Şehir Üniversitesi kapsamında başlayan tartışma, TBMM’de Mal Varlığı Araştırma Komisyonu kurulması restine dönüşünce ilk destek muhalefetten geldi.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu Mal Varlığı Araştırma Komisyonu kurulması halinde destekleyeceğini belirtirken, İYİ Parti’den de benzer bir açıklama geldi.

HDP de kurulursa destekleyeceğini bildirdi.

Muhalefet konunun sadece bu yönüyle değil, benzer şekilde kamu arazilerinin başka hangi vakıflara veya üniversitelere verildiğinin de araştırılması için de aynı görüşteler…

Cumhur İttifakı’nın ortağı MHP ise bu konuda bir duruş sergileme çabasında değil.

Şu an için gelişmeyi izlemeyi uygun görüyor; ittifak meselesi haline getirmekten uzak duruyor.

Hatta MYK Üyesi İbrahim Çiftçi’nin dün konu ile ilgili olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sert eleştiri dolu tweet mesajı da MHP’liler tarafından doğru bulunmadı; kuliste bazı milletvekillerinin tepkisine yol açtı.

AK PARTİ: YÖNTEMİ YANLIŞ

Muhalefet partilerinin tutumu böyle iken, iktidar kulisindeki durum biraz daha farklıydı.

Öncelikle meselenin böyle bir şekilde gündeme gelmiş olmasından AK Parti’de yönetim erkinde bulunanlar da rahatsız.

Nedeni de konunun üniversite üzerinden başlayıp farklı bir yöne gitmiş olması…

Durumu en iyi özetleyen de adının yazılmasını istemediği için burada veremediğim AK Parti’nin etkili bir isminin şu sözü:

“Yeni kurduğu partisinin tabelasını tam asacağı sıra Cumhurbaşkanı tarafından Davutoğlu’nun muhatap alınması ve tartışmaya çekilmesi oraya kazandırır, bize değil. O nedenle üniversite üzerinden yürütülen bu tartışmayı bir an önce kapatmalıyız, çünkü yöntemi yanlış…”

Muhalefetin mal varlığı araştırma komisyonu kurulması konusunda bastırması halinde nasıl bir tutum takınacaklarını sorduğumda ise verdiği yanıt netti:

“Böyle bir komisyon kurulmasını uygun görmüyoruz... Çünkü bir sonuç getirici yönü yok…”

TBMM’DE HİÇ ÇALIŞMADI

Aslında haksız da değil.

Çünkü,  geçmişte de Meclis’te çok sayıda mal varlığı araştırma komisyonu kurulması yoluna gidildi.

Sonuçta 7 ceddine kadar mal varlığı araştırması şekline dönüşüp, araştırılamaz hale getirilip donduruldu.

Herhangi bir sonuç çıkmadı.

Ayrıca her 5 yılda bir de liderler mal varlıklarını açıklıyorlar, bunun ötesinde bir mal varlığına rastlanması durumunda da zaten kamuoyunun önünde konu tartışılır hale geliyor.

MUHALAFET AŞAĞIDAN ALDI ONLAR YUKARIDAN ALACAK

Ancak AK Parti’nin etkin isimlerinin üzerinde durduğu bunun ötesinde bir durum.

O da geçmişte muhalefet partilerine bilgiler bürokrasinin en alt kesimleri tarafından yarım yamalak ulaştırılmasına karşın etkili olurken, bugün bu bilgilerin en üst seviyede tam olarak servis yapılma ihtimali üzerinde yoğunlaşıyor.

Yani çatışmanın yolsuzluk, usulsüzlük gibi böyle bir zeminde ilerlemesinin ilerde yaratacağı erozyona dikkat çekti.

Çok daha sıkıntılı bir hal alabileceğine vurgu yaptı.

Bunun yerine konunun yolsuzluk, usulsüzlük, dolandırıcılık düzleminden çıkarılıp; siyaset sahnesindeki etik düzeni üzerinden yürütülmesinden yanalar.

TBMM’de bütçe görüşmelerinden daha fazla üzerinde konuşulan son gelişme de gösteriyor ki siyaset ilginç bir sürece girecek…

*

Kılıçdaroğlu’nun söylem hedefi

Bütçe görüşmeleri geçmişte geleceğin politik yol haritasının çizildiği yer olurdu.

Siyasi taktikler, karşılıklı laf atmalarla gerçekleşen siyasi nükteler, liderler arası söz düellosu aslında siyasetin renklenmesinin önündeki en önemli süreçti.

O gün sadece biz gazeteci milleti değil, milletvekilleri de heyecan içinde olur ve bütçe görüşmesinde hepsi bulunmak için gayret ederdi.

Özellikle de iktidar milletvekilleri…

Bütçenin tümü üzerindeki görüşmeleri dün TBMM’de izlerken dikkatimi çeken tek nokta, işin doğasına aykırı bir tarzda AK Parti sıralarının boş, muhalefet sıralarının ise tıka basa dolu olmasıydı...

Bunu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bütçe görüşmesini bu yıl izlememiş olmasına bağlayabilirsiniz.

Ya da muhalefetten biri konuşuyor olduğu için salonun boşaltılmış olabileceği savını da ileri sürebilirsiniz.

Ancak dün iktidar partisi sıraları boştu, bu durum hem AK Parti hem de MHP sözcülerinin konuşması sürecinde de devam etti.

Bütçe üzerindeki görüşmede söz alan CHP lideri ve HDP eş genel başkanlarının konuşması sırasında da durum çok değişmedi.

AK PARTİ’Lİ VEKİLİN VİCDANINA

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da AK Parti milletvekillerinin bu isteksizliğini görmüş olmalı ki, dünkü konuşmasında ağırlıklı olarak “vekillerin yarası olan statülerinin azalması, sözlerinin dinlenmez olması” gibi konulara yüklendi.

AK Parti kulisinde ne konuşuluyorsa o konulara girdi ve ağırlıklı olarak AK Parti milletvekillerine hitap etme yolunu tercih etti.

Kılıçdaroğlu aslında bu taktiğini bir süredir devam ettiriyor.

Özellikle partisinin TBMM Grup konuşmalarında sıklıkla, “AK Parti'ye oy vermiş seçmen kardeşim…” söylemine yöneliyordu.

Şimdi bu taktiğini TBMM’deki AK Parti milletvekillerine de yöneltti.

Bazı verileri Sayıştay raporlarından aktardı…

Kütahya Havaalanı’na ilişkin verileri de sıralayıp, “Siz buna itiraz etmeyeceksiniz de neye itiraz edeceksiniz? Siz buna isyan etmeyip de neye isyan edeceksiniz?.. Bunu biz değil arkadaşlar, şehidin hakkı var bu para nasıl kullanılır, bunu asıl siz sormanız gerekmez mi?” sorularıyla AK Parti milletvekillerinin vicdanına yöneldi.

SAĞLAR’IN DURUMUNA DÜŞERDİ

Bütçe görüşmelerinin bütününe bakıldığında aslında bazı bakanlıkların bütçelerinde yalnız kalacağını söyleyebilirim.

Özellikle de milletvekillerine ihtimam göstermeyen, randevu vermeyen veya görüşmekten kaçınan Bakan veya Bakan yardımcılarının bakanlık bütçesinde salonda az sayıda AK Partili olursa şaşırmayın.

Eğer parlamenter dönem olsaydı, bir zamanlar Fikri Sağlar’ın Kültür Bakanlığı bütçesinde yaşadığı bütçesinin reddedildiğine benzer sıkıntı ile karşılaşmaları kaçınılmaz hale gelirdi.

Ancak yeni sistem buna izin vermiyor.

YILDIRIM AĞIRLIĞI

Buna bir de son günlerde AK Parti grubunda sürekli bulunan, milletvekilleriyle sohbet ederek sıkıntılarını dinleyen, özetle uzun süredir eksikliği hissedilen “ağabey” boşluğunu gideren Binali Yıldırım’ın varlığını da eklemek gerekir.

Yıldırım dün yine kulisteydi ve çevresinde çok sayıda milletvekili sarmış sohbet ediyor, karşılaştığı sıkıntılarının çözüm adresi oluyordu.

Bütçe sürecinde de Yıldırım’ın bu davranışını sürdüreceği belirtildi.

Geçmişten gelen davranışların değişmeyeceğini öngörerek şunu söyleyebilirim ki bazı bakanlar Yıldırım’a teşekkür etme durumunda kalacak…

*

Siyasi nezaket…

Şunu iddia ederim ki TBMM, 1981’de kurulan Danışma Meclisi’nden bu yana gerçekleşen en heyecansız ve bir o kadar da etkisiz oturumunu gerçekleştirdi.

Tarihinin en düşük profilli TBMM Genel Kurulu’na gelen bütçenin tümü üzerindeki görüşmesini yaptı.

Belki kürsüdeki sözlerden geriye bir şey kalmadı ama, gittikçe bir klasiği haline dönüşen siyasi nezaketin en önemli görüntüsünü de kamuoyunun önüne koydu.

HDP eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli, Grup Başkanvekilleri ile birlikte MHP lideri Devlet Bahçeli’nin yanına gidip geçmiş olsun dileklerini iletti.

Aktarıldığına göre Pervin Buldan, “Sizi iyi şekilde tekrar burada gördük, geçmiş olsun” demiş.

Bahçeli de HDP eş genel başkanlarına teşekkür etmekle yetinmiş.

Meclis kulisinde karşılaştığımızda MHP lideri Bahçeli’ye HDP’lilerin geçmiş olsuna gelmelerini nasıl karşıladığını sordum.

“HDP temsilcileri geçmiş olsun dediler” demekle yetindi; olağan karşılayan tutum sergiledi.

JESTTE, HEP İLK ADIM ATAN OLDU

Aslında siyasete insani yön katan, önemli bir toplumsal değer olan bu yöndeki jestler geçmişte de MHP lideri Devlet Bahçeli’den gelmişti.

Geçen yıl bu zamanlar, yine bütçenin tümü üzerindeki görüşmelerin yapıldığı 12 Aralık 2018’de, MHP lideri Devlet Bahçeli önemli bir girişimde bulundu..

Bütçe üzerindeki eleştirilerini kürsüde tamamlayan HDP’nin eş Genel Başkanı Pervin Buldan yerine gitmek üzereyken milletvekilleri aracılığıyla yanına davet etti.

HDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in hapse girmiş olduğunu hatırlatıp, geçmiş olsun dileklerini iletilmesini rica etti.

Aslında Bahçeli’nin insani jestleri bununla da sınırlı değildi.

Geçmişte de Ahmet Türk, Sırrı Süreyya Önder, Sırrı Sakık ve Hasip Kaplan ile TBMM’de karşılaşıp kısa sohbette bulunduğu günler oldu.

En dikkat çekeni 2008’de Birinci Meclis’teki 23 Nisan kutlamaları sırasında yaşandı.

RENKLERİ TAMAMLADI

O gün Bahçeli’nin, DTP milletvekili Hasip Kaplan’a elini uzatıp, “Gel Hasip, yanıma otur. Birinci Meclis’in renkleri tamamlansın” demişti.

Seçim öncesi de Ahmet Türk’ün cezaevinden çıkması gerektiğini söylemişti.

Şunu belirteyim ki, bunlar MHP lideri Devlet Bahçeli’nin şövalye tavrının ne ilk ne de sonuncusu olacak.

Nereden mi biliyorum; üniversiteden hocam…

Öğrencilerinin ayrım yapmadan hepsine, hem üniversite döneminde hem de sonraki yaşamlarında hep aynı tutumu sergiledi.

Hatta öğrencilerinden bazılarına çok kızdığı da oldu, ama son tahlilde o şövalye ruhunu sergilemekten geri durmadı. 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!