Iğdır'da hem AK Parti hem de MHP ayrı ayrı aday çıkarmayın. Oturun anlaşın, tek adaya düşürün. Bizim Iğdır'da 5 bin 500 oyumuz var, biz aday çıkarmıyoruz. İşte, bekayla ilgili İYİ Parti'nin somut adımı... Ahlat ilçesinde MHP'den Belediye Başkanı seçilmiş ve daha sonra AK Parti'ye geçmiş, Cumhur İttifakı'nın adayı Mümtaz Çoban var. Bizim de orada 745 oyumuz var. Sonuç itibariyle Ahlat'ta da aday çıkarmıyoruz ve Mümtaz Çoban'ın seçilmesine katkıda bulunmak istiyoruz.”

Akşener bunu niye mi yaptı?

Çok açık, bu bölgelerde her seçim AK Parti ve MHP ile yarışan HDP kazanmasın diye…

Bu durumda HDP ile işbirliği nerede?

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!