Benzerini örnekle deseniz, siyasal tarihte Rahşan Ecevit’in eşini bulamazsınız.

Daha ilerisi benzeri bir siyasetçi de bundan böyle zor gelir.

Çünkü Rahşan Ecevit, ister ulusalcı, ister demokratik sol diye tanımlanmış, sosyal demokrat siyasetin mihenk taşlarından biriydi.

Demokratik solun, dolayısıyla eşi merhum eski Başbakan Bülent Ecevit’in de sağ kolu...

Eşinin yrini, konumunu, ağırlığını en iyi tanımlayan da yine Bülent Ecevit oldu.

“Elele büyüttük sevgiyi” şiirinin daha ilk mısrağına, partisinin simgesi ak guvercine de atıf yaparak başladı:

“Birlikte öğrendik seninle/ avucumuzda yüreği çarpan/ kuşa sevgiyi…”

Sonunu da “El ele büyütüp, elele derdik/elele derip insana verdik/ verdikçe çoğalan sevgimizi…” diye tamamladı…

PÜLÜMÜR’DE AŞK…

Çünkü Rahşan Ecevit, sadece bir eş değil, İnönü’den devralınan CHP’nin yeni politikasının belirlenmesindeki en etkin düşün insanlarından biriydi.

Evinde oturup, Başbakan olan eşini beklemek yerine, politikasının önemli karar alma mekanizması olmayı seçti.

Bazen Bülent Ecevit’ten çok daha önde karar vericiydi; bazen de onun yerine karar uygulayıcısı görünmeyi kabul eden...

O nedenle de adı, parti tabanı dahil bütün kademelerinde Ecevit soyadı eklenmeden, kişiliğinin simgesel gücü olarak, “Rahşan Hanım” diye anıldı.

Rahat oturup konaklarda yaşam sürebilecekken, tiyatroya da uyarlanan “Pülümür’de Aşk” benzeri romanlarını devam ettirme şansı varken, bir çok meşhur eserinde olduğu gibi, paletten tuvale düşüncelerini akıtmak dururken, en zor ve çetrefilli yolu, siyaseti tercih etti.

ECEVİT’İN GÖLGESİ ECEVİT

Hamzakoy günlerinde de yasaklı olduğu yıllarda da Bülent Ecevit’in gölgesiydi.

Hem de o boyutta ki, hiç bir Başbakan eşinde rastlanmayan şekilde parti kurdu, liderliğine geçti ve bir gün olsun mücadele meşalesini yere düşürmedi.

Demokratik Sol Parti (DSP) ve Demokratik Sol Halk Partisi’nin kurucu Genel Başkanlığı görevlerinde ki dirayetiyle, kimi zaman da eşinin partideki ikinci ismi pozisyonu ile sergiledi.

Aslında birbirlerine seslenişlerindeki gibi, "Rahşan Bülent idi, Bülent de Rahşan..."

Yorulduklarında bazen seçim otobüsünün, bazen de uçağın en arka koltuğunda rastlandığı gibi, tek gövde haline getirdikleri bedenlerini başlarına yastık yaptı.

Bezen de koalisyonların kurulup yıkılmasını sağlayan tek konuşmacısıydı...

İlkeleri ve düşüncesinden bir gün olsun en küçük taviz vermedi.

Anaç bir kartal gibi yeri geldi koruyucu, yeri geldi akıldaş, yeri geldi sevgilisi oldu…
Ama hep mütevazı yaşamı seçti. ..

MÜCADELE, DİRENÇ VEFA

Mücadele, direnç, vefa, kararlılığın simgesi olmakla kalmadı, siyasette kadının gücünü gösterdi.

Bülent Ecevit’in Hakka yürüdüğü gün, o yaşına karşın cenaze arabasının ardından biran olsun ayrılmadı, Kocatepe’den Devlet Mezarlığı’na kadar olan yolu dimdik yürüdü.

Son olarak ArtAnkara Çağdaş Sanat Fuarı’nda karşılaştık.

Sohbet ettik…

Siyasetten, sanata, yaşamdan, Bülent Ecevit’e kadar biriken ne varsa başlıklar halinde tükettik.

Onun öncesinde bu denli uzun sohbetimizi Bülent Ecevit’in düşüp kaburgasını kırdığı dönemde kütüphane evde biraz da tartışmalı şekilde tamamlamıştık.

Eski günlerdeki katı tutumunu yumuşatmış, kakülünün altından fırlattığı o muşhur şahin bakışları eritmişti.

Cumhuriyet ile yaşıttı, onun tüm değerlerini eksiksiz taşıyordu ve onlar için mücadele etmek konusu da kararlıydı...

Yüz yaşına merdiven dayamasına karşın dinçti, dinamikti ve pırıl pırıl bir zihne sahipti.
Belki de bundandır birlikte çalıştığı siyaset yaşamı döneminde öfke beslediği kim varsa dün baktım ardından gözyaşı döküyor, gerçekçi cümleler kuruyordu.

Demek Rahşan Ecevit'e de alışmışız cümlesi döküldü dilimden...

Türk siyaseti, ender kadın siyasetçilerinden birini Hakka uğurladı.

Demokratik sol sağ kolunu kaybetti…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!