Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

SEÇİM döneminin geçmişte bir kez daha yaşandığı gibi erken başladığını daha önce belirtmiştim…

Son dönem ardı sıra gelen ittifak açıklamaları, siyasi sütre gerisinin yeniden inşası, karşılıklı ziyaretler, ilkede, söylemde, eylemde ve görüntüde ortaklaşmalar bunun en önemli göstergeleriydi.

Ancak merkez sağ ve sola açılım yapılırken, HDP’ye geçmişte oy vermiş seçmene yönelik mesajlardan uzak durulmaya çalışıldı.

Tehlikeli bir alanmış gibi algılandı.

Son dönem ardı sıra gelen gelişmeler ilginç bir şekilde bu eşiğin de aşılmasını kolaylaştırdı.

Muhalefetin Kürt açılımını önce İYİ Parti Grup Başkanvekili Musavvat Dervişoğlu başlattı, sorunun çözümü için adım atılması gerektiğini belirtip, “Türk-Kürt bir damardaki kan gibidir” dedi.

Ülkü Ocakları Başkanlığı’ndan gelen birinden yükselen bu sese tepki vereni olmadı.

ÖĞRETİME EVET EĞİTİME HAYIR

Ardından Kurultay’da CHP lideri Kılıçdaroğlu, “Kürt sorununun TBMM’de çözülmesi gerektiğini” belirtti.

Bu arada Kürt sorununun çözümü için 22 soru 22 cevap çalışmasının devamı niteliğinde olan aydınlar ile meseleyi masaya yatırma sürecini de devam ettirdi.

Sonunda CHP’nin 16 Eylül günü bugüne kadar tartışmanın odağında olan “ana dilde eğitim” ile ilgili önemli bir noktaya geldiği ortaya çıktı.

Aslında buraya gelmek de zaman aldı.

Çünkü 2011’de Kılıçdaroğlu Van Edremit’te düzenlenen çalıştayda “Anadilde öğretime sıcak bakıyoruz, anadilde eğitim bugün için çözülebilecek bir sorun olduğuna inanmıyoruz” yaklaşımındaydı.

EĞİTİM TOPLUMU BÖLER

İki yıl sonra 2013’te bu yaklaşımını İngiltere’de bu satırların yazarının da katıldığı bir toplantıda, “Anadil yasağının kalkması için ilk teklifi veren biziz ama anadilde eğitim toplumu böler” noktasına geldi.

Partide bu görüşü savunanların cesaretlenmesinin de önünü açtı ve Anayasa Uzlaşı Komisyonu’nda “eğitim ve öğretim hakkı ve özgürlüğü” başlığı tartışılırken, CHP’li üyeler “anadil” ayrılığına düştü.

Toplantı bunun için ötelendi…

Bir grup CHP’li Türkçeden başka dilde de öğretim yapılabileceğini savunurken, aralarında Süheyl Batum’un da bulunduğu bir grup milletvekili de tersini savundu.

CHP, bütün bu iç çelişkilerini 2015’te yayınlanan “22 soru ve 22 cevap” kitapçığı ile noktaladı.

YENİ MODELİ İLK KEZ AÇIKLADI

Nitekim CHP lideri de 16 Eylül günü telekonferans sistemi ile katıldığı Demokratik Gelişim Enstitüsü (DPI) toplantısında soru üzerine bugün geldikleri noktadaki açılımını net koymuş.

Bugüne kadar Kılıçdaroğlu’nun bizzat ağzından duyulan bir model olmamakla birlikte anadil konusunda oldukça ileri bir duruş olduğunu söyleyebilirim.

Her ne kadar “Chatham House” yani kimin dediğinin yazılmaması kuralına bağlı olsa da Kılıçdaroğlu’nun sözleri neredeyse teyp çözümüyle aktarıldı.

Buna göre Kılıçdaroğlu, Kürt aydınları ile yaptıkları toplantılara dikkat çekmiş ve dünyadaki uygulamaları incelediklerini bildirmiş.

Anadilde eğitim için şu açılım modelini dile getirmiş:

Çocuğun ilk iki veya üç okul yılında eğitimini asıl olarak anadilde yapması, paralel olarak resmi dili de öğrenmesi, üçüncü veya dördüncü sınıfta resmi dile geçmesi, bir çözüm yolu. Kürt meselesinin çözüm yeri, Meclis’tir. Özellikle bu sorunun çözümünde aydınların desteğine çok ihtiyaç bulunuyor. Bu sorunu biz çözeriz…”

ZEMİN, ÇOCUĞUN ÜSTÜN YARARI

Kürt aydınlarla yapılan toplantıların organizasyonunda önemli görev üstlenen CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nu arayıp, anadilde öğrenimde gelinen son noktaya nasıl varıldığını sordum…

BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nden yola çıktıklarını belirterek başladı.

Sözleşmede yer alan “Çocuğun üstün (yüksek) yararı” usulünden hareket edildiğini belirtti.

Tanrıkulu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Öncelikle işi siyaset dışında tutmalıyız. Bir öğrenci öğreniminin başında anadilinden ayrı kalamaz. Ama bu üniversiteye kadar da devam etmez, resmi dili öğrenmesine kadar sürer, sonrasını resmi dili olan Türkçe ile devam ettirir.”

ORTAK VE RESMİ DİL TÜRKÇEDİR

İlkokulda zorla ilk sınıftan zorlanan çocukların, Türkçe öğrenmesinin daha geciktiğini, oysa ilk sınıfta Türkçeyi anadili ile öğrenen çocukların kalıcı ve temiz bir Türkçeye ulaştığını belirtti.

“Bu mesele Kürt sorununda bütün tarafların uzlaştığı kırılma noktası haline geldi, bunun ortadan kaldırıp, gerekçeyi yok etmek gerekir” deyip ekledi:

“Bizim resmi ve ortak dilimiz Türkçedir, bunu kimse inkar edemez. Getirdiğimiz model aslında Türkçeyi güvence altına almaktır, anadili yasaklamak değil.”

DAVUTOĞLU’NUN GERİSİNDE

CHP anadil tartışmasını böylece bugüne kadar hiç ele alınmayan, farklı ama bir o denli de önemli yeni bir modelle gündeme taşıdı.

İlkokulun ilk iki sınıfında anadil eğitimiyle birlikte Türkçenin öğretilmesi, sonrasında da Türkçe ile devam edilmesinin tartışmayı da bitireceğine olan inanç oldukça yüksek.

İttifak içindeki diğer partiler buna nasıl yaklaşır kestirmek zor ama Gelecek Partisi Davutoğlu’nun bunun çok daha ilerisinde bir yaklaşım sergilediği de unutulmamalı.

Görünen o ki CHP ittifak yapılanması içinde belediyeleri kazanmasında önemli bir faktör olan Kürt seçmeni de gözetme konusunda kararlı.

Daha önce de belirttiğim gibi, seçim mevsimi geçmiştekilerin ötesinde uzun sürecek, bu dönemde de daha çok şeyle karşılaşacağız…

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, milletvekilleri Enis Berberoğlu’nun mahkumiyet kararını Anayasa Mahkemesi’ni beklemeyip okuttuğunda CHP’liler çok öfkelenmişti.

Kulise çıktıklarında hepsi burnundan soluyor, beklenmedik bir gelişme karşısında öfke dolu cümleler sarf ediyordu.

Anayasa Mahkemesi Bireysel kararını açıkladı, Berberoğlu’nun hak ihlaline uğradığını belirtip yeniden yargılanmasını istedi.

Sorun da bu aşamada başlıyor.

Yeniden yargılanma hangi mahkemede olacak ve hangi dönemin geçerli kabul edilecek?

CHP’den Grup Başkanvekili Engin Altay’ın, Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek ve hukukçu milletvekili Bülent Tezcan ile Berberoğlu konusunu ele almak için dün TBMM Başkanı Şentop’u ziyaretlerinin konusu da bu çerçevede olmuş.

CHP heyeti Şentop’un tutumundan memnundu…

TBMM Başkanı, “Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararının yayınlanmasının beklenmesini önermiş, buna göre bir adım atılması gerektiğini söylemiş…”

Beklenti ilk derece mahkemesi milletvekilliğini düşürecek mahkumiyet kararını yeniden seçilmesinden önce verdiği için oraya gitmesine gerek olmadığı görüşü var.

Ancak Yargıtay 16’ncı Ceza Dairesi kararını Berberoğlu yeniden milletvekili seçildikten sonra verdi.

ŞİMDİ NE OLACAK?

Bu durumda ne olacak?

Dosya ilk derece mahkemesine gidip, yargılanmanın yenilenmesi o günün koşulları dikkate alınarak yeniden yapılıp, karar yok hükmünde mi kabul edilecek?

Yoksa mahkeme o günkü şartlara bakıp,  verdiği kararının geçerli olduğunu belirterek yoluna devam mı edecek?

Yoksa Anayasa Mahkemesi’nin kararını da dikkate alıp, konuya bir kül halinde bakıp önceki kararını yok hükmünde mi kabul edecek?

Eğer yoluna devam ederse Anayasa hukukçusu Doç. Dr. Ozan Ergül’ün de belirttiği gibi Anayasa’nın ikinci kez ihlali anlamına gelir, çünkü baştan yanlış olanda ısrar sürüyor demektir.

YARGITAY’A KALIRSA

Ayrıca Anayasa Mahkemesi, yerel mahkeme sürecini atlayıp, Yargıtay 16’ıncı Ceza Dairesi sürecinde tespit edilen hak ihlali olduğunu belirtip dosyanın bu aşamadan itibaren ele alınmasını isteyebilir.

Yargıtay da kararı yok hükmünde kabul eder; ancak bu kez de yerel mahkemenin aldığı mahkumiyet kararı sürüyor olur...

Bazı siyasi hukukçuların ileri sürdüğü gibi sürece o günün koşullarında değil de bugün yaşanıyor gibi bakılırsa hukuk açısından da sıkıntı çıkarır.

Nasıl ki bir döneminde geçerli olan kanun maddesine göre yargılama yapılırsa, burada da aynı durum geçerlidir.

Bugüne göre değil, döneminde geçerli olan duruma ve hukuka bakılarak yargılama yapılır.

Olmaması gereken mahkeme kararına dayanarak verilen milletvekilliğinin düşürülmesi de aynı yoldan iade edilir.

CHP heyetinin iddiasına göre TBMM Başkanı da bu görüşe sıcak…

İlk kez karşılaşılan durum olduğu ve ileride emsal teşkil edeceği için her adımın temkinli atılması konusunda da hemfikirler…

 

        

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • talip_65 28 gün önce Bu kadar gündemin içerisinde ne kadar banal bir tartışma ana dilde eğitim. Bende zazayım. Biz normal eğitimi geliştirdik mi ki ana dilde eğitimi tartışmaya açıyoruz. Hele CHP'den hizmet yada birleştirici bir söz değil eylem görürsek bayram ederiz. saygılarımla
    CEVAPLA
0:00 / 0:00