Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

ÜZERİNDEN yıllar geçti ama bu sabah ilk sonuçlarını aldığımız ABD Başkanlık seçiminde yinelenme olasılığı yüksek; hatta yinelendi dahi diyebiliriz…

Sözünü ettiğim siyaset bilimine de kuram olarak giren iki etki…

İlki 1982 yılında Kaliforniya Valilik Seçiminde yaşandı, o dönemdeki adaylardan birinin adını aldı...

Sözünü ettiğim, ABD seçiminde düşünce anketleri, yani kamuoyu yoklamaları ile seçim sandık sonuçları arasındaki farkı açıklamaya yarayan bir kuram.

İlham veren de Afro-Amerikan olan Demokrat Parti adayı Tom Bradley ile Cumhuriyetçi Parti adayı George Deukmejian arasında yaşanan 1982 Kaliforniya Valilik seçimi öncesi ve sonrasında yaşanan gelişmeler.

EFSANE BELEDİYE BAŞKANI

Bradley, 1973- 1993 yılları arasında, tam 20 yıl Los Angeles (LA) Belediye Başkanı olarak görevde kaldı.

Bugün kentin havaalanına da adını veren Bradley, Los Angeles’ı en uzun süre yöneten kişi olmakla birlikte, tek siyasi belediye başkanı olarak da şehrin tarihinde önemli bir sayfa açtı.

Los Angeles’teki başarısını Kaliforniya Eyaleti valilik seçiminde sandığa yansıtmak istedi.

Demokrat Parti de Bradley’i adayı olarak çıkardı.

Karşısında da Cumhuriyetçi Parti de karşısına Los Angeles’ta nüfusu oldukça fazla olan Ermeni kökenli beyaz aday George Deukmejian’ı koydu.

SANDIĞA KADAR ÖNDEYDİ

LA’de yaptığı hizmetler ile popüler olan Bradley, tüm anketlerde Deukmejian’ın önünde gözüktü.

Bütün düşünce anketlerinde, kamuoyu şirketlerinin raporunda istisnasız en önde olan kişiydi, bu durum sandık çıkış anketlerine kadar da devam etti.

Medyaya, kamuoyu anket şirketlerine, siyaset bilimcilerine göre Kaliforniya Eyaleti’nin yeni Valisi tartışmasız Bradley idi…

Hatta o denli ki oyunu kullanıp sandıktan ayrılanlarla yapılan anketlerde de Bradley açık ara önde görünüyordu.

Sandıklar açılıp, oylar sayılmaya başladığında şok ortaya çıktı, Deukmejian 3 puan farkla Kaliforniya’nın yeni Eyalet Valisi seçildi.

MUHAFAZAKAR SEÇMEN TUTUMU

Kamuoyu yoklama şirketleri tabi ki bizdeki gibi değil, yanlış bildiği halde işe devam etmek yerine, oturup akademisyenleri de yanına alarak nerede yanıldığını bilimsel olarak anlamaya çalıştı.

Çünkü aynı yanlışa bizdeki gibi defalarca düşmek istemedi.

Yapılan araştırma sonucunda görüldü ki beyaz seçmenler anketler “ırkçı görünmemek” ya da “ırkçı damgası yememek” için beyaz olmayan adaya oy vermeyeceğini gizliyor.

Sonuçta kamuoyu yoklama şirketleri, anketörler yaptıkları anketlere yeni bir etki daha eklemek durumunda kaldı.

Adına da Bradley Etkisi (Bradley Effect) dedi.

UTANGAÇ MUHAFAZARKAR SEÇMEN

"Bu seçimde beyaz-siyah yarışı yok ki böyle bir durum olsun?" diyebilirsiniz…

Ancak ABD seçmeninin genel eğilimini belirlemek, özellikle de muhafazakar seçmenin tutuculuğunu göstermek için ABD'den bu örneği kullandım.

Çünkü benzer durum 10 yıl sonra bu kez 1992 Britanya Genel Seçiminde bir başka yönüyle anketörlerin yanılmasına neden oldu.

Sahnede ABD’deki Cumhuriyetçilerin dayandığı zemin gibi yine muhafazakar seçmen vardı...

Britanya’da “Troy”ler olarak bilinen Muhafazakar Parti’nin oyları Başbakanlığı üstlenen Demir Lady Margaret Thatcher’ın iktidardaki uygulamalarından bıkmıştı.

Hemşireden, madenciye, kamu görevlisinden, itfaiyeciye kadar herkes için Thatcher’ın Britanya’yı tamamen yenileştiren, vergi sistemini tersine döndüren, devlet desteğini yerle yeksan eden uygulamaları bıktırdı; ilk kez hastanede grevle karşılaşıldı.

THATCHER’IN 7,6 PUANLIK ZAFERİ

Muhafazakar Parti bütün bunlara karşın 1982 Genel Seçiminde yine Margaret Thatcher’ı aday gösterdi…

Seçim öncesi yapılan anketlerin hepsi İşçi Partisi’ni, Muhafazakar Parti’nin bir puan önünde gösteriyordu.

Hatta İşçi Partisi merkezinde seçimi kazandıkları havası, Muhafazakar Parti merkezinde ise derin sessizlik ve meraklı bekleyiş hakimdi.

Sandıklar açıldığında beklenmedik sonuç burada da karşılarına çıktı ve İşçi Partisi tam 7,6 puan geriye düştü.

Thatcher yeniden iktidarını ilan etti…

Britanya’da da anketörler kenara çekilip sonradan ortaya çıkmak üzere kendini unutturma yoluna gitmedi.

Onlar da siyaset bilimcileri ve sosyologlar ile oturup hatalarının nedenini araştırdı.

Vardıkları sonuç şöyle oldu:

“Muhafazakar seçmen radikal sağ politikaları uygulayan ve kendi partisi içinde dahi bölünmelere neden olduğu için aktif siyaseti bırakmak zorunda kalan Demir Lady, Başbakan Thatcher’ın siyasetini savunur görünmekten utandığı için gerçek düşüncesini açıklamadı. Ancak partisi dışında oy verme eğilimini değiştirmekte çok zorlanıyor…”

Muhafazakar seçmenin bu tutumundan dolayı oluşturulan kuramın adına da “Utangaç Muhafazakar Seçmen Etmeni” adı verildi.

Anketörler araştırmalarına bu etkiyi de göz önünde tutacak unsurlar ekledi.

TRUMP’IN MUHAFAZAKAR ŞANSI

Bugüne gelirsek...

Muhafazakar Cumhuriyetçi Parti adayı Trump, anketlerde haftalardır Demokrat Parti adayı Biden’ın gerisinde görülüyordu.

Seçim bitti ama Türkiye'deki gibi sonuçlarını hemen almak olası değil.

Nedeni de ABD seçim sistemi ve ülkenin topraklarında 4 ayrı saat diliminin uygulanması.

Pasifikte bulunan adalar ile ülkenin buraya uzak bölgesi 9 saat dilimine sahip; bu da sandık kapanışının batı bölgelerinde en az 4 saat sonra olacağını gösteriyor ki, bu 4 Kasım demek.

Mektupla gelen oyların sayılması için bazı eyaletlerin 3 gün süre vermesi, Seçici Kurulların seçimine ilişkin itirazlar sonucu sandıkların yeniden sayılması da buna eklenirse 6 Kasım’dan önce kesine yakın sonuç almak pek olası gözükmüyor.

Hele ki oyların birbirine yakın olması da buna eklenirse daha ileri bir tarihe de gidebilir.

Ancak ABD sisteminin bu konuda eli rahat çünkü Seçici Kurullar Aralık ayının ikinci Çarşamba gününü izleyen Pazartesi toplanıyor; bu da 14 Aralık gününe denk düşüyor.

Seçici Kurulların oylarının sonucu ise mevcut Başkan Yardımcısı tarafından 6 Ocak’ta Senato toplantısında açıklanıyor.

Yeni seçilen Başkan da 20 Ocak’ta göreve başlıyor.

TEMSİLCİLER MECLİSİ, SENATO VE 11 VALİ

Ayrıca bu seçimde ABD Kongresi’nin Temsilciler Meclisi’nin kanadını oluşturan 435 temsilci ile Senato kanadını oluşturan 100 senatörün üçte birini, yani 33 senatörü de seçiyor.

Ayrıca bu seçimde 11 Eyalette de vali ve eyalet meclisi seçimleri var.

Dolayısıyla bu denli çoklu seçimin olduğu bir sandıktan alınacak sonuçların da öyle bugünden yarına olmayacağı açık.

MUHAFAZAKARLAR BİR DAHA UTANMIŞ

Gelelim konunun özüne, yani anket şirketlerinin bir kez daha yanılma olasılığına...

Yazıyı yazdığım saatlerde iki adayın birbirine üstün gelme gibi bir durumu yoktu; anket şirketlerinin ileri sürdüğü gibi Biden da öyle 7-8 puan fark atamamıştı.

Hatta Biden'ın yenilme riski bile var; çünkü bazı eyaletlerden beklediği sonuç gelmedi.

Dolayısıyla anketörler, kamuoyu yoklama şirketleri bir kez dahi yanıldı.

Buna da Biden Etkisi derler mi bilmem.

Ama atladıkları bir konu var, o da ABD toplumu Trump'ın seçiminden bu yana orta veya alt gelir gruplarının egemenliği altına girdi, toplumsallaşmayı kaybetti, kitle davranışını sergilemeye başladı.

Kitleyi sürekli olarak, anketlerle, kamuoyu yoklamalarıyla sondajlamak, tartmak sonuç almak için boşuna uğraşmaktır...

Çünkü kendine yapılan yakıştırmalar, yorumlar özellikle orta ve alt kültür ve gelirli kitlede umurunda dahi olmayan yaklaşımlardır.

Buna bir de eleştirileceği, içine girdiği ortamdan dışlanacağı, "kro", "cehil", "varoş" damgası yiyeceği için düşüncesini açıklamaktan çekinen utangaç muhafazakar seçmeninin kitle psikolojisi içindeki hareketini eklerseniz sonuçta ABD'deki anketörlerin durumuna düşersiniz.

Şunu açık yüreklilikle ve gururla söylemeliyim ki, köşedaşım, arkadaşım sevgili Oray Eğin birçok vilayete gitti, toplumla temas etti ve gördüklerini net yorumladı:

"Anket şirketleri bunu söyleyebilir, ama gördüğüm seçimin çok ortada olduğu, hatta Trump'ın yeniden kazanabileceği yönünde..."

Sonuçta halkın içinde olan ve bütün siyasal duygularından arınıp , "sessiz yığınları gören, davranışını doğru yorumlayan" sağlıklı sonuca ulaştı...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00