Yüksek Seçim Kurulu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline dönük iddialara ilişkin ara kararını açıkladı.

Cumhur İttifakı’nın iki üyesinin, iki farklı bölge için ileri sürdüğü iddialarının araştırılmasına karar verdi.

YSK’nın geçmiş seçimlerde göstermediği bu davranış, seçimin iptaline yönelik adım olarak okunabilir mi?

Şunu belirteyim ki muhalefet ile birlikte Cumhurbaşkanlığı’nda da böyle okunmuyor.

YSK’nın “Seçimin üzerinde şaibe kalmasın” çabasının sonucu olarak bakılıyor.

Ancak CHP cenahı bu iki ara karar karşısında rahat değil, kaygı dolu…

YSK’nın bugüne kadar hiç uygulamadığı yöntemi hayata geçirmiş olmasının, benzer bir öngörülmedik kararla seçim iptaline kararın da kapısını aralayabileceğine vurgu yapılıyor.

Yani, bugüne kadar bu konularda oldukça katı tutum sergileyen YSK’nın, 26 Aralık 2018 tarihindeki “itirazın sandık kurulunun teşekkülünden itibaren zamanında yapılması şarttır” kararının mürekkebi kurumamışken bu yönde bir ara karar almasının gerisinde bir başka niyetin olup olmadığını sorguluyor.

HUKUK İÇİNDE KALIRSA

Buna karşın, hukuk içinde kalınması halinde herhangi bir sorunun olmayacağı ve şaibelerden arınmış sonucun ilan edileceğine yönelik beklentisini de kayda geçiriyor.

CHP’yi bu noktaya getiren ise AK Parti’nin ilk günden bu yana özellikle Büyükçekmece ve Maltepe’de ileri sürdüğü iddialar ve sonuçta gelinen nokta…

Anımsanırsa AK Parti’li bazı hukukçular, Büyükçekmece Belediyesi’nde çalışmakta iken Kaymakamlığa geçici görevle gelen kişinin organize bir hareket içinde olduğunu ileri sürmüştü.

Belediye’den geçici görevle Kimlik Kartı Projesi’ne gönderilen Mehmet Özgür Samanlı’nın, nüfus kayıtlarında usulsüzlük yaptığı CHP ve AK Parti’nin tespitli başvurusu üzerine tespit edilmiş ve seçim öncesi tutuklanmıştı.

AK Parti de bu kişinin daha fazla usulsüz işlem yaptığını ileri sürmüş ve örgütlü bir davranış içinde olduğu iddiasını dile getirmişti.

Polisin araştırması ve savcılığın çabası ilk aşamada bir örgütlü yapıya rastlanmasını sağlamadı.

Eldeki veriler ve sürecin işlemesi de bunun en önemli kanıtı olarak gösteriliyor.

RESMİ YAZIŞMALAR NE DİYOR?

Buna neden de geçen dönem CHP milletvekili Barış Yarkadaş’ın da önceki gün varlığından söz ettiği tutuklu Samanlı’nın görevlendirilme sürecine ilişkin belgeler…

Farklı kaynaklardan da ulaşan verilere göre İstanbul Valiliği 13 Aralık 2016 tarihinde diğer ilçeler gibi Büyükçekmece Kaymakamlığı’na yazı göndererek, kimlik kartlarının yenilenmesi için İl Nüfus Müdürlüğü’nde yeterli personel olmadığını belirtmiş.

Dönemin İstanbul Valisi Vasip Şahin imzasıyla gönderilen yazıda “Hizmetin verimli yürütülebilmesi için tüm kamu kurumlarından geçici personel görevlendirilmesi” istemiş.

Büyükçekmece Kaymakamlığı da 15 Aralık 2016 günü yazının bir kopyasını ekleyip, Büyükçekmece Belediye Başkanlığı’na “İki personel isminin ivedi bildirilmesini” talep etmiş.

Belediye Başkanlığı 28 Mart 2017 günü, “İlgili yazılara istinaden, Kimlik Kartı Projesi’nde görev almak üzere Büyükçekmece Belediyesi personeli Mehmet Özgür Samanlı görevlendirilmiştir” yanıtını vermiş.

YERİNİ KİM DEĞİŞTİRDİ?

Yani Samanlı, iki yıl önce Nüfus Müdürlüğüne “kimlik kartı” için görevlendirilmiş, başka bir birimde çalışması için yollanmamış.

Şimdi soru şu…

Valilik, Kaymakamlık ve İlçe Belediyesi’nin talebi ve gönderme gerekçesi resmi yazılarla sabitken, bu kişinin Nüfus Müdürlüğü’nde sahtecilik yaptığı göreve kim getirdi?

Daha da önemlisi getirildiği birimde de iddia edildiği kadar işlem yaptı mı, yoksa bütün işlemi tutuklanmasına neden olan bulgularla sınırlı mı kaldı?

Bana gelen bilgilerden yola çıkarsam, iddia edilen rakamlar ile ortaya çıkan arasında uçurum var ve seçimin kaderini etkileyecek nitelikte de değil…

Şurası önemli ki bu seçimdeki kadar hiçbir seçimde her bilgi ayan beyan ortada olmadı.

Bütün tartışmaların ve belgelerin şeffaf şekilde herkesin elinde bulunduğu bu seçimde kimseye hukuk dışına çıkma olanağı tanımadı.

Ortada olmayan bir tek gedik bırakmadı…

Tabi yine de YSK buna karar verecek.

***

Hükümetinin Ulusal Eylem Planı’nın şartını da reddetti…


İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi toplantılarının böyle kamuoyunu oldukça meşgul edeceği görülüyor.

Bunun en ilgincini de önceki gün yaşandı, Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “Uyuşturucuyla Mücadele Komisyonu” kurulması önerisi AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi.

Buna yönelik tepkiler dün sosyal medyada yeterince döndü.

Ancak ortada ilginç bir başka durum var…

ERDOĞAN’IN TALİMATI

O da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatı ile hazırlanan ve hükümetin en önemli gelecek planlamaları arasında sayılan “2018–2023 Uyuşturucuyla Mücadele Strateji Belgesi ve Eylem Planı”nda belediyeleri de görevlendirmesi…

Strateji ve Plan’ın 132 sayılı tablosunda, “Sorumlu ve İş Birliği Yapılacak Kurum/Kuruluş” sıralamasında Aile ve Sosyal Politikalar, Sağlık bakanlıkları ve Yeşilay’ın ardından belediyeler geliyor.

Eylem planı kapsamında ortak proje yürütülmesi gereken belediye sayısının 2018’de 20 olduğuna dikkat çekilerek bu sayının bu yıl 30’a, 220’de 40’a, 2023’te de 70’e çıkarılması hedefleniyor.

SAĞLAM MÜCADELE

İBB AK Parti Grup Başkanı Tevfik Göksu, uyuşturucu ile mücadelenin Kadın-Aile ve Çocuk komisyonlarında yürütüldüğünü ve yeni komisyona ihtiyaç olmadığını belirtmişti.

Ancak hükümetinin Strateji ve Eylem Planı Belgesi ayrı bir birim tarafından 2023 yılına kadar bu mücadelenin sağlam bir şekilde sürdürülmesi gerektiğini söylüyor.

Hatırlanırsa Cumhurbaşkanı Erdoğan da 2017’deki yerel yönetimler proje yarışmasında Ankara Altındağ Belediyesi’nin başlattığı “Maddeye Değil Hayata Sarıl” projesine ödülü vermişti.

Erdoğan, belediyelerin uyuşturucu ile mücadelede önde yer almaları gerektiğini belirtmiş ve bazı önemli önerilerde de bulunmuştu.

İBB AK Parti Grubu bu adımıyla bir anlamda hükümetinin Strateji ve Eylem Planı’nın şartlarını da reddetmiş oldu…

Bunları yazarken aklıma Cemil Meriç’in o ünlü sözü geldi:

“İzm’ler (ideolojiler) idraklerimize giydirilmiş deli gömlekleridir…”

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!