Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Bir haftadır HDP ve İYİ Parti ekseninde yeni bir tartışma devam ediyor.

Tartışmanın tarafları birbirini “Kendilerini gerekçe yapıp AK Parti ile ittifaka girme çabası” diye gösterirken, diğer partiler de gelişmeleri izlemekle yetiniyor.

Son üç gündür tarafların neredeyse hepsiyle konuştum.

Şurası açık ki bütün bunlara neden, koronavirüs dolayısıyla kapalı kalan siyasetin yavaş yavaş sokağa çıkma adımları…

Baştan belirteyim ki, HDP ile İYİ Parti yöneticileri tartışmanın bu noktaya nasıl geldiği konusunda şaşkın.

İYİ Parti yönetimi Iğdır ve Kars örneğini verip, HDP’ye karşı AK Parti adayına verdiği açık desteği gösteriyor.

HDP de İYİ Parti’nin güçlü olduğu yerlerde diğer partilere seçmenini yönlendirdiklerini, dolayısıyla bırakın ittifakı, işbirliği içinde olmalarının dahi mümkün olamayacağını söylüyor.

“KİM AKIL VERMİŞ BULUMADIM”

Nitekim HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar da sohbetimizde bunu açık ortaya koydu ve esprili tonla, “İYİ Parti’den bize danışma için gelen olmadı; varsayalım gelmiş olsun, bizden kim akıl vermiş onu da bulamadım” dedi…

İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan da böyle bir şeyin gerçekleşme olasılığının bulunmadığını söyledi.

Bu durumda darbe tartışması ile başlayıp HDP ile devam eden siyasetin bu peşrev turundaki hedefi ne?

Görünen o ki bütün siyasi partiler koronavirüs sonrası stok sayımı yapıyor ve yeni dönemin yol haritasını çiziyor…

Partiler itibarıyla bakıldığında durum şöyle:

YERLİ VE MİLLİ

AK PARTİ: Cumhur İttifakı'ndan vazgeçme niyetinde değil. Karşı ittifakın dağılması, erimesi ve CHP’nin yalnızlaşması üzerine oyun kuruyor. AK Parti, CHP’yi “darbeci, faşist zihniyet” söylemleriyle doğrudan hedef alırken, İYİ Parti’ye tek kelime etmiyor. İttifak ortağı MHP üzerinden yapılan eleştirileri izliyor. Tartışmayı CHP’nin İş Bankası’ndaki hisseleri, meslek örgütleri üzerinden yürütüyor; dizginini yönlendireceği gündem çerçevelemesi yapıyor. “Milli birlik” söylemiyle koronavirüs sonrası ülkelerin yönelmesi beklenen milliyetçilik siyasetini öne almayı amaçlıyor. Öteden beri vurguladığı “yerli, milli” zeminine oturttuğu millilik söylemini daha güçlendireceğinin işaretini veriyor.

MHP: Açıklamaları AK Parti ile aynı zeminde ilerliyor. Daha çok HDP üzerinden CHP ve İYİ Parti’yi hedef alıyor. Bir tweet ile gündem belirleme konusunda etkili de oluyor. CHP’yi başka bir alana sıkıştırmak için uğraşıyor. Bu aşamada İstanbul Sözleşmesi'ni kendisi dışındaki unsurlara söyleterek de SP’nin karşı çıkışını önceliyor ve buradan CHP’nin arasını açmaya çalışıyor. Nitekim SP de bu konuda Diyanet İşleri Başkanı’nın sözlerine destek vererek CHP ile ayrı zemine düştü.

EKONOMİK PROGRAM İTTİFAKI

CHP: Demokrasi İttifakı adını verdiği projeyi hayata geçirme çabasında; AK Parti ile MHP’yi yalnızlaştırıp, muhalefetin diğer kesimlerinin tek havuzda bir araya geldiği geniş ittifak, birlik hedefinde. Aydın Milletvekili Bülent Tezcan bunu, “Demokrasi bileşenlerinin Ekonomik Program İttifakı” diye tanımladı. CHP yöneticileri koronavirüs sonrası işsizlere daha fazla katılım olacağını, ekonomik zorluğun artacağını bundan ekonomik program ittifakı ile çıkılabileceğine inanıyor. “AK Parti’nin MHP dışında, HDP ve İYİ Parti’den birini yanına almadan iktidar şansını elde edemeyeceğini gördüğünü bu nedenle yeni arayışa girdiğini” ileri sürüyor. Yeni açılım için HDP temasta olduğu kanısını taşıyor; muhafazakar Kürt seçmeni tekrar kazanmak için, Irak Bölgesel Yönetim Lideri Barzani üzerinden bir planın yürütüldüğü iddiasında bulunuyor.

ÖRTÜLÜ VE GÖRÜNMEZ İTTİFAKA PİRİM YOK…

HDP: Partinin yakın geçmişte yenilenen üst yönetimi şu aşamada herhangi bir parti ile ittifak düşünmüyor. Nitekim Eş Genel Başkan Sancar da “Görünmez, örtülü ittifaklara kapalıyız, prim vermeyiz. Çoklu ittifak olabilir ama herhangi bir yere yedeklenmeyiz, kendi kimliğimizle ittifakta oluruz veya olmayız” dedi. HDP’nin diğer yöneticileri ile de konuştum, baraj sorunu olmadığının iktidara yakın anket şirketlerinin de ortaya koyduğunu belirti, tartışmaların kendilerine yaradığını iddia etti. Dolayısıyla, kendilerinin gündeme gelmiş olmasından hoşnutlar.

Seçilmiş HDP'li belediye başkanlarının görevden alınmasına dün de Siirt ve bazı ilçelerin eklenmesi, HDP'nin AK Parti ile demokratik açılım sürecine benzer bir işbirliğine dönüşünün önündeki bir diğer engel...

MİLLET MASASI, TÜRKİYE İTTİFAKI

İYİ PARTİ: HDP ile ittifak iddiası gündeme gelince İYİ Parti lideri Meral Akşener, “Millet Masası” önerisini gündeme getirdi ve politik manevra başarısıyla gündem farklılaştırdı. İYİ Parti’nin de hedefinde ekonomik program ittifakı var; krizden çıkış için çoklu ittifaka ihtiyaç olduğu kanısında. Millet Masası önerisini gündeme getirmesi halinde bundan AK Parti’nin kaçınacağı da hesaplanmış. Böylece AK Parti yöneticilerinin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye İttifakı” çağrısıyla paradoksa düşmesi amaçlanmış. “Tam da istediğimiz gibi oldu, kendi çağrılarında ne denli ciddi olmadıklarını gösterdik” bakışındalar. İYİ Parti’nin hedefinde de AK Parti’den kopan iki partinin de katılımıyla, hatta Saadet Partisi’ni de yanına alarak güçlü bir birlik var. Bunun ileride Almanya’da görüldüğü gibi birliklerin ittifakına dönüşüp dönüşmeyeceğini zaman gösterecek.

SAADET PARTİSİ: SP’nin hedefinde de İYİ Parti gibi, Deva ve Gelecek Partileri ile beraber sağın birlikte ittifakı var. Ancak bir güçlü parti ile seçime girmeden de parlamentoda etkili olamayacağını görüyor.

Koronavirüs salgınıyla eve kapanan siyaset de yeni normalin siyasi stratejisini, ittifak planlamasını yapıyor, kendi yol haritasını çiziyor.

Bu arada da “ittifak çatlatma” oyunu oynuyor…

“Her şey dahil” sistemini yaşamımıza sokan tatil köyleri bu yaz ne yapacak?

Son iki gündür, çok sayıda tatil köyü sahibi olan turizm yatırımcıları ve tur operatörleri ile sohbet ediyorum.

İçlerinden birine, “Öngörüldüğü gibi bu ay sonunda açılış yapar mısınız?” sorusu yöneltince, şu 3 noktanın altını çizerek karşılık verdi:

1- Ruslar, Temmuz sonuna kadar yurt dışı uçuşları kapattı,

2- İngiltere bu yıl yurt dışına turist göndermeyecek,

3- Avrupa da kendi içinde turist değiştirecek.

Ardından soran kendisi oldu:

“Bu şartlar altında tatil köylerini kimin için, hangi bedelle nasıl açacağız? Turisti nereden bulacağız?”

Turist gelmesi halinde koronavirüs kurallarının da işletmeleri ciddi masraflı hale getireceğine dikkat çekip devam etti:

“Bir odadan müşteri çıkınca 24 saat o odayı başka müşteriye veremeyeceğiz; lokantalarda yarı yarıya oturma yerini azaltacağız. Bu demektir ki müşteri sayısı da yarı yarıya inecek. Buna göre fiyat belirlersem 200 dolardan aşağı oda satmamam, geçen yılın fiyatından verirsem de iflas bayrağını çekmem lazım…”

Sezonu kapalı geçirme düşüncesi olduğunu açıktan söyledi.

Ağustos başını gördükten sonra duruma bir daha bakacağını söylemekle yetindi.

HER ÜLKE İÇERİYE OYNUYOR

Hemen belirteyim konuştuklarımın ağırlıklı bölümünün bu sezona bakışı farklı değil.

Çünkü turistin ağırlıklı bölümü Rusya, Almanya ve İngiltere’den geliyordu.

Rusya’nın milli havayolu şirketi Aeroflot Temmuz sonuna kadar yurt dışına uçuş yasağı getirdi.

Haziran itibarıyla da yerli turizmi teşvik için Soçi gibi güney sahillerine uçuşa başlayacak.

Rus yönetimi daha çok Aeroflot’tan kiralama ile sağlanan uçuşlara (Charter sefer) da iç turizmini desteklemek için izin vermeyecek.

Görüşmelerde “Belki Ağustos sonu charter uçuşlara izin verilebilir” yaklaşımı sergilenmiş.

Bu da Kremlin’in iç pazarı doyurduktan sonra Ağustos sonunda dışa açılıma izin vereceği anlamına geliyor.

Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği'ne (IATA) göre, uçakların uçuşlarının durdurulduğu Mart ayındaki yolcu sayısına ancak 2024 yılında ulaşılabilecek.
Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği'ne (IATA) göre, uçakların uçuşlarının durdurulduğu Mart ayındaki yolcu sayısına ancak 2024 yılında ulaşılabilecek.

AVRUPA’DA TURİZM İTTİFAKI

Zaten bütün dünya da bu sezon turizmde kendi iç pazarına oynuyor.

En iyi örneği de Almanya, Fransa, İtalya, İspanya ulaştırma bakanları arasında varılan, “Karşılıklı karantinaya gerek kalmayacak şekilde turist geçişlerine izin veren” anlaşma.

Tıpkı Rusya ve Çin gibi turisti kendi içinde tutmayı hedefliyor.

Kıta Avrupası'nın, özellikle de Türkiye açısından önem arz eden Almanya'nın yurt dışına turist çıkışı için hedeflediği tarih ise Eylül…

Belki öncesinde Antalya’ya aralarında THY, Lufthansa ortaklığındaki SunExpress’in de bulunduğu Corendon, TailWind, OnurAir havayolu şirketleri charter uçuş gerçekleştirebilir.

Tabii dönenlere 14 gün karantina zorunluluğu getirip ona da taş koymazlarsa…

Bir başka sorun, bu uçuşlarda koltukların ağırlıklı bölümünü her yıl düzenli Türkiye’ye gelen gurbetçilerin doldurması…

Ayrıca örneğin tek koridorlu uçakta bir sırada kaç kişi seyahat edecek?

Sadece orta koltuklar boş bırakılıp, 6 sıraya 4 yolcu mu alınacak, yoksa her sıraya 2 yolcu mu düşecek?

Eğer 4 yolcu ise bu gelirin üçte bir azalması demek.

THY’NİN UÇUŞ PLANLAMASI

THY de bunu öngörmüş olacak ki Haziran’da 19 ülke 22 noktaya yapacağı sefer sayısını, Temmuz’da 74 ülke 103 nokta 572 frekansa ulaştırıyor; temkinli ilerliyor.

Ağustos’ta 98, Eylül’de ise 99 ülkede 166 noktaya uçmayı hedefliyor.

Bunun ağırlıklı bölümü de Avrupa ve uzak Asya’ya uçuşlarını kapsıyor.

THY’nin Haziran planlamasında Rusya bulunmuyor; Temmuz’da Moskova ve St. Petersburg hedefleniyor.

Yurt içi uçuşların dahi %60 oranında icra edileceği, %40 azaltılacağı belirtiliyor.

Yolcuların hangi aralık ve sayıda taşınacağı konusundaki tartışma THY’de de devam ediyor.

AĞUSTOS’TAN ÖNCE ZOR

THY’nin sefer planlamaları da gösteriyor ki siyasi nedenlerle geçen sezonu da dipte kapatan Kuzey Avrupa (Nordik) pazarından bu dönem de umut yok.

Polonya, Ukrayna ve bazı Avrupa ülkelerinden belirli sayıda gelişler olabilir ancak bu da tek başına Almanya’dan her yıl gelen 3 milyona yakın turistin yerini alamaz.

TURİZM GELİRİ

Başta da belirttim, Rusya pazarının Ağustos’tan önce hareketlenmesi beklenmiyor; hatta Eylül sonuna kalma ihtimalinin daha güçlü olduğu söyleniyor.

Bu da gösteriyor ki tatil köylerinin harekete geçmesi Temmuz sonu Ağustos başı söz konusu olabilecek; bu da sezonu kısaltıyor.

Turizmden bu sezon beklenen döviz girdisinin 7,5-8 milyar dolar seviyesinde kalacağı anlamına geliyor.

Tabii bir de ikinci dalga koronavirüs ile karşılaşılmazsa…

HÜKÜMET DESTEĞİ

Hükümet de önceden gördüğü için, tur şirketlerine 30 milyon dolar bir destek verdi; 15 milyon dolar kadar (100 milyon TL) da avans çeklerine karşılık olmak üzere kullandırdı.

Buna ilave olarak %5,5 faiz ile 11 milyon euro kullanımı da serbest bıraktı.

Oteller ve tur şirketleri için en büyük sorun yolcuların uçamadıkları, yapamadıkları tatil paralarının iadesi…

AB’de 11 ülke, müşterilerine ileride kullanmak üzere kupon verme yoluna gitti; ancak Almanya tüketici hakkını gerekçe gösterip buna itiraz ederek herkesin parasının peşin iade edilmesini istedi.

Büyük ihtimalle de AB’den karar bu yönde çıkacak.

Devletlerin verdiği destek
Devletlerin verdiği destek

500 EURO TATİL DESTEĞİ

AB içinde yapılacak turizmi teşvik için de bazı ülkeler yurttaşlarına 500 euro destek kredisi verme kararı aldı.

Türkiye ise şu aşamada böyle bir planlama görülmüyor.

Yarı sayıdaki yolcu ile seyahat etme zorunluluğu nedeniyle yükselen otobüs koltuk fiyatlarına bakınca uçağın durumunu görmek olası…

Bunun iç turizmi etkilemesi kaçınılmaz…

Belki butik oteller daha fazla yoğun olur ama bu yıl tatil köylerinin hemen açılıp müşteri alacağını kimse sanmasın…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!