Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Son beş yılda aynı bölgeleri 4 kez dolaştım…

        “O günden bu yana sandığın farkı ne” diye sorarsanız, “Seçimin kendisi” yanıtını veririm…

        Buna muhalefet parti liderlerinin henüz sahaya çıkmaması neden gösterilebilir.

        Bu seçimde pankart, flama, bayrak, aday sloganları ve resimlerinin meydan süslemelerinde kullanılmamasının etkisi de gerekçe yapılabilir.

        Ancak şunu belirteyim ki bunlar da olsa halkta seçimin havası, daha doğrusu aurası yok…

        TEMSİLİN KAYBI

        Çünkü seçmen yakın geçmişte sandığa daha sıkı sarılır, çevresiyle politik tartışmaya girer, eline parti bayrağını alıp mitinge giderdi.

        Bugün ise tam bir tepkisizlik içinde...

        Eski seçim havasını Anadolu’da görmenin bir olanağı yok.

        Bu tepkisizliğe neden olarak, seçim ve referandum için sandık yoluyla seçmenin sürekli sondajlanarak yoklanmış olmanın getirdiği bıkkınlık da sunulabilir.

        Ya da kamuoyu yoklamaları aracılığıyla devamlı sorgudan geçirilmenin neden olduğu da savlanabilir.

        Bunun bir süre sonra televizyondaki eğlenceli yarışma programlarına benzemeye başlaması da öne sürülebilir…

        DEPOLİTİZASYON

        Her ne olursa olsun depolitizasyon sürecine tanıklık ediliyor.

        Politik tepkisizlik döneminin zirvesine tanıklık ediliyor.

        Eğer yerel iktidar kendi tarafındaysa onu sürdürmenin çabasına giriyor; değilse de kaderine razı yoluna devam ediyor.

        Ne ekonomi ne de parti içi çekişmeler onu ilgilendiriyor.

        Temsil edilme durumunu kaybettiği, oy verdiği partisi tarafından da yeteri derecede önemsenmediğini düşündüğü için meseleye futbol takımını tutar gibi yaklaşıyor; öyle davranıyor.

        Siyasal soru karşısında anında kaygılanıyor, başına bir iş gelecekmiş endişesi ile uzaklaşmanın yolunu arıyor.

        Hatta en basit soruya dahi yanıt vermek istemiyor…

        Dolayısıyla partiler pankart, afiş, bayrak asmayarak kazanca geçtiler, çünkü assalar da kimsenin onu umursayacak hali yoktu.

        DİŞ MACUNU REKLAMI GİBİ

        Bunun en belirgin örneğini politik bilinci daha yüksek olan Ege bölgesindeki bir ilde yaşadım…

        İki genç kız yanlarında annesi yaşında kadınla yürürken kendimi tanıtıp yollarını kestim.

        Büyükşehir belediye başkan adaylarının isimlerini bilip bilmediklerini sordum; mevcut belediye başkanının adaylığını yeniden koyduğunu anımsadılar…

        Diğer adayın adını sordum, birisi ismini anımsadı, soyadını hatırlayamadı.

        Oysa adını sorduğum belediye başkan adayının gülümseyen pankartı bir binanın baştan aşağı bütün cephesini kaplamaktaydı.

        Dönüp, “Bu kişi olabilir mi?” diye sordum, diş macunu reklamı pankartına bakar gibi davrandılar.

        Sonra her ikisi birden, “Evet, buydu…” dediler, birbirlerinin koluna sarılıp, bütünleştirdikleri bedenlerini büzüştürüp kahkaha atarak yanımdan uzaklaştılar.

        Zaten yanlarındaki yaşlı kadının da bu olanlar umurunda bile değildi…

        Sadece seçmen mi?

        Partilerin kadroları da onlardan farklı değil…

        Bazı il başkanları konuya vakıf, cevval güçle asılırken, alt kadrolardan belediye meclis üyeliğini alanlar bisiklet dinamosunu geçmeyen enerjileriyle hareket ediyor.

        Dikkat ettim onların da arasında genç olanına rastlanmıyor…

        Sandığa 36 gün kala sokakta seçimin adına rastlanmıyor…

        Diğer Yazılar