Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Yurttaşın engellediği darbe girişiminin dördüncü yılı da yine aynı zeminde anıldı…

Ritüelleştirme, yanlı söylem, ötekileştirme, suçlama ve sert eleştiri dili anmanın en önemli unsurlarıydı.

Bu zeminde ilerleyen bir anma kitleler üzerinde ne denli kalıcı olur ya da darbenin gerçek anlamını anlatmada aracılık edebilir?

Siyasilerin konunun aslını bırakıp, detayıyla gün boyu uğraşması, bu işe soyunanların göz ardı edilmesine de yol açmaz mı?

Unutulmamalı ki kandırılmış, devleti ele geçirme hedefi olan veya başka istihbarat örgütlerine maşalık yaparak iç isyana, darbe girişimine yeltenenler de bu ülkenin vatandaşıydı…

Onlar bu topraklara başka yerden gelmedi, burada büyüdü, burada yetişti ve sonuçta böyle bir hain yola teşebbüs etti.

Asıl mesele buna neden olan zemini, iklimi, ortamı ele alıp, gerekçelerini tartışmak yerine, Zizek’in dediği gibi, meseleye “yamuk bakarak” konunun başka yönlerini tartışıyoruz.

Böyle olunca da konuyu topluma mal ederken, darbeyi önleme başarısını ödüllendirmeyi göz ardı ediyoruz.

YANINDAKİNE BAKMADI

Toplumsallaştıramıyoruz…

Oysa bu darbe girişimi sağ, sol, dindar, ateist ayrımı olmaksızın tüm yurttaşların direnişiyle engellendi.

Tankın karşısına veya üstüne çıkıp, darbecileri durdurmak için omuz omuza mücadele verirken yanındaki kişinin kim olduğunu sorgulamadı.

Çünkü bu darbe girişimi diğerlerinden farklı soydan geliyor ve doğrudan kendisini ve demokrasisini hedef alıyordu.

Üstüne ateş açmakla kalmıyor, demokrasinin mabedi, özgürlüğünün simgesi TBMM’yi bombalamaktan da geri durmuyordu...

Farklı soydan geliyor diyorum, çünkü bugün 60 yaşına ulaşmış orta yaş kuşağı için öteki darbelerin hepsi aynı soydan gelmeydi.

İster 27 Mayıs, ister 12 Mart, dilerseniz 12 Eylül olarak ele alın; ya da post modern darbe olarak nitelenen 28 Şubat’ı…

Hepsi aynı soya dayanan darbelerdi, oysa 15 Temmuz’u bunlardan ayıran farklı bir soydan gelmesiydi.

İçinde 15 Temmuz’a kadar olandan farklı olarak din tarafı da vardı, asker, polis, yargı tarafı da bulunuyordu; üstelik başka ülkelerin istihbarat örgütleri de işin içindeydi.

Orta yaş ve üstünün o nedenle bu darbe girişiminin önemini anlaması, ona karşı direnmesi daha farklı oldu.

DİRENİŞİN YAŞ GRUBU

Aradan dört yıl geçmiş olmasına karşın, hâlâ hafızamızda taze olan, yeniden yayınlanmasıyla da unutulanları yeniden hatırlatan o akşamın görüntülerine bakın…

Sokakta bulunan insanlar ağırlıklı daha olgun bir yaşa ulaşmış insanlar; bu demek değil ki gençler yok.

Tabii ki onlar da var, ama video görüntülerinde de sergilendiği gibi direnişin motor gücünü orta yaş grubu oluşturuyor.

Çünkü onlar darbenin, hem de üstüne kurşun sıkanların ihtilal girişiminin ne anlama geldiğini, özgürlüklerini nasıl elinden aldığını, yaşamına, geçimine, ülke ekonomisine ne denli zarar verdiğini geçmişte yaşadıklarından biliyordu...

ÜLKENİN ORTA DİREĞİ

Hanesi gibi, ülkenin de orta direği olarak onu çoğulcu, özgürlükçü bir şekilde ayakta tutmaktan kendini sorumlu hissettiği için sokakta canı pahasına kurşunlara göğsünü siper etmekten geri durmadı.

Onların bulunduğu yerden şöyle bir geriye doğru baktığınızda daha iyi anlaşılır; 1960, 1970, 1980, 1998 ve 2015…

Arada olanları da saymıyorum…

Toplamda 60 yıllık ömrünün neredeyse her 10 yılına bir darbe düşüyor...

Sanılır ki, bu yaştaki insanlar eş, ev, otomobil, gelir elde ettiği için daha temkinli olur.

Mesele geleceği, özgürlüğü, yaşamı ve ülkesi olduğunda demek ki her şeyi bir kenara bırakabiliyormuş.

Çünkü bu yaş grubunda olanlar 3 yaşındaki çocuğun dedesi, 18 yaşında üniversiteye gidecek delikanlının veya 30 yaşında evlenme çağına gelmiş gencin ebeveyni…

Daha ilerisi çalışmaya giden evladından olma 3 yaşındaki torunu gibi, bakmak zorunda olduğu 80 yaşındakilerin de evladı...

Omzunda yük çekeni…

ANMA GÜNÜ ETKİNLİĞİ

O nedenle içindeki bir grubun darbe girişimine karşı direnmekten gözünü esirgemedi…

Yanındakinin kim olduğuna bakmadan demokrasi mücadelesinde ortaklaştı.

O gün onları ortak paydada buluşturan neyse, bugün de onun aynı dinamizmle devam etmesi gerekir.

Ancak o şekilde ortaklaşabiliriz; yoksa belirli ritüeller ve söylemler üzerinden gidersek toplumsallaşmayı kaybederiz…

Kitle hareketinin anma günü etkinliği noktasında kalırız.

Bu da en çok ondan korkanların işine gelir…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00