CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu uzun süredir Türkiye’nin Suriye politikasının farklı bir zeminde ilerlemesi gerektiğini savunanlardan.
Bunun için Şam yönetimi lideri Beşar Esad ile doğrudan görüşülmesi gerektiğini de her adımda dile getirenlerden.
Genel Merkez’deki odasında dün sohbet ederken, Türkiye’nin Kuzey Suriye operasyonu konusundaki düşüncelerini sorduğumda, daha önce savunduğu görüşlerini yineledi.
Bunu bugün değil, 2015 Haziran seçimi sonrası dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu ile koalisyon görüşmeleri sırasında da dile getirdiğini açıkladı.
Biraz da sitem dolu ses tonuyla devam etti:
“O gün de Türkiye’nin Suriye politikasının 180 derece değişmesi, bir Suriye konferansı düzenlemesi gerektiğini söylüyordum. Keşke zaman düşüncelerimin doğru olmadığını ortaya çıkarsaydı, ama tersi oldu.”
Benzer düşünceyi bugün de savunduğunu vurguladı.
“Suriye’de Türkiye’nin süratle Esad ile hiçbir ön yargıya kapılmaksızın görüşmesi lazım” dedi.
Gerisini getirdi:
“Madem onlar yapmadı, şimdi biz CHP olarak Türkiye konferansı yapacağız. Suriye gerçeğini sonbaharda masaya yatıracağız. Uluslararası tüm önemli aktörleri de davet edeceğiz…”

 

Muharrem Sarıkaya, Kemal Kılıçdaroğlu ile CHP liderinin makamında sohbet etti.
Muharrem Sarıkaya, Kemal Kılıçdaroğlu ile CHP liderinin makamında sohbet etti.

PYD/YPG YOK, ŞAM DAVETLİ

Belediye başkanlarının 100 günlük performansından, Heykeltıraş Sait Rüstem'in Nazım Hikmet portresinin benzerinin bazı kent meydanları için önermesine, galoş giyerek taziye evine gitmesine, Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun yeni parti kurma çabalarından, Kuzey Suriye operasyonuna kadar geniş bir çerçeveyi kapsayan Kılıçdaroğlu ile sohbetimiz şöyle devam etti:

Esad hükümetinden de çağıracak mısınız?
Tabii… Suriye’deki bütün aktörleri ve karşı tarafı da davet edeceğiz. Esad’ın izlediği politikayı savunan veya yeren her kesimi davet edeceğiz. Türkiye gerçekleri bütün boyutları ile görmek zorundadır. Terör örgütleri ile ilişkili olanlar hariç tabii.

YPG/PYD’den olmayacak mı?
Onlar hariç, onların dışında. Suriye’nin Dışişleri Bakanlığından bir yetkili olabilir, gelebilir. Suriye, Esad politikasını aktarabilir. Ama bunun karşıtı da olacak aynı masada. Onu hedefliyoruz. Cenevre benzeri bir toplantı; göçmen dernekleri de var, onların da katılımını sağlayacağız. Suriye tablosunu bütün taraflarla masaya yatırma gibi bir amacımız var.

Kılıçdaroğlu, heykeltıraş Fuat Rüstem'in yaptığı Nazım Hikmet büstünün büyük boy benzerini bazı illerin meydanları için önermiş.
Kılıçdaroğlu, heykeltıraş Fuat Rüstem'in yaptığı Nazım Hikmet büstünün büyük boy benzerini bazı illerin meydanları için önermiş.

GÖRÜŞME SORUNU ÇÖZER

Suriye’nin kuzeyi sorununa da çözüm olur mu?
Esad ile doğrudan doğruya görüştükten sonra Suriye’nin kuzeyinde yaşanan pek çok sorun daha rahat aşılabilir. Türkiye’deki göçmenleri oluşturulacak bölgeye yerleştirilmeleri, oluşturulacak okul, donatıların yapımı; bütün bunları gerekirse Türkiye, AB desteğini de alarak yapmalı. Çünkü ben AB yetkililerine de Suriye ile ilgili bu tip konularda destek vermesi gerektiğini söylemiştim, onlar da evet haklısınız demişlerdi. Dolayısıyla inadından vazgeçmesi lazım; söz konusu olan Erdoğan’ın çıkarı değil, Türkiye’nin çıkarıdır. Dış politikada kan davası olmaz. Tam tersine bir ülkenin çıkarlarının önceliği vardır. İnsanların çıkarlarının önceliği yoktur.

MISIR İLE DE DÜZELTİLMELİ

İki, Mısır ile ilişkileri düzeltmeli. Mısır yönetimi ile diyaloğa geçmeli. El Esher Üniversitesi Şeyhi aleyhine söylenen ağır sözler bir şekilde telafi edilmeli. Mısır ile diyalog kurulmazsa Doğu Akdeniz’de Türkiye büyük tehlikeler yaşayacaktır. Bu da Erdoğan’ın dış politikayı şahsi meselesi haline getirmesinden kaynaklı... Dış politika milli olmak zorundadır. İktidarı, muhalefeti olmaz; Türkiye’nin çıkarları olur.
Üçüncü nokta kesinlikle Dışişleri Bakanlığı’nın etkin kılınması lazım; şu anda bütün kadroları pasifize edilmiş durumda. Türkiye’nin dış politikada birikimli deneyimli kadroları devre dışı bırakılmış, yandaşlar büyükelçi olarak atanmış. Dış politika saraydaki odalara hapsedilmiş durumda. Bugün geldiğimiz noktada da izlenen dış politikada sadece zarar verdiğini hepimiz görüyoruz. Dış politikada kazandığımız hiçbir şey yok bugüne kadar hep kaybettik.

TÜRKİYE GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAK ZORUNDA

Suriye’nin PYD hakimiyetindeki kuzey bölgesine Türk askerinin girmesine nasıl bakıyorsunuz?
Türkiye şu an bir ateş çemberi içinde. Ortadoğu’da da kan gövdeyi götürüyor. Türkiye bu ateş çemberinde kendi güvenliğini sağlamak zorunda… Bu konuda adımlar atmak zorunda. Ama siz başka bir ülkeye girerken, güvenli bölge oluşturmak istiyorsanız, o ülkenin yetkilileri ile bunu konuşmalısınız. Esad ile görüşün dememin nedeni budur zaten. Esad ile görüşüp, ‘Türkiye açısından güvenlik riski var, bunu telafi etmek istiyoruz, oturalım beraber konuşalım, siz de ben de Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunuyoruz. Biz Suriye’deki halklara saygı duyuyoruz. Kaldı ki Suriye’de Irak’ta yaşayanlarla Türkiye’de yaşayanlar arasında bir akrabalık da var. İki tarafta da Araplar, Kürtler, Türkmenler, Ezidiler var' diyelim. Dolayısıyla Erdoğan’ın hedefi Ortadoğu’da kan akmasını durdurmak, Orta Doğu’yu bir barış adasına döndürmek olmalıdır; ama tam tersi oluyor.

ABD VE RUSYA ÇIKARINI KORUR

‘Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine girmesine yönelik tek taraflı hareketini engelleyeceklerini’ belirten ABD tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?
ABD ve Rusya kendi ülkelerinin çıkarlarını korumalıdırlar. İki ülke kendi çıkarlarını koruduğu sürece Ortadoğu’ya da barış gelmez. Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı, OBİT’i 4 ülke kursun dememizin temelinde yatan da bu zaten.

ABD ve Rusya’nın direncine rağmen Türkiye’nin girmesi söz konusu olabilir mi?
Umarım böyle bir tablo ortaya çıkmaz. Türkiye taraflarla anlaşarak bölgede güvenliği sağlar.

YENİ PARTİYİ İZLİYORUM

Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun yeni parti kurma çabalarına nasıl bakıyorsunuz?
Bütün vatandaşların, medyanın yakından izlediği gibi biz de yakından izliyoruz. Yeni oluşumdan nasıl bir tablo çıkar; izliyoruz.

ALIN TERİ ALTINDAN DEĞERLİDİR

Tatil yaptınız mı?
Bugün (dün) gidiyorum.

Son dönem Kaz Dağları, Salda Gölü, Kelebek Vadisi ile ilgili gelişmeler konusunda ne diyorsunuz?
Türkiye dünyanın en güzel coğrafyalarından biri. Biz bu coğrafyayı büyüterek çocuklarımıza bırakmak zorundayız, katlederek değil. Dolayısıyla başta sivil toplum örgütleri olmak üzere vatandaşların duyarlılığını da herkesin anlayışla karşılaması lazım. Doğa katliamına Cumhurbaşkanlığının izin vermemesi gerekir. Her ağacın, her kuşun, her canlının kendi doğal koşullarında yaşama hakkı vardı. Siz bu canlıların doğal yaşama alanlarında yaşama hakkına son veriyorsunuz. Ne için altın için. En değerli altın alın teridir. Çünkü o üretiyor. Siz üretmekten vazgeçtiniz doğayı tüketiyorsunuz.

BELEDİYELERİN 100 GÜNÜ

Belediyelerin 100 gününü nasıl buluyorsunuz?
Başarılı.

Aile fertlerinin atanması meselesini nasıl çözdünüz?
Herkesle görüşüldü. Bazı iddialar doğru değildi, onları zaten belediye başkanları açıkladı. Olanlar da düzeltildi.

GÖREV MECLİS BAŞKANI’NA DÜŞÜYOR

Bundan böyle aileden veya birinci derece yakınlardan atama olursa ne yapılacak?
Bizim koyduğumuz kriterler var. Bu olaylar bizim Afyonkarahisar’daki belediye başkanları toplantımızdan önce büyük kısmı gerçekleşmişti. Bundan böyle belediye başkanlarımız izlediğimiz çerçevede hareket edecekler. Biz düzelttik ama diğerlerinin de düzeltmesi lazım. Belediyede çalışan milletvekili var. ‘Çalışıyorum ama maaş almıyorum’ diyor ama adı maaş bordrosunda duruyor. Anayasa’ya göre suç. Dolayısıyla orada görev Meclis Başkanı’na düşüyor, göreve davet ediyorum. Gereğini yapmak ve milletvekilinin itibarını korumak TBMM Başkanı’na düşüyor.

EĞER 20 YILDIR ÇALIŞIYORSA

Bazı belediye başkanlarınız ‘kardeşim ama daha liyakatlisini de bulamam’ dedi. Bu durumda ne olacak?
Bana iletildiğine göre 20 yıldır zaten orada çalışıyormuş, gerçekten o işi yapan biriymiş. Eğer bu durumdaysa bir şey diyemem. Büyükşehir belediyelerine seçilen 11 başkanımız zaman zaman bir araya gelip toplanacaklar ve tecrübelerini paylaşacaklar.

GALOŞ GİYMEM AİLEYE SAYGIMDAN

Sizin Cumhurbaşkanı’nın galoşla tarlaya girmesine tepkinize karşılık AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de, sizin şehit ailesinin evine galoş ile girdiğinizi belirtti.
Yanlış hatırlamıyorsam bu farklıydı ama bir şehit ailesini ziyaretimizde bir apartmana gittik. Apartmanın girişinde ayakkabılarımızı çıkardık ve 4. kata kadar da çorapla gittik. Çünkü o apartmanda oturanların tamamı apartman boşluklarına da ayakkabı ile girilmemesini istemişler. Herkes ayakkabısını dışarı çıkartıyordu, biz de saygı gösterdik. Fotoğraftaki aile ise ayakkabımı çıkarmamı istemedi; kendilerinin de ayakkabı ile evde bulunduklarını belirterek, benim galoş giymeden içeri girmemi istedi. Ben nezaket gösterip, buna rağmen galoş giydim. Fotoğrafa dikkat ederseniz, taziye sunduğum evin aile fertlerinin hepsi ayakkabılı... 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!