Güneydoğu’daki 3 büyükşehir belediye başkanının görevden alınmasını AK Parti kadroları AİHM kararı üzerinden savundu.

Aslında Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AB’den gelen Terörle Mücadele Yasası’nda değişiklik taleplerine yanıt verirken de yakın geçmişte aynı örnek üzerinden tepkisini sergilemişti.

Üç büyük ile kayyım atanınca da önce Çelik, ardından da önceki akşam Habertürk’te Didem Arslan Yılmaz’ın moderatörlüğünü yaptığı programda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu aynı örneği yineledi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) İspanya Yüksek Mahkemesi tarafından kapatılmasına karar verilen Herri Batasuna partisi hakkındaki kararına atıf yaptı.

KARAR NE DİYOR?

Üzerinde durdukları aslında, teröre karışmamış da olsa, eğer söylem demokrasi ve şiddeti övmeyi içeriyorsa bunun da kabul edilemez olduğuna hükmeden karar.

AİHM de Herri Batasuna kararında, “partilerin siyaset yapma özgürlüğünün insan hakları ve demokrasi ile sınırlandırılabileceğine” hükmeder.

Partinin mensuplarının “terörü övemeyeceği gibi, tehdit unsuru olarak kullanmalarının da demokrasiye aykırı olduğuna” dikkat çeker.

“Bir siyasi partinin terörist saldırıları kınamaktan kaçınmasının bazı durumlarda terörizmi zımnen desteklemesi” anlamına geldiğini ilke kararı olarak benimser.

Burada da durmaz, önceki bazı kararlarını da Herri Batasuna kararına emsal yapar, hatta eski kararlarını ağırlıklı olarak bu kararına zemin oluşturur.

Geçmişte aldığı kararın şu ilkesine atıf yapar:

“Siyasal parti, yasaların ya da devletin anayasal yapısını değiştirilmesini önerebilir ancak hem bu amaç için kullanılacak araçların hem de önerilen değişikliğin demokrasiye uygun olması gerekir…”

Buradan yola çıkarak, Herri Batasuna’nın İspanya devletinin terör örgütü olarak kabul ettiği ETA ile ilişkili olduğuna ulusal mahkemelerin karar verdiğini anımsatır.

“İspanya’daki durum gereği söz konusu bağlantılar nesnel olarak demokrasiye tehdit olarak değerlendirilebilir” diye de ilke kararını koyar.

Burada da kalmaz, “Kapatılma kararı, tüm ağırlığıyla hissedilen bir toplumsal ihtiyacın sonucu” tespitini yapıp kararını verir:

“Tüm bu nedenlerden ötürü verilen ceza, meşru amaçla (demokrasiyi koruma) uyumlu ve işlenen suçla orantılı…”

BATASUNA’YA EMSAL OLAN KARAR

Herri Batasuna yöneticilerinin başvurusunu reddederken kararına ağırlıklı olarak emsal aldığı, hatta zemin kabul edip içinden atıf yaptığı, 10 maddelik (74-83) “Mahkeme Değerlendirmesi”nin omurgasını da geçmişte aldığı Türkiye’de kapatılan siyasal partiye ilişkin kararı oluşturur.

Hatta Herri Batasuna kararına zemin yaptığı için “yerleşik içtihadı” haline dönüştüğü bu kararı hangi partiye mi ait?

Hemen belirteyim, Refah Partisi’nin kapatılmasına yapılan itiraz kararına...

AİHM, RP’nin kapatılmasına ilişkin kararında, “Siyasal partilerin önde gelenlerinin ve üyelerinin beyan ve eylemleri bir bütün halinde ele alındığında, önerilen toplum modelinin demokrasinin temel ilkeleri ile de uyumlu olması” gerektiğine hükmeder.

Bu ilkesini de Herri Batasuna kararına aynen aktarır.

“Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin hükümlerine uygun olmayan politikaları, makul ve öngörülebilir sivil barışa ve ülkenin demokratik rejimine zarar verebilecek adımları uyguladığı için RP’nin kapatılma kararını aykırı bulmaz...”

Hatta Herri Batasuna’nın başvurusunun reddinin en önemli gerekçesi haline getirir.

Sadece bununla kalmaz, Herri Batasuna için ağırlıklı alıntı yaptığı RP kararına, Birleşik Türkiye Komünist Parti, Sosyalist Parti, Özgürlük ve Demokrasi Partisi( ÖZDEP) kararlarından pasajlar da ekler.

BATASUNA KARARINI SAVUNMAK

Şimdi şu soru sorulabilir?

Herri Batasuna kararını savunarak, buna emsal alınan RP’nin kapatılması kararı da savunulmuş olunmuyor mu?

Ya da bunu dile getirenler Herri Batasuna kararını enikonu inceledi mi?

Ayrıca burada bir başka nokta daha var; Herri Batasuna kararı bir partiye ilişkin, kamu görevlisi bireye dönük değil.

Nitekim Herri Batasuna ile ilgili kararın detaylarına vakıf eski AİHM yargıcı Rıza Türmen de dünkü sohbetimizde bu duruma dikkat çekti.

“Belediye başkanlarının görevden alınmaları yargı kararına dayanmıyor” anımsatmasında bulundu.

Buna ilişkin geçmişten iki de örnek verdi:

“İzmir’de Ahmet Piriştina vefat ettiğinde Belediye Meclisi toplanıp Aziz Kocaoğlu’nu Başkanlığa getirdi. Recep Tayyip Erdoğan da Belediye Başkanı iken yargılanıp hapse atıldığında yine Belediye Meclisi toplanıp Müftüoğlu’nu yerine seçti. Esas olan seçimle gelmesidir.”

NASIL SUÇ SAYILACAK?

Bünyesinde AİHM’ni de barındıran Avrupa Komisyonu’nun danışma organı Venedik Komisyonu üyesi Osman Can da konunun yargının siyasi parti kararı değil, idari karar olduğunu belirtti.

“Gerek Belediye Kanunu, gerek Anayasa geçici görevden uzaklaştırmadan söz ediyor” dedi.

Can, İçişleri Bakanı’nın “terör nedeniyle uzaklaştırmayı” düzenleyen Belediye Yasası’nın 45’inci maddesine atıf yaptığını da anımsatıp ekledi:

“Bu durumda bile her halükarda görevden alınma gerekçesi terörle ilgili, görevi sebebiyle suçun işlenmiş olması gerekir. Eğer göreviyle ilgili terör suçu işlenmişse yargısal denetime tabi tutulur, sonrasında iki ayda bir duruma bakılıp karara varılır. O durumda da Belediye Yasası işletilir ve Belediye Meclisi içinden seçim yapılır. Aslolan seçilmiştir…”

Osman Can belediye başkanlarının soruşturma ve kovuşturmasına konu edilen suçlamalara da bakılması gerektiğini belirtip şu soruyu yöneltti:

“Belediye başkanı hakkında suçlandığı konu ile ilgili yargıya intikal etmiş bir dosya yoksa nasıl suç sayılacak?”

“İLTİSAKIN İSPATI GEREKİR”

Osman Can, “terör örgütleriyle iltisaklı olma iddiasıyla hukuk konuşmanın imkansız olduğunu” da vurgulayıp devam etti:

“Onun dışında ‘tespit edilmiştir’ şeklinde suç isnatları da araştırılmalıdır. ‘Haklarında soruşturma ve kovuşturma vardır’ demek yetmez. Hiç kimse Anayasa ve yasaların üzerinde değildir, asıl olan yargı kararıyla bunun ispatıdır.”

Belediye başkanlarının görevden alınması konusunda ortaya konulanlara bakıldığında hemen hepsinin dayandığı bir gerekçe var; yargı kararı…

Bir önceki yazımda da belirttim, geçmişteki görevden almalar da yargı kararı beklenmeden yapılınca kamu vicdanında yerini bulmadı, sandık sonuçları da bunu gösterdi.

Hatta İstanbul, Antalya, Adana, Mersin dahil diğer illeri de etkiledi.

Daha önemlisi Diyarbakır’da kayyım iken AK Parti’den aday olan vali de seçilemedi…

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!