Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

PARLAMENTO çok uzun süredir ilginç bir sürece tanıklık ediyor.

Buna ister Fransız düşünür Baudrillard’ın yaklaşımı içinde “hipergerçeklik” deyin…

İsterseniz Anadolu’nun bağrından Kekliği Düz Ovada Avlarlar türküsünden yola çıkıp, “Aslı yok yaylasında bin beş yüz koyunum var benim…” yaklaşımı da gösterebilirsiniz…

Ortada metni olmayan, ancak üzerinde herkesin görüş beyan edip, her türlü sözün söylendiği bir Anayasa tartışmasıdır gidiyor.

Bu tek taraflı da değil, muhalefet açısından da öyle…

Ortada sadece Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu ve arkadaşları tarafından hazırlanmış bir metin var.

O da sadece siyasi partilere verildi, kamuoyunun üzerinde tartışmasını yaptığı bir metin olarak sunulmadı.

Onun dışında ortaya konulmuş ne bir metin var ne de taslak…

Belki İYİ Parti’nin milletvekilleri ile üzerinde tartıştığı bir niyet taslağından söz edilebilir.

Ancak o da yeni bir Anayasa’dan daha çok, mevcut başkanlık sisteminin, parlamenter demokratik sisteme döndürülmesini öngören, Anayasa düzenlemesi…

HANGİ METİN?

Nitekim TBMM’de dün kuliste milletvekilleri yeni Anayasa üzerinde tartışıyordu…

Yanlarına davet edip sohbetlerine katılmamı istediler.

Bu sırada içlerinden biri dönüp benim yeni Anayasa konusunda ne düşündüğümü sordu…

Hangi metin üzerinde ne düşündüğümü sorduğumda ise yüzüme şaşkın bakış atıp, “Yeni Anayasa konusunda!” diye ekledi.

Herhangi bir metin görmediğimi, kendisinde olup olmadığını sorduğumda ise kahkaha atmaya başladı…

GELMİŞ BİR METİN YOK

Şunu hemen belirteyim ki ne muhalefetin elinde bir metin söz konusu ne de Cumhur İttifakı bileşenlerinin.

ZATEN YOK OLANI SANALDA ARAMAK

Yeni Anayasa bir yana, üzerinde değişiklik yapılması için çalışmaların son aşamasına gelindiği ileri sürülen Siyasi Partiler ve Seçim kanunları konusunda da bir metin yok…

Belki ittifak ortakları kendi aralarında konuşup bir metin çalışması yapıyor olabilirler diye her iki tarafa da danıştım.

MHP’den aldığım bilgiye göre kendilerine ulaşmış bırakın Anayasa’yı kanunlar konusunda da herhangi bir metin yok.

Onlar da AK Parti’den gelecek taslağı bekliyor…

Sonuç olarak elde herhangi bir şey yok ama nedendir bilmiyorum, sanki var gibi tartışılıyor…

Zaten var olmayanı sanal alemde aramak gibi…

ANAYASA Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan’ın dünkü konuşma metnini sadece yargı değil, yasama ve yürütme dahil herkes alıp çok iyi okumalı.

Şunu baştan belirteyim, girişinden gelişmesine sonuç bölümüne kadar üzerinde çok uğraşılmış, sonuçta bir o denli sadeleştirilip son günlerde tartışılan her konuyu hap gibi yapıp sunulmuş mükemmel bir metin çıkarılmış.

Birçok kişi konuşma metninin Anayasa Mahkemesi Bireysel bölümünün aldığı kararlara odaklandı.

Metinde bir onun kadar önemli başka vurgular da vardı.

Önce yeminin 2 bin 500 yıldır demokrasiyi bir arada tutan kadim bir gelenek olduğunu anımsatarak başladı.

Anayasa Mahkemesi üyelerinin Anayasa’yı korumak için yemin ettiğini anımsattı.

Buradan bu yılın İstiklal Marşı yılı ilan edildiğine sözü getirip, Anayasa ile güvence altına alındığına vurgu yaptı.

HERKESİ BAĞLAR

İstiklal Marşı’nın içinde bulunan hürriyet vurgusunun da bireysel hak ve hürriyetlere sahip çıkmayı, doğuştan var olan hakların güvenceye alınmasını ifade ettiğine dikkat çekip ekledi:

“Anayasa, İstiklal Marşı’nda ifadesini bulan milletin hürriyetinin, hakimiyetinin ve istiklalinin sembolüdür. Tam da bu nedenle Anayasa hükümleri yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayan üstün hukuk kuralıdır…”

Anayasa Mahkemesi’nin de Anayasa’ya göre egemenliği kullanan yargı olduğuna da dikkat çekti.

Bireysel Başvuru’nun da onun bir parçası olduğunu anımsattı.

Buradan çıkan kararın da mahkemelerin takdirine bırakılacak bir durum olmadığını, zorunluluk olduğunun da altını kalın bir şekilde çizdi.

BİR ARADA TUTAN DEĞERLER

Başta da belirttiğim gibi kısa, net ve bir o denli de iyi hazırlanmış bir metindi…

Belki de şu cümlesi bu açıdan çok önemliydi:

“Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmaması, Anayasa’yı tamamen anlamsız ve işlevsiz hale getirebilir. Anayasa’nın anlamsız hale geldiği, bireylerin ve toplumun hukuka ve devlete olan güveninin sarsıldığı yerde ise bizleri bir arada tutan değerleri koruma imkanı kalmayacaktır…”

Özetle Anayasa’yı koruma işini sadece bana bırakmayın, bu hepimizin görevi, korumazsak sorun üretir dedi…

Daha ne desin…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00