Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        ANAYASA Mahkemesi’nin Enis Berberoğlu hakkındaki ikinci kararına bakıp tartışma sürecinin sona erdiği sanılmasın…

        Atasözünde olduğu gibi tartışmada turpun büyüğü heybede gibi duruyor…

        Neden de ilk kez karşılaşılan bu durumun içinden nasıl çıkılacağına yönelik uygulamada yatıyor…

        Bugüne kadar bir milletvekilinin mahkeme kararının Genel Kurul’da okunması sonrası Anayasa Mahkemesi kararı ile geri dönüşüne rastlanmadı.

        Hukukta genel kural olan “hangi usul ile ortadan kalktıysa, aynı usulle yerine konulur” bakışını parlamento hukukuyla ilgili akademisyenler ve siyasetçiler dile getiriyor olsa da pek öyle işlemeyecek gibi bir durum var.

        CHP’LİLERİ ŞAŞIRTAN YÖNTEM

        Çünkü TBMM Başkanı Mustafa Şentop, dün kendisini ziyaret eden CHP Grup yöneticilerinin, “Anayasa Mahkemesi kararı kesinlik kazandı, siz de bu kararın hayata geçirilmesi gerektiğini söylüyorsunuz. Berberoğlu’na davetiye göndermeyecek misiniz?” sorusuna önceki gün de dile getirdiği gibi yerel mahkeme kararı ve sürecini bekleyeceğini söylemiş.

        Ziyarete katılan CHP Grup başkanvekilleri ve Genel Başkan yardımcılarının aktardığına göre Başkan Şentop, Adalet Bakanlığı aracılığıyla Berberoğlu dosyasının Meclis’e gelmesi halinde de milletvekilliğinin iadesi yoluna gitmeyip, dosyayı Karma Komisyona göndereceğini ve kararın oradan çıkmasını bekleyeceğini belirtmiş.

        Buna gerekçe olarak da mahkemenin dokunulmazlığının ortadan kaldırılmasına ilişkin kararla birlikte gelecek olmasına bağlamış.

        CHP yöneticileri karşılaştıkları sürprize tepkiliydi, “Milletvekili sıfatını kazanmadan, milletvekili olmayan birinin dosyasına Karma Komisyon nasıl bakacak?” sorusunu yöneltiyordu.

        AYM’YE İADE YOK

        TBMM Başkanı Şentop’un yakın çevresine dün bunu sordum, yeni bir uygulama olduğunu ve bir norm yaratacağı için de bugün alınan kararların ilerde uygulanmasına da yol açacağını belirttiler…

        Yeni bir durum karşısında yeni normu yaratmak için hukuki bir arayışın aktarılması olarak dile getirdiler.

        Görünen o ki tartışma yerel mahkeme karar almış olsa da bitmeyecek, yeni bir zeminde sürecek.

        Bu arada Meclis Başkanı’nın Anayasa Mahkemesi’nin Berberoğlu kararı ile birlikte TBMM’ye çağrısına tepkisinin de dün yanlış anlaşıldığının altını çizdiler.

        Başkan Şentop’un Anayasa Mahkemesi’nin gönderdiği kararı iadesinin söz konusu olmadığını, bir yazıyla bundan ne amaçlandığını soracağını belirttiler.

        Başta da belirttiğim gibi tartışma bitmeyecek…

        Siyasi trafik, seçim değil, güç gösterisi…

        Siyasi trafik, seçim değil, güç gösterisi…
        0:00 / 0:00

        ANKARA’DA dün yaşanan siyasi ziyaret trafiğini dışardan izleyen biri erken genel seçimin kapıda olduğunu sanır.

        Neredeyse hepsiyle konuştuğum için rahatlıkla söylüyorum ki dün birbirini ziyaret eden siyasi partilerin hemen hepsi erken genel seçimin olmayacağına inanıyordu.

        Erken genel seçimden kastım da bir yıl içinde gerçekleşecek bir seçim…

        Peki, seçim değilse bu trafik niye diye sorarsanız, yeni dünya düzeninin, yeni propaganda modeli olarak tanımlayabilirim.

        Bunun örneklerini yakın gelecekte çok daha fazla görebiliriz; hatta bir ittifakta bulunanın diğer ittifaktaki bir parti ile görüştüğüne tanıklık ederseniz de şaşmayın.

        Bir süredir zaten yaşanan bu ziyaretlere seçime kadar daha çok sıklıkla tanıklık edeceğiz…

        Amaç da yeni bir taktik veya strateji değişikliğinden çok söylem çarpanını arttırmak…

        Bir partinin tek başına söylediğinde öteki tabanda etki yaratmayan çarpanı, birlikte yapılan söylem ile kalıcı hale getirmek.

        Daha doğrusu aynı aynı cümleleri kullanarak bunun etki gücünü çok daha ileri taşımak.

        Millet İttifakı bileşenleri veya rasyonelleştirilmiş parlamenter sistem çevresinde buluşanları bu taktiği zaten bir süredir hayata geçiriyordu.

        Seçim ittifakı henüz söz konusu olmadan “söylem ittifakını” yaratmayı bu sayede başarmıştı…

        Bunu çok daha etkili hale getirmek için karşılıklı ziyaretlerle ikili açıklamalar yaparak, aynı bakışa sahip olduklarını seçmen tabanlarına vermeye başladılar.

        Dünkü ziyaretlerden yola çıkarsak…

        CHP lideri Kılıçdaroğlu, SP lideri Karamollaoğlu ile farklı zeminlerde aynı konuşmayı yapsalar seçmenin zihninde ikisinin birleştirmesi pek olasılık dahilinde olmaz.

        Ancak, dün yaptıkları gibi birlikte aynı söylemi dile getirdiklerinde, hem CHP hem de SP tabanına meselelere yaklaşımlarının aynı olduğunu gösterme imkanına kavuşur.

        Yaptıkları da propagandanın önemli araçlarından biri olan çarpan etkisini kullanmalarıydı…

        Çünkü böylece daha fazla zemine ulaşma olanağına kavuşmuş oldular.

        Yetmedi, aynı davranışı DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan’ın, İYİ Parti lideri Akşener’i ziyareti sonrası yaptıkları açıklamada rastlandı.

        Bunu hem yeni Anayasa hem de Boğaziçi Üniversitesi’ne gösterilen tepkide gördük.

        Yeni Anayasa konusunda kullanılan, “Önce mevcut Anayasa’ya uyduklarını, bağlı kaldıklarını göstersinler…” cümlesi iki ziyarette de karşımıza çıkması da bunun bir sonucuydu.

        Ya da Boğaziçi konusundaki söylemde öğrencilere “terörist denilmesi” üzerine üretilen tepkide olduğu gibi…

        Bu Millet İttifakı bileşenleri kadar Cumhur İttifakı için de geçerli...

        Nitekim dün MHP lideri Bahçeli’nin Cumhurbaşkanı ile görüşmek için Külliye’ye gitmesi, karşı cephede buluşanlardan çok daha etkili bir çarpan yarattı…

        Başta da belirttiğim gibi bu buluşmalarla çok fazla sayıda karşılaşacağız, ancak bir sonuç üretmesi kolay olmayacak…

        Diğer Yazılar