Partiler adaylarını sahaya erken sürmelerinin yararını gördü.

Her iki ittifak da kamuoyu yoklamaları sonucu kaybetme riski bulunan illerde adaylarını çekip, yerine yenisini koyarken, birlikte olmaları halinde kazanma şansı gördükleri illerde de ittifaka yöneldi.

AK Parti’den Mehmet Özhaseki, MHP’den de Sadir Durmaz’ın dün yaptıkları görüşmede yeni ittifak alanları masaya yatırıldı ve hangi illerde aday değişimine gidileceği konusu ele alındı.

Bu kapsamda Çanakkale, Edirne, Bilecik’te MHP adayının geri çekilip, AK Parti adayı ile yola devam konusunda görüş birliğine varıldı.

Aktarıldığına göre MHP, Bilecik ile birlikte büyük ilçeler Bozüyük ve Pazar’da da adayını çekecek; buna karşın AK Parti de aynı ilin bazı ilçelerindeki adaylarını göstermeyip MHP adayını destekleyecek.

Kars ve Iğdır’da ise AK Parti’nin aday göstermeyip, MHP adayı ile yola devam edilmesi planlanıyor.

Bununla birlikte, Ağrı, Bartın, Bolu, Yalova, Siirt, Bitlis, Bingöl, Burdur, Giresun, Hakkari ve Şırnak ile bunların ilçelerinde de yine ilan edilen adayların geri çekilerek, güçlü olan partinin adayıyla devam edilmesi öngörülüyor.

Yeni kamuoyu yoklamaları yaptırarak bu hafta sonuna kadar karara bağlanması konusunda da uzlaşma sağlandı.

Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP lideri Bahçeli’nin 18 Şubat Pazartesi günü listelerin YSK’ya teslim edilmesinden önce bir araya gelmesi de muhtemel…

CHP-İYİ PARTİ’DE ÜÇ YENİ İL

CHP- İYİ Parti’de de benzer bir süreç yaşanıyor…

İki partinin kurmayları dün itibarıyla Amasya, Sivas ve Niğde’de uzlaşıyı tamamladı…

Bu kapsamda İYİ Parti Amasya ve Sivas’ta aday göstermeyecek, YSK’ya sunduğu listede bu illeri boş bırakacak; her iki ilde CHP adayına destek verecek.

Niğde’de ise CHP adayını geri çekip, YSK listesinde göstermeyecek ve İYİ Parti’yi destekleyecek.

CHP-İYİ Parti’nin daha önce 51 yerde sağladıkları ittifakı 10 ilde daha hayata geçirmekte kararlı oldukları ve sayının 60’a yaklaşma ihtimalinin bulunduğu bildirildi.

İSYAN VAR

Açıklanmış ve sahaya çıkıp afiş ve pankartlarını sergilemiş adayların geri çekilmesi, aday gösterilmeme kararı da yeni bir sıkıntıyı hortlattı.

Adaylığı açıklanıp, şimdi geri çekilmesi istenen kişiler itibarlarının zedelendiğini ileri sürerek tepki gösterirken, bazı yerlerde de adaylıktan çekilme yerine, bağımsız olarak devam etme yönünde eğilim baş gösterdiği, genel merkez yöneticilerinin bu durumu yatıştırmak için çaba gösterdiği de gelen haberler arasında…

Ayrıca adayın geri çekilmesinin bir seçim bölgesinde “kaybedecekler” algısını yaratmasının etkisi de hesaba katılıyor.


***

“Savaş ne zaman başlar?”

Ankara’da kordiplomasinin son dönem en çok yönelttiği soru İdlib’de çatışmanın ne zaman başlayacağı üzerine kurulu.

Özellikle Soçi’de bugün Türkiye, Rusya ve İran devlet başkanlarının katılımı ile yapılacak zirve öncesi, İdlib’e ilişkin sorularla birlikte beklenti yoğunluğu da artmış.

Özellikle Avrupa kökenli diplomatlar konu üzerine daha da yoğunlaşmış.

Neden de İdlib bölgesinde ortaya çıkacak çatışmanın, yeni bir göç dalgasına yol açıp açmayacağı üzerine kurulu.

Yeni göç dalgasından çekinmelerinin en önemli nedeni de İdlib’de var olan nüfus…

Bunların daha önce Suriye’den kaçıp gelenlerden farkının teröre bulaşık olmaları kaygıyı daha da arttırmış.

Neden de içerde bulunan nüfusun her bir ferdinin, bir şekilde saldırıya, patlamaya veya birinin öldürülmesine tanıklık etmiş; ya da kendisi bu eylemlerin hedefi veya tarafı olmuş bulunmaları.

Bu kişilerin sahadan çıkıp, bir yolla Avrupa’ya ulaşmalarının Vietnam sendromuna benzer etki yaratacağından endişe ediliyor…

Çünkü ABD’de Vietnam savaşından dönenler, en küçük kavgayı savaşa çevirmişti.

RUSYA KARARLI

Durum böyle olsa da İdlib konusuna köklü bir çözüm bulma konusunda Moskova kararlı…

Türkiye’nin İdlib sahasındaki ılımlıların ayıklanıp, aşırılara yönelik operasyon düzenlenmesine yönelik çabası konusuna Moskova bu kez umutsuz.

İdlib’de bunu sağlanmanın zorluğunun görüldüğü, Rusya’nın desteğindeki Şam güçleri güneyden harekat yaparken, kuzeyde de Türkiye desteğindeki ÖSO güçlerinin kararlı duruşuyla El Nusra unsurlarının temizlenmesini amaçlanıyor.

Bunun sonucunda tehlikeli bir göç oluşmaması için önerilen de Hama, Halep arasında kalan Şam’ın kontrolündeki alanlara İdlib’den kanal açılıp, sivil halkı bu bölgeye sevk etmek ve Türkiye yönüne doğru olabilecek baskıyı azaltma planı sunuluyor.

Türkiye sınırına yakın bölgelerdeki sivil halkın da zaten İdlib ve Afrin bölgelerinde oluşturulan kamplara sevk edilmesi öneriliyor.

Türkiye’nin bu bakışı Soçi’de daha da netleşecek.

Ancak Türkiye’nin Münbiç’teki beklentilerine de Şam güçleri ve Rusya ile Tahran’ın destek vermesi gerekiyor.

TAMPON DEĞİL GÜVENLİ BÖLGE

Türkiye ayrıca sınırında bir tampon bölge değil, güvenlikli bölge beklentisini kalın çizgilerle çiziyor.

Yani, bir başkasının güvenliğini sağladığı tampon yapı değil, Türkiye’nin de içinde bulunduğu, YPG unsurlarından arındırılmış güçlerin gözetimi ve Türkiye’nin de içinde yer alarak denetimini sağladığı bir güvenlikli bölgeden söz ediliyor.

Rusya ise Adana Mutabakatına atıf yaparak, bölgedeki terörist unsurların temizlenmesi konusuna Esad yönetimi adına söz verirken, bölgede Şam güçlerinin sınır korumasını sağlaması gerektiğine işaret ediyor.

Ankara da güvenlikli bölgede bizzat bulunmadığı hiçbir formüle olumlu bakmıyor.

Kobani’den, Kamışlı’ya kadar uzanan 30 kilometrelik derinlikli bant içindeki alanda, Rakka ve Deyrizor dışındaki tam yerleşimler bulunuyor.

Geri kalan ise zaten çöl bölgelerini oluşturuyor.

Dolayısıyla oluşacak bir tampon bölge, Türkiye’nin bu alandaki yerleşimlerde yaşayan sivil halkla irtibatının kesilmesi anlamına da gelecek.

Yani bu bölgede Türkiye’ye sıcak bakan Kürt, Arap ve Türkmen unsurlardan da uzaklaşmış olacak.

Ankara’nın tampon bölge yerine güvenlikli bölgede ısrar etmesinin bir nedeni de buna dayanıyor.

AFRİN ÖRNEĞİ ETKİLEDİ

Türkiye, Afrin, Azez, Al Bab, Çobanbeyli bölgelerinde yerel halk ile birlikte oluşturduğu yönetim yapılarına da dikkat çekerek, bunun diğer bölgelerde de uygulama sözü veriyor.

Nitekim, ORSAM’ın düzenlemesi ile Ankara’da önceki gün Afrin’de yapılanları anlatan Yerel Meclis Başkanı Sait Süleyman ile Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Nasır Hüsso’nun sözleri panele katılan Ankara’daki yabancı misyon şefleri ile akademisyenleri etkilemiş.

Özellikle de ticarete yönelik örnekleri, tapu ve arazi belgelerine yönelik çabalarını sıralamaları ciddi bir etki yaratmış.

Buna karşın ÖSO içindeki bazı grupların davranışlarını eleştirmekten kaçınmamış olmaları da anlatımlarını gerçekçi kılmış…

Ancak Ankara bunu muhataplarına izahta zorlanıyor…

SİZİN GİBİ BİZ DE YAPARIZ

Rusya’nın ve ABD’nin, SDG içindeki PKK unsurlarının temizlenmesi halinde onların da güç kaybedeceğine dönük yaklaşımlarını gerçekçi bulmuyor.

Bu da muhataplarının, “İdlib’de bütün dünyanın terörist kabul ettiği El Nusra ve El Kaide unsurlarını ayırma konusundaki gayretini anlayışla karşılıyor, hatta takdir ediyoruz; ama sen de bizim benzerini yapabileceğimiz konusunda anlayış göster” beklentisini yükseltiyor.

İdlib’de iklimle birlikte, saha da ısınıyor…

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!