Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

ANKARA’DA hangi haneye ulaşırsanız en az bir yakınının Covid-19 enfeksiyonu kaptığına ilişkin hikayesini dinlersiniz.

Salgının boyutunu anlamak için son günlerde ardı sıra siyasilerin de enfeksiyon kaptıklarına ilişkin sosyal medya açıklamalarına bakmanız yeterli.

Geçen hafta eski Başbakan ve TBMM Başkanı Binali Yıldırım ve Semiha Yıldırım Covid-19 enfeksiyonunu tespit için en güvenli test olarak gösterilen PSR sonuçlarının pozitif çıktığını açıklamıştı.

Onu hafta sonu CHP Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel izledi…

Hafta başında salgın haberi CHP ile devam etti Sözcü Faik Öztrak testinin enfeksiyon kaptığını gösterdiğini duyurdu.

Son olarak dün eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, kendisinin ve eşi Münevver Arınç’ın test sonucunun pozitif olduğunu bildirdi.

Enfeksiyon kapan isimler her ne kadar seçmenle doğrudan ilişkili isimler olsalar da sonuçta Türkiye’nin en korunan kişileri…

Dolayısıyla sokaktaki vatandaşın Ankara’da olup da kapmama oranı oldukça düşük, zaten HES haritasına bakıldığında salgının ne denli yaygın olduğunu görmek de olası.

Tek şanslı olunan taraf ise parti ayrımı yapmaksızın bütün belediyelerin enfeksiyon belasını kendi ilçelerinden uzak tutmak için var güçleriyle çalıştıkları da açık.

İLÇELER DE ÇALIŞIYOR

Tanık olduklarımı aktarırsam…

Çankaya Belediyesi ekiplerine sabahın erken saatinde halkın yoğun kullandığı alanları dezenfekte ederken rastladım; işlerini oldukça ciddi yapıyorlardı.

Hafta sonu Gölbaşı Belediyesi ekiplerinin büyük bir titizlikle durakları, parklardaki bankları dezenfekte ettiklerini gördüm…

Özel kıyafetleri içinde o denli dikkatli yapıyorlardı ki bir süre keyif alarak izledim.

Diğer ilçe belediyelerinin tutumunun da farklı olmadığını arkadaşlarımın aktardıklarından biliyorum.

Bir apartmanda veya sitede koronavirüs vakasına rastlanan komşuları olduğunda, yöneticilerin bir telefonu ile Büyükşehir Belediyesi ekiplerinin gelip her yeri dezenfekte ettiklerini biliyorum.

Başta Büyükşehir olmak üzere, bütün belediyelerinin aynı hassasiyetle çalıştığı Ankara’da salgının en önemli nedeninin kamu kurumları olduğu gerçeğini konuyla ilgili halk sağlıkçılarının hemen hepsi biliyor.

AYAKTA YOLCU YASAK AMA

Nedenleri üzerinde devamdaki yazıda konunun en iyilerinden biri olan bilim insanının ağzından aktaracağım…

Ancak sorunun kaynaklarından biri olarak gösterilen kamu kurumlarındaki yayılmanın asıl nedeni olarak gösterdikleri de ulaşım…

İçişleri ve Sağlık bakanlıkları da bu durumu tespit ettiği için hafta başından itibaren Kabine toplantısında da alınan karar gereği kamu harici toplu taşımda tamamen, belediye araçlarında ise kısmen ayakta yolcuya izin verilmemesi kararı aldı.

TEK ÇÖZÜM VAR…

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile dün sohbet ederken konuyu açtım…

“Otobüslerimizde, elden geldi kadar, ne yapılması gerekiyorsa o oranda tedbir alıyoruz” diye söze girdi.

Kabinede alınmış bir kararı uygulamak için her çabayı gösterdiklerini söyledi.

“Otobüs durakları ve metro istasyonları girişinde bu kez yığılma başladı” deyince hak verip ekledi:

“Tek çözüm yöntemi var. Mesai saatleri farklılaştırılırsa taşımadaki yığılmanın önüne geçilir… Neden düzenlememekte ısrar ediliyor?”

Büyükşehir Belediye Başkanı Yavaş’ın önerdiği gibi mesai saatlerinde bir düzenlemenin yapılması halinde sorunun büyük oranda çözüme kavuşacağı aşikar çünkü Ankara’da kamu kurumlarının hemen hepsi bir güzergahta, Eskişehir yolu üzerinde konumlu.

Mesai saatleri 08.00’den başlamak üzere, 10.00’a kadar farklılaştırılsa bırakın yığılmayı Ankara’da trafik hafifler.

OTOBÜSÜ DE AZALDI

Başkan Yavaş söz etmek istemedi ama Ankara’nın belediye otobüsü sorunu da var.

Büyükşehir, 2013’ten bu yana belediyeye otobüs alınmamış, sayı da yıllar itibarıyla azalmış.

Yavaş, dış kredi bulup yeni otobüs alımı yapmak için Büyükşehir Meclisi’nden izni aldı ancak hükümetin onayını bekliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesinde de “konuyla ilgilenileceği” sözünü aldı.

Dolayısıyla Ankara taşıma konusunda iki sorunu birden yaşıyor…

Her ne kadar salgına ilişkin tedbir kararlarının ilk adımında, Nisan’daki kararlarda çok bir değişiklik yok.

O dönemde de metronun %50 oranında azaltılması kararı alınmış, otobüsler için de bu sınır %50 olarak gösterilmişti; şimdi %30’a indirildi.

Bu bile yığılma için yetiyor…

Umarım Ankara’da mesai saatleri düzenlenir ve Eskişehir yoluna ip gibi ardı sıra dizilmiş olan kamu kurumlarının mesai saatleri farklılaştırılarak salgının önlenmesine katkı verilir…

Yoksa Ankara yakında Wuhan’ı da geçer…

NOT: Ankara Valiliği, Başkan Mansur Yavaş'ın da talep ettiği mesai saatleri ile ilgili düzenlemeyi bugün öğleden sonra duyurdu. Buna göre kurumların mesai saatleri 08.00-17.00, 08.30-17.30, 09.00-18.00, 10.00-19.00 olarak uygulanacak.

ANKARA’da salgının boyutunu gösteren en iyi örnek Koronavirüs enfeksiyonu kapan kişilerin temaslı oldukları kişileri belirlemek için oluşturulan filyasyon ekipleri…

Salgının ilk günlerinde en fazla 6-8 saat içinde virüs kapmış olan kişinin evine gidiyor, ilaçları ile birlikte tedavi yöntemleri sunuluyor, temas ettiği kişilerle ilgili de veriler alınıyordu.

Vaka sayısı artmaya başlayınca önce ekiplere yeni ilaveler yapıldı.

Özellikle ağız içi çalıştıkları için hasta bakmaları riskli olan üniversite hastanelerinin Diş Hekimliği fakültelerinin asistan hekimlerinden faydalanıldı.

Son dönem salgın artınca başka bölümlerden de alınmaya başlandı…

KAMU KURUMLARI

Hacettepe Üniversitesi Halk Sağlığı uzmanlarından Doç. Dr. Cavit Işık Yavuz, salgının yayılmasının en önemli nedeninin temas olduğunu anımsattı.

“Sağlık Bakanlığı temas yoğunluğunun nerelerde ve hangi nedenlere dayalı olduğunu biliyordur, bizim elimizde bu veriler yok” dedi.

Ankara’daki salgının çok faktörlü olduğunun da belirten Doç. Dr. Yavuz, nedenlerden birinin kamu kurumları olabileceğine dikkat çekti.

Bu aşamada Doç. Dr. Yavuz, salgını izole etmek için oluşturulan filyasyon ekiplerinin testi pozitif çıkanlara ulaşma süresine dikkat çekti.

Salgının önüne geçebilmek için bunun en fazla 24 saat içinde gerçekleşmesi gerekiyormuş.

Bakan Koca, salgının en yoğun olduğu Nisan-Mayıs döneminde TBMM Komisyonu'ndaki sunumunda bu süreyi 27 saat olarak açıklamış.

ÜÇ GÜNE KADAR ÇIKTI

Doç. Dr. Yavuz’a “Bu süre şimdi ne kadar?” diye sordum, 30 asistanından 22’si filyasyon ekibinde görev yapan öğretim üyesi olmanın verdiği bilgi akışıyla sürenin 2-3 güne çıktığını belirtti.

Vücudundaki ateş yüksekliği, öksürük, boğaz ağrısına bakıp enfeksiyon kaptığından şüphe edilenlere test yapıldığını anımsatıp ekledi:

“Bu kişiye evine gitmesi gerektiği söyleniyor. Ama testlerde yığılma olduğu için testin sonucu en erken 2 günde çıkıyor. Bazen bildirimi ile 3 günü buluyor. Pozitif olduğu belli olduktan sonra da 3 gün filyasyon ekibinin gelmesini bekliyor; 6 gün demek. Oysa izolasyon süreci önemli, hemen müdahale ile salgın durdurulabilir.”

EKİPLER YETİŞEMİYOR

Filyasyon ekiplerinin vaka sayıları çok olması nedeniyle gün içinde kendilerine iletilen adreslerin tamamına ulaşamadıklarını ve sorun yaşadıklarını belirtti.

“Bu kez neden adreslere gidemedikleri sorgulanıyor. O kadar yüklü adrese yetişmelerinin imkanı yok. Sıkıntılı bir sürece tanıklık ediliyor” dedi ve şu soruyu yöneltti:

“Bugün böyle olan salgının durumunun 3-4 hafta sonra grip vakaları ile ne hale geleceği görülmeli…”

Eminim ki görülüyordur…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00