Cumhurbaşkanı Erdoğan, son iki konuşmasında Şam güçlerinin gözlem noktalarının gerisine bu ay sonuna kadar çekilmesi için süre tanıdı.

Bunun olmaması durumunda “Türkiye’nin ‘bu işi’ bizzat kendisinin yapacağını” söyledi.

Bu da TBMM’de yeni bir tartışmanın başlamasına yetti…

Tartışmanın odağında ise gözlem noktalarının gerisine çekilmemesi halinde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Şam güçlerine karşı hangi yetkiye dayanarak harekete geçeceği sorusu bulunuyor.

Çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sınır ötesindeki tüm faaliyetleri Anayasa’nın 92. maddesi gereği TBMM’nin iznine tabi…

Suriye sahasında şu an bulunmaları da TBMM’den geçen Ekim ayında bir daha yenilenen tezkere ile mümkün olabiliyor.

Tartışma da bu noktada başlıyor…

Eldeki tezkere Türk askerinin Şam güçlerine yönelik operasyonu için yeterli mi?

MEVCUTTAKİ ÜÇ UNSUR

Yoksa bunun için TBMM’den “Savaş İlanı Yetki Tezkeresi” almak gerekir mi?

Dikkat çeken ise siyasi partilerin hepsinin bütüncül tavır sergilemeyip, farklı görüşleri barındırması…

Bu kapsamda bir grup milletvekili yeni tezkereye ihtiyaç duyulmayacağını, mevcudun yeterli olduğu görüşünde...

Savundukları nokta da tezkerenin içinde yer alan şu üç paragrafa dayalı:

- Suriye sınırları içerisinde ilan edilen İdlip gerginliği azaltma bölgesinde terör faaliyetlerinin sonlandırılması ve huzur, barış ve güvenliğin sağlanması bağlamında yükümlülükler üstlenmiştir.

- Milli güvenliğimize tehlike oluşturabilecek her türlü risk, tehdit ve eylemlere karşı uluslararası hukuktan doğan haklarımız doğrultusunda gerekli önlemlerin alınması…

- Türkiye’nin milli güvenliğine yönelik ayrılıkçı hareketler, terör tehdidi ve her türlü güvenlik riskine karşı uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli her türlü tedbiri almak, Irak ve Suriye’deki tüm terör örgütlerinden ülkemize bundan sonra da yönelebilecek saldırıları bertaraf etmek ve kitlesel göç gibi diğer muhtemel risklere karşı güvenliğimizin idamesini sağlamak…

Altı çizilen ise, “kitlesel göçün” de tezkerenin gerekçesi arasında yer alıyor olması…

YENİ BİR DURUM YOK Kİ…

Bu üç noktanın “yeni tezkereye gerek olmadığını” sergilediğini savunanlar arasında yer alan AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, dünkü sohbetimizde şu noktaya vurgu yaptı:

“Bazı arkadaşlarımız savaş ilanı için gerekli olduğunu savunuyor, ancak bana göre gerek yok, mevcut tezkere yeterli, her şeyi karşılıyor yenisine gerek yok…”

AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı da sohbetimizde “ortada yeni bir durumun olmadığına” dikkat çekti ve şunları söyledi:

“Mevcut durum için tezkere mevcut. Olmayan bir konu hakkında yeni bir tartışma yaratmaya da gerek yok. Zaten şu an diplomasi çalışıyor ve ateşkesi kalıcı kılmak amacıyla Soçi ve İdlip mutabakatlarının şartlarının hayata geçirilmesi için uğraş veriliyor. Çabalar sürerken, yeni bir durum da ortada yokken, yeni bir tartışma başlatmak gereksiz…”

AÇIK VE NET

Karşı görüşü savunanlar ise tezkere ile sağlanan yetkinin “Astana Mutabakatı kapsamında, İdlib gerginliği azaltma bölgesindeki terörle mücadele faaliyetleriyle sınırlı” olduğunu belirterek, Şam güçlerinin bir devlet yapılanması olduğunu anımsatıyor.

Böyle bir durumda bir devlete karşı “Savaş İlanı”nın gerekliliğine, dolayısıyla yeni bir tezkereye ihtiyaç olduğu kanaatinde…

Bu görüşü ilk dile getiren de önceki akşam Habertürk’te Kübra Par’ın Açık ve Net programında CHP Genel Başkan Yardımcısı, emekli Büyükelçi Ünal Çeviköz oldu…

Çeviköz, dünkü telefon sohbetimizde de görüşünü yineledi, “Var olan tezkere gözlem misyonları ile sınırlı. Suriye Ordusu’na karşı kullanılamaz, yeni bir tezkereye ve savaş ilanına gerek var” dedi.

1 MART SENDROMU

Çeviköz, mevcut tezkere ile ancak kendisine yönelik bir saldırı olması halinde karşılık verilebileceğini, bunun ötesinde bir harekat için tezkereye gerek olduğunu da vurguladı.

Çeviköz, tezkereye ihtiyaç olmadığını söyleyenlerin, “Terörle mücadele amacıyla yetkinin alındığını görmezden geldiklerini” belirtip ekledi:

“Suriye’ye karşı savaş hali ilanına AK Parti içinden de karşı çıkanlar olacaktır. Muhtemel ki yeni tezkere için de gerekli tarih 1 Mart olur. Yeni 1 Mart kazasına uğramamak için bu yönde tutum alıyor olabilirler; ama bu tezkerenin zorunluluğu şartını ortadan kaldırmaz…”

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç da benzer görüşü dile getirdi ve hukukçularla yaptıkları istişare sonucunda bu noktaya ulaştıklarını bildirdi.

MHP’NİN BAKIŞI

Cumhur İttifakı ortağı MHP’nin konuya yaklaşımı ise her ikisinin ötesinde…

MHP Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, farklı bir bakış açışı geliştirip şunları söyledi:

“Eğer şu an sahada bulunan Türk Silahlı Kuvvetlerimize bir saldırı vaki olursa karşı meşru müdafaa için mevcut tezkere yeterlidir. Ancak bunun ötesinde bir harekât planlanıyor ise Anayasa 92. madde açık savaş ilanı gerekir, yeni bir tezkereye ihtiyaç duyulur.”

İYİ Parti Sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu ise “Suriye sahasındaki gelişmelerin bugünkü tezkere noktasında kalmasını tercih ederiz” dedi.

Ağıralioğlu, diplomasiyi korumanın önemli olduğunun altını çizdi ve bunun için gayret gösterilmesi gerektiğini söyledi.

HEPSİNİN BİR KAYGISI VAR

Şurası açık ki tezkere konusunda iktidarın da muhalefetin de bir kaygısı var…

Muhalefetteki kaygı, bu denli şehit vermişken yeni bir tezkere gelmesi halinde bir önceki gibi tutum belirlemekte sıkıntı çekmek zorunda kalacakları…

Geçmişten bu yana tezkerelere ağırlıklı olarak hayır oyu kullanma eğilimini gösteren CHP, Ekim ayındaki Irak- Suriye tezkeresine olumlu oy vermişti…

Bunu da CHP’ye o dönem yüklenen “IŞİD’i destekliyorsunuz?” yönündeki eleştiri bombardımanı neden olmuştu.

CHP lideri Kılıçdaroğlu da bu eleştirilere yanıt verirken, tezkereye olumlu oy kullanacaklarını açıklamıştı.

Dolayısıyla muhalefet, benzer süreçle karşılaşmak istememekle birlikte, AK Parti içinde kaç milletvekilinin savaş ilanına olumlu bakıp bakmayacağını anlamaya çalışıyor.

RADİKALLERE KARŞI ZOR

AK Parti açısından zorluk ise çok olmamakla birlikte bazı milletvekillerinin savaş ilanının yaratacağı etkiyi göz önünde tutarak niyetsiz davranmasından kaçınıyor, Suriye ve göç odaklı yeni bir tartışmaya kapı aralamak istemiyor.

Nitekim Milli Savunma Bakanı Akar’ın dünkü açıklamasında yer alan, “Ateşkesi sağlamak ve kalıcı kılmak için ilave birlikler gönderiyoruz” sözleri de bu açıdan dikkat çekiyor.

Ayrıca önceki gün Erdoğan’ın, dün de Akar’ın HTŞ’ye işaret edercesine, “Sahada ateşkesin sağlanabilmesi için radikallere karşı zor kullanılacağını” belirtmesi savaş ilanı yerine Soçi ve İdlib mutabakatını önceleyen tutumun işareti.

Çünkü Moskova, her adımda Şam güçlerinin ilerlemesine gerekçe olarak HTŞ’yi gerekçe gösteriyordu.

Savaş yerine, düşük yoğunluklu çatışmayı tercih eden Ankara, bir yandan radikallere karşı “zor kullanacağını” açıklayıp, diğer yandan da silahlı gücünü sahada tutarak, diplomatik yolu zorluyor.

Eğer diplomatik çözüm üretilmezse, Meclis’te yeni bir tezkere tartışması ile karşı karşıya kalınacağı açık... 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!