Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

İYİ Parti’de Ümit Özdağ tam anlamıyla pimi çekilmiş bombayı partinin ortasına bıraktı.

Hem de İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’yu FETÖ üyesi olmakla suçlayarak.

Yetmedi, Genel Başkan Akşener’i de bunu bildiği halde tedbir almamakla itham etti.

Akşener bu ithamı oldukça demokratik tutumla karşıladı.

Parti içi demokrasinin işletilmediği bir süreçten geldiğini belirtip ekledi:

“Hür iradeleriyle partimizde, yönetimde, milletvekilliği görevlerinde bulunan bütün arkadaşlarımızın, hür iradeleriyle fikirlerini söylemelerinin çok önemli olduğuna ve partimize zenginlik kattığına inanıyorum.”

Bunu yaparken düşen bombayı da alıp Grup Başkanvekili Bülent Turan’ın attığı bir tweeti gerekçe göstererek AK Parti sahasına attı…

Turan da gecikmeyip iddiaya yanıtın verilmesini istedi.

ŞAHİN’DEKİ GİBİ YAPMADI

Her iki taraf açısından bu noktaya nasıl ulaşıldığına bakarsak…

Her şey İYİ Parti’nin bir ay kadar önce yapılan Büyük Kongresi’nde bazı milletvekillerinin isimlerinin Genel İdare Kurulu’ndan (GİK) çizilmesini isteyen listenin dağıtılmasıyla başladı.

Ümit Özdağ, Aytun Çıray, Hasan Subaşı, Aydın Sezgin, Feridun Bahşi, İsmail Koncuk’un da bulunduğu listedeki milletvekillerinin üzerinin çizilmesi talebini delege yerine getirdi, hepsi GİK dışı kaldı.

Milletvekilleri Genel Merkez yönetiminin bu durumdan haberdar olduğunu ileri sürerek Teşkilat Başkanı Koray Aydın’ı suçladı ve Başkanlık Divanı’nda yer verilmemesini istedi.

Geçmişte İdris Naim Şahin’in Ordu Büyükşehir adaylığı konusunda taviz veren Akşener, bu kez milletvekillerinin restine karşı durdu ve Aydın’ı Teşkilat Başkanlığından almadı.

Milletvekilleri de partinin TBMM Grup toplantısını boykot edip gitmemeye başladı.

ÖZDAĞ İLE GÖRÜŞME YOK

Akşener bazı milletvekillerini yatıştırma gayreti sonuç verdi, Özdağ’ın arasında bulunduğu bazı milletvekilleri ile de görüşmeme kararı aldı.

BOMBAYI PİMİNİ ÇEKİP BIRAKTI

Bunun üzerine Özdağ önceki gün katıldığı televizyon programında isimlerini kongrede çizenler delegelerin ağırlıkta olduğu İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’yu hedef aldı.

FETÖ soruşturmasından yargılanan Enver Altaylı’nın Kavuncu’nun dayısı olduğunu, ayrıca kapatılan Kazakistan Türk İşadamları Derneği’nde de uzun yıllar Başkan yardımcılığı görevinde bulunduğunu söyledi.

Yakın geçmişte Akşener’e durumu iletip önlem almasını istediğini, ancak karşılık bulamadığını da bildirdi.

Kavuncu da yayına bağlanıp Özdağ hakkında dava açacağını açıkladı.

DEMOKRASİNİN SON RADDESİ

Parti içi demokrasinin alışık olmadığımız şekilde son raddesinin yaşandığı, bu denli ağır suçlamalarda bulunduğu bir ortamda Genel Merkez yönetimi ne yapacak?

Hemen belirteyim; hiçbir şey…

Akşener’in, diğer muhalif milletvekillerinin de Özdağ’a tepkisini dikkate alarak disiplin soruşturması başlatmak niyeti yok.

AK Parti Grup Başkanvekili Turan’ın açıklamalarını fırsata çevirip konuyu diğer sahaya atıp geri çekilme taraftarı.

Özetle yaşanan gelişmeden rahatsız olmakla birlikte, yarattığı efektten memnun…

Çünkü kongre sonrası yaşanan tartışmalardan dolayı görülen partideki gevşemenin, bu olayla kilitlenmeye döndüğüne inanılıyor.

İstanbul’un 39 ilçe başkanının İstanbul İl Merkezi’ne gidip dayanışma görüntüsü vermesini de bunun yansıması olarak görüyor.

KENDİ HALİNE BIRAKACAK

Peki, Özdağ ile ilgili bir adım atmayı düşünüyor mu, yani çağırıp görüşecek mi?

Buna verilen yanıt da “kesinlikle hayır, biz onu kendi haline bıraktık ne yaparsa yapsın” noktasında.

GRUP BAŞKANLIĞI’NI ALAMADIĞI İÇİN Mİ?

Eğer istifa gelmezse İYİ Parti yöneticilerinden bazılarının Özdağ’ın yakın geçmişte, “Eğer beni Grup Başkanı yaparsanız bu iddiaları dile getirmem” dediğini açıklamaya hazırlanıyor.

Özdağ’ın ise çevresine iddia ile ilgili olarak şu açıklamayı getirdiği belirtiliyor:

“Kongre öncesi yeni dönemi konuşurken Genel Başkan bana, Başkanlık Divanı’nda eğitim işleri ile ilgili koltuğu önerdi. Ben de bunu arzu etmediğimi belirtince, ‘Yeni dönemde Grup Başkanımız Orhan Beyi (Çakırlar) Divan’a alırım, siz de Grup Başkanı olursunuz’ sözünü verdi. Ama İsmail Tatlıoğlu’nu yapmayı tercih etti. Tatlıoğlu da bu gelişmeler üzerine beni aradı ve ‘ya siz bana gelin, ya da ben size geleyim’ dedi. Ben de bunun üzerine, ‘Bana söz verilen makamda siz oturuyorsunuz, şimdi benim gelmem yakışık almaz’ deyince ‘Bilmiyordum, o zaman ben size geliyorum’ dedi. Sadece bu iddia değil, benim hakkımda MİT mensuplarının adını açıklamaktan hazırlanan fezleke geliyor diye de bunu yaptığımı iddia edenler de var. Oysa ben bunu aylardır söylüyordum…”

PARTİ BİZİM, NİYE GİDEYİM?

Bunları duyunca Özdağ’ı arayıp söylenenlerin gerçek olup olmadığını sordum, “Yalan” demedi, konuşmamayı tercih ettiğini söyledi.

Neden daha önce kamuoyuna açıklama yapmayıp, GİK sorunu çıkınca açıklamaları yaptığını sordum.

“Ben daha önce de söyledim, tedbir alınmayınca kamuoyu ile paylaştım” yanıtını verdi.

Partiden ayrılıp ayrılmayacağını sorduğumda ise yanıtı net oldu:

“Parti bizim parti, bunun kurulması için emek verenim, niye ayrılacağım ki?...”

KILIÇDAROĞLU’NUN YANINDAKİ İNCE

Özetle git diyen de yok, giderim diyen de…

Ancak bir gerçek var ki bu sadece İYİ Parti’ye özgü de değil.

Nitekim Bekir Ağabey’in (Coşkun) cenazesinde CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun yanı başında Özdağ’dan çok daha ağır eleştiri getiren Muharrem İnce’yi görünce, bu durumun muhalefetin gerçeği haline dönüştüğünü de anladım…

TÜRKİYE, yakın geçmişe kadar hem Şam yönetiminin hem de Moskova’nın taleplerini reddetmişti.

İdlib sahasında kurulu bulunan 12 gözlem noktasından hiçbir şekilde geri çekilmeyeceğini duyurmuştu.

Son olarak Moskova’da Dışişleri Bakan Yardımcısı başkanlığında yapılan görüşmelerde de Rus tarafı bu talebini yinelemiş, güneyde kalan 4 gözlem noktasının M-4 otobanının kuzeyine taşınmasını istemişti.

Türkiye’nin buna yanıtı yine ret olmuştu.

Aradan çok zaman geçmedi, Türkiye önceki gün en güneyde kalan 9 numaralı Morik gözlem noktasını boşalttı.

Konuyla ilgili yetkililere bunun diğerlerini kapsayıp kapsamayacağını sordum, “Bugün için değil, ama değerlendirmesi yapılıyor” yanıtını aldım.

ILIMLI MUHALİF KALMAYINCA

Yakın geçmişte net bir şekilde çekilmenin söz konusu olmayacağı belirtilmesine karşın Morik gözlem noktasının neden boşaltıldığı soruma verilen yanıt da şöyle oldu:

“O bölgede ılımlı muhalifler kalmadı, hepsi kuzeye çekildi. Durum böyle olunca bizim orada kalmamızın da stratejik bir önemi kalmadı. Çünkü bu gözlem noktalarının amacı oradaki çatışmayı önlemeye yönelikti. Kimse kalmayınca bizim de bulunmamızın anlamı kalmadı.”

Bu aşamada bir noktanın daha altını çizdi:

“Gözlem noktasını kapatmadık, M-4 üzerine taşıdık…”

Devamı gelir mi?

Bölgeyle ilgili olanlar 8 numaralı Surman ve 10 numaralı Zaviye gözlem noktalarının da değerlendirildiğini, M-4 üzerine taşınmasının tartışıldığını belirtti.

Ancak Morik’te olduğu gibi bunun hemen değil, zaman içinde olabileceğinin de altı çizildi…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00