Önce başkanlık sisteminin yeniden revizyonuna ilişkin yaklaşımında farklılaştı.

Bunu S-400 alımında hükümete destek ve geçmişten farklı dile sahip 15 Temmuz yaklaşımları takip etti.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, “başkanlık sistemini de tartışmaya hazır olduklarını” söyledi.

Ardından CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, “15 Temmuz tiyatro değil, kanlı bir darbe girişimiydi” açılımını getirdi.

Bunu Kılıçdaroğlu’nun S-400 alımına destek veren önceki günkü açıklaması takip etti.

Oysa daha bir ay öncesinde kıran kırana mücadele ettiği, demedik söz bırakmadığı, iktidara gelmeleri halinde de “sistem değişikliğine anında son vereceğini” söylediği AK Parti ile taban tabana zıt politika izliyordu.

Sözünü ettiğim tek başına CHP de değil, İYİ Parti de son dönem AK Parti’ye yönelik dilini farklılaştırdı.

CHP kurmayları ile sohbetimden anlıyorum ki yeni politik tutum, bundan böyle cari dil haline dönüşecek.

SANDIK BEKLENTİSİ

Neden de İstanbul seçimi ve sonrasında ortaya çıkan yeni durum ve gelecekte karşılaşılması muhtemel gelişmeler…

Yani sandık…

Şunu baştan belirteyim, TBMM’de bulunan siyasi partiler 2023’te zamanında yapılacak seçim öncesi bir sandığın geleceği konusunda hemfikir.

Bu görüş sadece muhalefette değil, AK Parti’de de söz konusu...

Ancak gelecek olanın seçim mi, yoksa referandum sandığı mı olacağı konusunda öngörüde bulunmak istemiyorlar.

Dolayısıyla ileride oluşabilecek ittifakların veya farklılıkların taban dilini bugünden oluşturmakta kararlılar.

SERTLİĞİN NEDENİ

Bu aşamada “CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç’un TBMM Özel Oturumundaki sözleri neydi?” sorusunu yöneltebilirsiniz.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Yavuz Aliağıroğlu’nun aynı oturumdaki konuşmasında sergilediği gibi, “Aynı içerik daha yumuşak dille söylenebilirdi” yaklaşımı da gösterebilirsiniz.

Ama, “Türkiye ittifakının adımları S-400 ittifakı ile atıldı” diye son dönem uyguladığı politikalar nedeniyle CHP’ye dönük kulis aralarında sert cümleler kuran HDP’yi görmezden gelirseniz...

Hatta tepki o derece ki, İstanbul’da sağlanmış işbirliğini ve Doğu ve Güneydoğu’ya açılım tramplenine çevirmeyi engelleyecek boyutta.

Özkoç bunu gözeterek mi konuşmasını yaptı yoksa bunların hepsi bir tarafa, spontane bir söylemin, taraflarca ve kendi içinde bu şekilde yorumlanmasından mı kaynaklıydı bilinmez…

YENİ SİYASET SİSTEMİ

Ama ne denirse denilsin, bundan sonraki süreçte ittifaklar partilere pozisyonlarını sürekli olarak gözden geçirme zorunluluğu getirdi.

Dolayısıyla “seçim sisteminin yarattığı yeni dünya düzeni” nedeniyle partiler pozisyonlarını sürekli kontrol etmek ve yeniden düzenlemek zorunda.

Özellikle parlamenter sistemin yarattığı tek parti hegemonyasının, başkanlık sisteminin ittifaklara muhtaçlıkla kırıldığı bu düzende…

Dolayısıyla yeni düzende siyaset ve kültür; partilerin jeopolitik ve jeokültürel değişimine de yol açacak; eskiden durdukları zemin ve kültürel pozisyonları yerle yeksan edecek.

Ötekine açılmak için söyleminden eylemine kadar tüm davranış kalıplarını farklılaştıracak; aynı siyasi coğrafyada kalarak iktidar doyumuna ulaşma olanağı bulunmayacak.

Propagandasının dilini ve duruşunu yeniden tasarımlamayanlar sıkıntıya girecek.

Belki bu yeni pozisyonlar bazen yüksek oy getirmeyecek…

Ama unutulmasın ki yeni ittifak düzeninde bir puanlık oy iktidarları tayin etmeye yetiyor.

Ya da İstanbul seçiminde görüldüğü gibi bir anda 806 bin gibi büyük bir parçayı kopartıp güçlü koltuk teslim ediyor…


***

Abdullah Tayyip ile Berkin Elvan ve Ali İsmail'i buluşturan...

"Abdullah Tayyip Olçok ile Berkin Elvan ve Ali İsmail Korkmaz’ın analarının göz yaşları, feryadı aynıdır..."

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel bir süre önce bu cümleyi kurunca internet medyası aracılığıyla kendisine önemli bir mesaj gelmiş.

Mesajı yollayan AK Parti'nin propaganda işini yıllarca başarılı bir şekilde yürüten ve 15 Temmuz darbe girişiminde köprü üzerinde oğlu Abdullah Tayyip ile şehit düşen Erol Olçok'un eşi Nihal Olçok’tan başkası değil...

Nihal Olçok, bu mesajını da öyle telefonla falan değil, Oda TV’de Ayşe Baykal ile kısa süre önce yaptığı röportajda Özel’in sözlerini değerlendirirken şu cümlelerle dile getirmiş:

"Özgür Özel beyefendinin konuşmasını dinlemeden önce oğlum beni aradı. Konudan bahsetti. Ben dinlememiştim. İstanbul'da değildim. Bir akşam önce Özgür Bey'in bir konuşmasını arkadaşımla otelde dinledik. Uzun bir konuşmaydı. Bazı eleştirileri vardı. Orada yorum yaptık. Hatta Özgür Bey'in benimle ilgili 'güzel düşünceleri varmış' demesine de arkadaşım da yanımdaydı, 'dün akşam ettiğim iltifatla gidip sen mi söyledin' dedim. Kendisiyle hiç tanışmadım, tanışmaktan keyif duyarım.

Ben hep şuna inanmışımdır; bu dünyada insana insan lazım. Gerisi hikaye. Onun için bir defa ana felsefesi çocuklar ölmesin ve anneler ağlamasın olan herkesin gönlümde, hayatımda, hanemde yeri başımızın üzerinedir. Tabii bir milletvekili, milyonların temsilcisi, biz onları ömrümüz boyunca başka türlü gördük, başka türlü sevdik, saygı duyduk. Öyle birinden iltifat duymak da ayrı bir güzellik. Teşekkür ediyorum buradan kendisine…”

Sohbetimizde olayı anlatan Özgür Özel, Nihal Olçok’un gösterdiği yaklaşımdan da, “kendisiyle tanışmak isterim” talebinden de hoşnuttu...

Talebine olumlu karşılık verme ve yakında buluşup sohbet etme kararı almış, randevu ayarlanmasını istemiş.

Dedik ya yeni siyaset sistemi...


***

Şehit düştükleri anı Bakan Soylu anlattı

Terör elindeki olanakları ilke tanımadan sonuna kadar kullanır.

Boşluk affetmez, en küçük fırsatı lehine çevirmek için her hainliği sonuna kadar kullanır.

Zaten fıtratının gereği vur kaça dayanır…

Hakkari kırsalında devam eden terör operasyonunda önceki gün 3 şehidin verildiği olayda da böyle bir durum yaşanmış…

Hikayesini İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan dinledim.

TBMM’ye 15 Temmuz Özel Oturumu için geldiğinde canı sıkkın, morali oldukça bozuktu.

“Bir sıkıntı mı var?” diye sorunca, Hakkari’de şehit olan 3 askerden biri olan Astsubay Üstçavuş Cengiz Tokur’un cenaze merasiminden gelmekte olduğunu söyledi.

Aldığı bilgiler kapsamında şehit düşme anlarında yaşananları hüzün dolu ses tonuyla şöyle aktardı:

“Ardı ardına başarılı operasyonlara imza atan bir timimizdi. Son olayda da üç terörist tespit ediyorlar; göğüs göğüse çarpışıyorlar. Üç teröristi etkisiz hale getiriyorlar. Ama bir anlık boşlukta etkisiz hale getirdiklerini kontrol etmiyorlar; saymıyorlar. Meğer teröristlerden biri kayanın ardına kaçmış. Bizimkiler çatışma pozisyonundan çıktıkları anda çıkıp taramaya başlamış. Teröristi anında etkisiz hale getirmişler ama o an olan olmuş…”

Terörle mücadelenin ne denli zor olduğu, dikkat gerektirdiğini gösteren önemli bir olay…

Oysa Türk askeri, jandarması ve polisi yılların bilgi birikimi ile mücadelede önemli mesafe aldı.

Buna son dönem eklenen elektronik ve hava araçları da katkı verdi.

Ama modern araçlar ve teknik takımların hiçbiri, terörle mücadelede yetişmiş tedbirli insan unsurunun önüne geçemedi...

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!