Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

ÖNCEKİ girişimde koronavirüs tedbirleri, tartışması süren vaka-hasta sayısına odaklı kalmıştım.

Bu kez ziyarete gittiğimde konuşmalar döndü dolaştı ve Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci ve arkadaşlarının oluşturduğu o meşhur sisteme getirdi…

Niyetim merkezin beynine girmek de değildi.

Zaten birçoğunu gördüğüm, toplumun merak ettiklerini de bana göstermedikleri için kendimi de fazla zorlama niyetinde değildim.

Ancak hiç de öyle olmadığını o dev ekranın açılıp, bir otobanda ilerler gibi hangi tarihte sisteme neyin eklendiği ve alt gruplarında neyin nasıl çalıştığını görünce anladım.

Bu denli büyük sistemin ilk adımı 2004'te atılmış ancak akıllı hastane veya dijital dönüşüm ile bugünkü anlayışa kavuşması 2014 sonrası gelen anlayışla olmuş.

Sağlık sistemi ile ilgili aklınıza ne gelirse hepsinin anında bulunması ve tüm kurumların birbiriyle ilişkili olması da zaten bu ilerici bakışın sonucu…

Örneğin bir çocuk doğduğunda adı konulmuş ise daha hastaneden çıkmadan nüfus işlemleri başlıyor neredeyse evine gittiğinde TC Nüfüs Kimlik kartı eş zamanlı ulaşıyor.

Hangi doktorun kaç kez sezaryen yöntemiyle doğum yaptırdığı, hangisinin sürekli bir merkeze hastaları yönlendirip MR çektirdiği ve hakkında sistemin anında tepki verdiğine kadar, aklınıza ne gelirse hepsi mevcuttu.

ORWELL’İN 1984’Ü GİBİ

Hani Orwell’in 1984 Romanının kahramanlarından Winston kalemi eline alıp, “NASIL’ını anlıyorum; NEDEN’ini anlamıyorum…” yazar ya…

Kendimi o halde buldum…

Yakın zamanda bir daha okuma gereği hissettiğim George Orwell’in Big Brother’ı yani Büyük Ağabeyine benzer yapısı karşımdaydı.

Kendi sağlığım ile ilgili verilere de e-nabız sisteminden girip baktık, her şeyim, ama her şeyim çırılçıplak, ayan beyan ekranda duruyordu.

Çektirdiğim röntgenler ve MR’lardan tutun da hangi zaman diliminde hangi ilacı ne kadar süreyle, neden aldığıma kadar bütün veriler saniyeler içinde önüme serildi.

Hatta beni tedavi eden doktorlarımın performanslarına kadar her şey oradaydı; zaten bu denli iyi olduklarını da biliyordum…

HANGİ İLDEN KAÇ HASTA

Bırakın bunları kuş gribi salgınının önüne geçmek için, kuşların uçmakta olduğu güzergahlar da önümdeydi; gezer tavuk çiftliklerinin risk durumu buna bakılarak tayin ediliyordu.

Nedeni de göçmen kuş pisliklerinden gezer tavukların etkilenmesinin önüne geçmekti.

Biran ekrana gözüm takıldı, akan oklar vardı.

Ne anlama geldiğini sordum, bir ilden diğer illere giden hastaları gösterdiği söylendi.

Neden gittiklerini sorduğumda ise nüfusa kayıtlı olduğum Nevşehir’in üzerine tıklandı, gidiş nedenleri yanda belli oldu; “solunum sistemi hastalıkları…”

Doktor mu yoktu, yoksa tedaviye yanıt alamadıkları için mi hastalar başka bir ile gitme gereği hissediyordu…

Burada da kalmıyor bunun hangi periyotta devam ettiği de sergileniyordu.

Buradaki amaç, geçmiş yıllarla karşılaştırılıp, hekim ve tesis yeterli olmasına rağmen başka illere gidiş sürüyorsa oradaki idareyi de gözden geçirilmesini sağlamak.

Bazen bir bölgede bir doktor çok tercih edilir hale de gelebiliyor, ekranda onun durumu da görülüyor.

Özetle, bir ilden başka bir vilayetteki hastaneye veya doktora gidişin nedenleri, tüm sorulara yanıt bulunacak şekilde ekranda duruyordu.

Bir başka hastanede doktorun çok fazla sayıda sezaryen doğum yaptığı görüldü, bana ismi gösterilmedi ama neredeyse kendisine başvuran hamile kadınların hepsine sezaryen yapıyordu.

Buna karşın bir başka ildeki doktorun ise neredeyse sezaryen doğumu yoktu.

Bir diğer ekranda ise bir doktorun, kendisine gelen hastaların ağırlıklı bölümünü bir başka özel hastanede MR çekimi için yönlendirdiğini sistem alarm veriyordu.

EN FAZLA VAKA YAŞI

Bu aşamada konuyu Covid-19’a getirdim, vakaların en yoğun görüldüğü yaş grubunun ne olduğunu sordum.

Anında ekran açıldı, hem de aylar ve dönemler itibarıyla hepsi grafik halinde önümde duruyordu.

An fazla vaka 25-29 yaş grubunda görülürken, 50 yaşın üzerine çıktığında anında düşüşe geçiyor.

Yine benzer şekilde 15 yaş altındaki yaş grubunda vakaya rastlanma oranı da o denli düşük.

Anlaşılan o ki bu veriler okulların açılma kararında etkin olmuş.

Filyasyon ekiplerinin çalışması, kimin hasta bakmaya gidip gitmediğine kadar hepsi ekrandaydı.

Bir ara ekranda kocaman bir kırmızı ışık belirdi; ne olduğunu sordum, “Burası büyük ihtimalle bir sağlık ocağımız olabilir. Bir doktorumuz filyasyona gitmeden telefon ile aldığı kodları giriyor” yanıtını aldım.

Ekran büyütüldü, gördüm ki orası bir sağlık ocağı.

Biraz daha büyütülse doktorun oturduğu odayı dahi gösterecekti.

GRİP AŞISININ ALGORİTMASI

Gelelim son günlerin en tartışmalı grip aşısı konusuna...

Bu konuda da bilgisayar devreye girmiş…

Türkiye’deki devlet, özel, vakıf veya hangi isimle kurulmuş olursa olsun, tüm hastanelerin bağlı olduğu sisteme, bugüne kadar hastaların durumlarına ilişkin girilen veriler baz alınmış…

En yüksek hastalık profilinde ölüm oranlarını önceleyen bir algoritma oluşturulmuş.

Buna yoğun bakımda kalmaları, entübe olma durumları da eklenmiş; çok da anlamadığım tıp diliyle başka unsurları eklediklerini söylediler.

Vatandaşın anladığı dille söylemesini istediğimde ise verilen cevap aynen şöyle oldu:

“Eğer gribe yakalanırsa, hangi grup hastalığı bulunanlar daha çabuk etkilenir ve ölür. Bu verileri, eldeki olan aşı miktarı ile eşleştirdik. Hangisine öncelikli olarak yapılması gerektiğini sistem önümüze koydu.”

Bilgisayarın belirlediği bir verinin doğruluğu kabul edilebilir mi?

Örneğin sağlıklı olmasına karşın bağışıklık sistemi sürekli baskılanan Romatoid Artrit hastaları ne olacak?

Onu da eklemişler.

Riski yüksek olana aşıya daha önce erişiminin amaçlandığı bir yazılımla 83 milyonun içinden kimin öncelikli olması gerekteği adil şekilde belirlenmiş.

Aşı dediğiniz de öyle asprin veya pensilin gibi dağıtımı da kolay değil, belirli bir ısının altına veya üstüne çıkmaması için soğuk zincirde taşınması gerekiyor.

Ayrıca bütün dünyanın aşı sıkıntısı yaşadığı bir dönemde, elde edilebilen aşı miktarı da sınırlı...

Bir de hayatında hiç grip aşısı olmamış kişilerin de bu dönem aşı peşine düşmesi talebi patlattı.

öncelikli risk grubunda olanların ilk sırada yapılması için de başka bir yol bulunması çok da olanaklı görülmüyor.

İHTİYAÇ HANGİ İLDE DAHA FAZLA

Verilerin sunumu bu noktada da kalmadı, aşının hangi illerde daha fazla depolanması gerektiğini de bir harita ile gösterdi.

İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa en riskli iller arasındaydı.

HES Kodu konusuna da değindik, en fazla kodu virüsü en fazla kapan grupta yer alan 20-34 yaşları arasındakiler almış.

SİNA'NIN BAŞARISI

Sağlıkta İstatistik ve Nedensel Analizler, kısaca SİNA projesi büyük bir hizmek sunuyor.

Koronovirüs izolasyon denetimlerinde ve illerin takibinde SİNA Karar Destek Sistemi valilerin en çok kullandığı yardımcısı olmuş.

SİNA bununla da kalmamış, 10 binden fazla ekranı ve binden fazla gösterigesiyle kullanıcısı olan 40 bin hekimin karşılaştırmalı raporlarına erişebilme imkanı sunmuş. Yani bir doktor, kendi branşında yazılmış tüm raporların karşılaştırmasını yapabiliyor.

Dediler ki "Bunun dünyada bir başka örneği yok, o denli büyük bir sistem..."

Beni en çok etkileyen de bir hastanedeki radyasyon cihazının, hastaya gönderdiği radyasyon miktarının merkezden görülüyor olması...

Bir doktor hastasının MR görüntüsünün alınmasını istediğinde, 6 ay içinde herhangi bir hastanede çekilmiş benzer görüntüsü varsa anında ekrana getiriyor, yeniden çekilmesinin önüne geçiyor.

Sistem, hastayı daha fazla radyasyon almaktan korumak gibi önemli görevi yerine getirmekle kalmıyor, cihazların teknik kontrollerinin yapılmasına da olanak sağlıyor...

DÜNYANIN EN ÇOK KULLANANI

Şunu belirteyim nüfusa göre aktif mobil kullanım açısından dünyanın ikinci ülkesi.

Şu an 40,5 milyon kişi HES kodu almış, bazıları birkaç kez talep ettiği için toplamdaki talep 59,5 milyonu aşmış.

Başta da belirttiğim gibi, bölgelerdeki yoğun hava kirliliğinin insanlar üzerindeki etkisini tespit edip, o bölgede yaşayanların uyarılmasından, yaşadığım Ankara’daki Şehir Hastanelerine hangi il ve ilçelerden hastaların ne için geldiğine kadar tüm veriler ekrandaydı.

DÜNYANIN PRENSİ

Şurasını teslim edelim, Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci ve ekibi önemli işlere imza atmış.

Hem 2004’ten bugüne bu konuda destek veren dönemin bakanları, hem de bu işle ilgili kim varsa Türkiye’ye çok büyük bir hizmet kazandırmış.

Yaptıkları dönüşüm ile Türkiye Sağlık Bakanlığı’nı dünyanın “Prensi” konumuna getirmişler.

Dijital dönüşüm çalışmalarının en önemli ayaklarından birisi olan elektronik sağlık kaydının ve dijital hastane kavramının yaygınlaştırılması sonucu, tüm dünyada parmakla işaret edilen yer haline getirmişler.

BMC Health Services Research gibi dünyanın en prestijli tıp dergilerinin de ciddi övgüsünü almışlar.

GERÇEK BAKANLIĞI GİBİ…

Eldeki veri bu denli sağlam temele dayanınca örneğin İtalya, İspanya, hatta Fransa gibi ilk aşamada salgından etkilenme oranı da düşmüş.

Tabii ki bunda Türkiye’nin çok iyi yetişmiş tıp insanlarının da çok büyük katkısı oldu; onların tedavi yöntemlerine yönelik uygulamalarında çok iyi sonuçlar alındı.

Ama elde sağlam bir sağlık kaydı ve dijital hastane de olunca uygulaması kolaylaşmış, bir tıkla o hasta hakkında elinin altında her bir veriye anında sahip olma olanağına kavuşmuş.

Bu da hastaların ölüm oranlarını azaltmış.

Şunu bir daha belirteyim ki Bakan Yardımcısı Dr. Birinci ve ekibinin kurduğu sistemin içinde Orwell’in 1984 romanında gibiydim.

Karşımdaki ekranda ise koca bir “Gerçek Bakanlığı” duruyordu.

Bilin ki “Büyük Birader” gözetlemeye devam ediyor…

HES kodunu en çok kullanan yaş grubu
HES kodunu en çok kullanan yaş grubu

İllere göre filyasyon süreleri
İllere göre filyasyon süreleri

İllere göre temaslı filyasyon oranı
İllere göre temaslı filyasyon oranı

İstanbul'daki vaka yükselişi
İstanbul'daki vaka yükselişi

Manisa'dan başka ile giden hastalar
Manisa'dan başka ile giden hastalar

Nevşehir'den tedavi amaçlı başka şehre gidenler
Nevşehir'den tedavi amaçlı başka şehre gidenler

Vakaların cinsiyet ve yaş dağılımı
Vakaların cinsiyet ve yaş dağılımı

Vakaların yaşlara göre dağılımı
Vakaların yaşlara göre dağılımı

Yaşa göre entübe hasta
Yaşa göre entübe hasta

Ambulans servisinin yerleşmesi gereken yer
Ambulans servisinin yerleşmesi gereken yer

Ankara Şehir Hastanesi'ne gelen hastalar
Ankara Şehir Hastanesi'ne gelen hastalar

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • bhs-kbr 28 gün önce 2002 yılında başlayan Sağlıkta Dönüşüm Projesinin meyveleri :-)
    CEVAPLA
0:00 / 0:00