Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

BİLİM insanları var güçleriyle Covid-19’u yenmenin yöntemini arıyor.

Hemen belirteyim bunun için Türkiye’de çaba gösteren onlarca şirket ve bunların içinde oluşmuş ekip var.

Dikkat çeken yaşam biçimimizi birçok alanda değiştiren koronavirüsün belki de ilk kez farklı alanlarda görev alan bilim insanlarını da bir araya getirmiş olması.

Yani, uzun süredir herhangi bir şekilde temas etmeyen veteriner fakültelerinde görevli virologlarla, yani virüs bilimcileri ile microçip alanında çalışanları buluşturdu.

Daha önemlisi mikrobiyologlar ile virologların aynı laboratuvar altında çalışmaya başlamasını sağladı...

TÜRKİYE ÇOK ÖNDE

Şunu hemen belirteyim ki Türkiye’de yaratılan, üretilen çalışma sayısı ve özellikleri dünyanın önde gelen virüse karşı çare arayanların da çok önünde.

Çünkü bu virüs her şeyi bilenleri dünya sahnesinden alaşağı ederken uzmanları öne çıkardı ve bir araya getirdi.

Daha önce de buradan duyurmuştum, benim bildiğim Ankara’da virüse karşıtı geliştirilen etkisi çok yüksek üç çalışma var.

DAMLA AŞI

Biri var ki bugüne kadar bilinen tam aşı yöntemlerinin uzağında yepyeni ve etkisi de bir o denli yüksek.

Hayvan çalışmalarını tamamlayan aşının insan üzerindeki Faz-1 çalışmalarına muhtemelen 10 gün içinde başlanır.

Bu aşı diğerleri gibi eksi 70-80 soğukta saklamayı veya koldan enjekte edilmeye ihtiyaç duymuyor.

Nazal yoldan, yani burun içine sıkılarak yapılan bu aşı Çin aşısı diye bilinen inaktif veya Özlem Türeci ile Uğur Şahin’in laboratuvarı BionTech’in çalıştığı mRNA aşılarından oldukça farklı, proteine dayalı...

Sohbetlerimizden çıkardım ki Almanya’nın, İngiltere’nin veya ABD’nin, milyarlarca dolar yatırım yaparak bu aşıların üretilmesinin sağlandığına ilişkin demeçlerinin ardında bir başka gerçek varmış.

Bilim insanlarına “Siz boşuna uğraşmayın bu işler öyle ucuz değil, milyarlarca dolar gerektirir” baskılı algı üretmeyi amaçlıyormuş.

Türk bilim insanları da yılmamış, araştırmış sonuçta bu işin öyle milyarlarca dolara ihtiyaç duymadığını, birkaç milyon lira ile bu işin çözülebileceğini görmüş.

Bu konuda gönüllü bazı işadamlarının ve üniversitelerin de devreye girmesiyle önemli bir yere gelinmiş.

Kendilerine ulaşmadığım ve izni olmadığı için şu an isimlerini yazmıyorum.

YÜZDE 99 SONUÇ VERİYOR

Ancak bilim adamlarının gidip bizzat gördükleri, hatta bazılarının danışmanlık hizmeti verdikleri çalışmalardan alınan ilk sonuçlar en düşük %99 sonuç verdiğini göstermiş.

Bir puan da diğerlerinin yapmadığı gibi aşının çok daha fazla kişiye yapılması yani yaygınlaşması halinde oluşabilecek hatalardan kaynaklı düşme için bırakılmış.

Çünkü aşı doğrudan buruna damlatma yoluyla yapıldığı için kola iğne ile yapılandan oldukça az riskler içeriyor.

Saklama koşulları da diğerleri gibi bir soğukluğa ihtiyaç duymuyor.

Hayvan deneylerini tamamlayan bilim insanları belki 10 gün içinde insan çalışmalarına başlamak için Faz1 aşamasına geçecek...

Daha önemlisi ise bu aşıyı BionTech’te görüldüğü gibi ABD’nin Pfizer veya İngiltere’nin bir büyük firması değil, tamamı yerli yatırıma dayalı bir Türk firması üretecek; bunun için her türlü altyapısını da hazırlamış, sadece insan deneylerinin tamamlanmasına kalmış...

KESİNE YAKIN SONUÇ

Bir diğeri ise PCR testi...

Şu an İstanbul’da yapılan PCR testlerindeki oran yoğunlaşmanın çok artmış olması nedeniyle oldukça düşmüş, hatta bazı yerlerde %65’e kadar güvenli sonuç verdiği, %35 hata gösterdiğine tanıklık edilmiş.

Yani geliştirilen PCR testi de veya kiti bunların ötesinde bir yapıya sahip.

Öncelikle öyle 3-4 saat sonuç almak için beklemeye gerek yok; 20 dakika içinde size kesin sonucu veriyor, sonucu ise %99,8 kesinlikte...

Bu PCR testinin de şu an piyasada uygulanandan oldukça farklı yönleri olduğu biliniyor.

Hatta bazı laboratuvarlar, sağlık kuruluşları bu kiti alıp kullanmaya başlamış.

Bunda Sanayi Bakanı Mustafa Varank’ın emeği ve desteği de büyük olmuş.

COV-DUR YAKINDA

Bir diğer, adını bu sütunda Cov-Dur olarak koyduğum burundan sıkılan sprey şeklindeki virüs durdurucu...

Virüsün üzerindeki proteini etkileyip vücuda girmesine engel olan spreyin hayvan deneyi aşaması tamamlanmış.

İnsan deneyinde ise bir Türk şirket ile anlaşma yapılmış, kısa sürede geçilmesi hedefleniyor.

Sağlık çalışanları, evinde koronavirüs kapmış bir veya daha fazla kişi olan hasta yakınları ile her gün bir iki otobüs veya metro değiştirerek işine gitmek zorunda kalan çalışanlar hedeflenmiş.

Başka ülkelerde denendiği için, insan üzerindeki uygulamasının ilk aşaması yani Faz-1 atlatmış, şimdi daha fazla insanla yapılacak olan Faz-2 ve Faz-3 aşamasına geçilmesi hedefleniyor.

Çok değil, bunun piyasaya çıkışı da en geç 6 ay olarak planlanıyor...

Görünen o ki aşıdan çok daha etkili ve bir o denli de önemli Covid-19 ile mücadele eden yeni ürünler geliyor.

Hatta bu gelecek olanların riski de diğerlerine göre oldukça düşük...

YENİ BİR YAPIYA DÖNÜŞMELİ

Ancak tek sorunları yatırımcı bulmak, ürünün üretilmesi için daha fazla tıbbi desteği elde edebilmek.

Çünkü özel fareler veya gelinciklerin elde edilmesi dahi çok zor bir sürece ihtiyaç duyuyor.

Oysa bu kadar zaman içinde uğraşmak yerine, bunların uluslararası sertifikası ve güvenliği olan bir laboratuvara gönderilip daha erken sonuç alınabilirdi.

Ayrıca TUBİTAK-MAM bu denli gelişmenin olduğu sahada geride kaldı.

Bir üst seviyeye kendini çekip, denetleyen yapıya ulaşmalı ve laboratuvarları kendine bağlı tekil yapıdan çıkarmalı ki diğer ülkelerin önüne geçilebilsin.

Aşı savaşının en üst seviyeye çıktığı bu dönemde aşıyı üretenden daha çok piyasaya kimin ne kadar hızlı ve duyurabilir olduğu önem arz ediyor.

Türkiye’de üretilenler ise bunların hepsinin önünde duruyor.

Hatta bakarsınız, hepsi de koldan aşının pabucunu daha atacak mahiyette...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00