Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

BUGÜNKÜ yaşadıklarımız karşısında gösterdiğimiz davranışları ilk kez mi sergiliyoruz?

Yani maske takma konusundaki aymazlığı, kaygının getirdiği inkarı yeni mi yaşıyoruz.

Yoksa öteden beri de böyle miydik?

Soruya yanıt vermek için elde fazla veri yok…

Sars, Mars, Domuz, Kuş griplerinden söz edilebilir ama onlar da bu denli geniş bir salgına yol açmadı, kıtasal kaldı.

O nedenle bu denli yaygın olan ve karşılaştırma olanağı bulunan elde tek örnek var, 1918 İspanyol Gribi…

Aslında adı da İspanya’nın sırtına hiçbir sorumluluğu olmadığı halde kalmış.

Salgın 1918’de ilk olarak ABD’de baş göstermiş; Fuston kampında Albert Gitchel isimli aşçı 1100 askere grip bulaştırmış.

Oradan İngiltere’ye sonrasında Fransa’ya yayılmış.

Birinci Dünya Savaşı sırasında Fransız birliklerinin %75’i, İngiliz askerlerinin de %50’si grip virüsü kapmış.

Aslında Birinci Dünya Savaşı’nda tarafsız kalmış ve gripten az etkilenmiş olmasına karşın, salgının adıyla anılmasının sebebi de İspanya’nın o dönemde hastalıkla çok ilgilenmiş olması.

Nitekim salgın tam 15 yıl bütün dünyayı kasıp kavurmuş, 1930’da tanımlanabilmiş ve 1933’de de virüs ancak laboratuvar ortamında izole edilmiş.

Yani karşı atağın nasıl yapılmasına gerektiğine yönelik bilimsel çalışmalara ancak 1933’de ulaşılmış.

Bu arada 40 milyon insanın da ölümüne yol açmış; dünya nüfusunun bir milyar olduğu varsayılırsa yarattığı etki daha iyi anlaşılır.

Virüsün neden hızla yayıldığı konusundaki veriler ise bugünden farklı olmadığını gösteriyor.

En iyi veri de önemini hiç eskitmeyen Science Dergisi’nin o yıllarda yayınladığı bir makale…

Neden bu denli yayıldığını, hangi hataların neden olduğunu araştırmış.

Derginin kupürünü de Cumartesi günü sevgili arkadaşım Serap Balet ile birlikte hazırlayıp sunduğumuz Habertürk’teki “Olaylar ve Görüşler” programımız sırasında Prof. Dr. Nebi Sümer gösterdi.

Bir kopyasını da yayın sonrasında bana da yolladı.

Science Dergisi 100 yıl önce yayınladığı makalede İspanyol Gribi’nin yayılma nedeni üzerinde dururken sanki bugünü anlatmış.

Prof. Dr. Sümer’in de yayın sırasında dikkat çektiği gibi insanlar riski algılamakta ciddi sorun yaşamış.

Virüsün görünür olmaması algılanan risk ile yarattığı etki arasında ciddi boşluk bırakmış…

Kolektif çözüm bulmayı ortadan kaldırmış; kendi başına henüz gelmeyen riski hep başkalarının üzerinden tanımlamış.

“Bana bir şey olmaz, ona olur” yaklaşımı sergilemiş.

Üzerine bir de savaş şartlarının yarattığı psikoloji binmiş…

BİR ASIRDIR AYNI KALAN ÜÇ NEDEN

Since Dergisi de buradan yola çıkarak o tarihte gribin yayılmasına neden olan üç gerekçe sıralamış:

1- İnsanlar İspanyol Gribinin gerçek boyutunun düzeyini algılayamadı.

2- Kendini izole etmek insan doğasına aykırıdır.

3- İnsanlar, kendilerine ve başkalarına verecekleri riskin farkında olamadı.

Yani işin sosyal psikolojisi önemsenmemiş; iletişim sosyolojisi görmezden gelinmiş…

Sosyal ve davranış bilimi görmezden gelinmiş; hep cezalandırma, dışlama üzerine kurulu bir mekanizma çalıştırılmış.

İşin sosyal tarafı ötelenip, bir de tedbirler ceza üzerine kurulu olunca salgının önüne geçilmesi de bir o denli zor olmuş…

ÖDÜLLENDİRMEYİNCE…

Bugün de benzer sorunlar düğümü haline gelmiş yumağın ucunu bulmaya çabalıyoruz.

Oysa insanın kendini izole etmesinin doğasına aykırı olduğunu Science Dergisi bir asır kadar önce yazmış.

Bunun üzerine bir de ceza binince onu aşmak için elinden gelen her atraksiyonu yapacağı bu denli açıkken, tedbiri hala izolasyon ve ceza üzerinden yürütmek için yeni adımlar atıyoruz.

Bir ildeki yüksek vakanın cezasını, vaka sayısını aldığı tedbir ve dikkati sayesinde en aza indirmiş vilayete, ilçeye yüklüyoruz.

Ordu’daki vaka sayısının patlamasının cezasını, Kırşehir’e de kesiyoruz.

Oysa bunun yerine, ödülle birlikte kişinin takdirine bırakılmış serbestlik gelse belki sorun çok daha rahat çözülecek.

Örneğin bir ilde veya ilçede eğer vaka sayısında ciddi düşme varsa su fiyatlarının veya kamu hizmetlerinden aldığı hizmetlerin ucuzlatılması…

İnternet ücretlerinde düşüş yapılması…

En iyi maske tasarımı yapanlar arasında sosyal medya üzerinden yarışmalar düzenlenmesi veya en korunan insanlara “koruyucu önder” ödülü verilmesi…

SANMAYIN Kİ UYACAĞI İÇİN…

Bunların yerine cezalandırma yoluna gidilirse sonucu bellidir; hız sınırını aşmak için radarı geçmeyi beklediği veya polis kontrolünü geçene kadar emniyet kemerini bağlı sanılmasını sağladığı gibi, maskeyi takma konusunda da farklı bir davranışa girmeyecekti.

Bir asır öncesi gibi yine başkasında yaratacağı riski görmeyecekti; görmedi de…

Şimdi televizyonun karşısına oturmuş ne yasak gelecek diye bakıyor.

Bu denli erken haberdar olma merakı nasıl ihlal edeceğine ilişkin formül üretme çabasına erken başlamak için…

Sanmayın ki onlara uyacağı için merak ediyor…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00