Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

BİRÇOK işletme sahibi, hatta aralarına beni de katabileceğiniz çok sayıda kişi, restoranların açılmasını dört gözle bekliyor.

Buna ilişkin son dönem Bilim Kurulu üyelerinin de arasında bulunduğu bazı bilim insanları uygulanacak 4 kriterin sanki yapılan PCR sayısına göre şekilleneceğini belirtti.

Ancak hemen söyleyeyim, yapılan PCR test sayısının yüz binde birine tekabül eden oranlarına bakarak restoran, bar veya okulların tam zamanlı açılması söz konusu olmayacak.

TEK KISTAS PCR TESTİ DEĞİL

Öyle bazı Bilim Kurulu üyelerinin de normalleşme için öne sürdüğü kıstaslar da geçerli olmayacak.

Bugünden belirteyim, bazılarının dün ekranlar karşısında dile getirdiği kademeler tek başına belirleyicilik ölçütü oluşturmayacak.

Ölçütlerin ne olacağına ilişkin Bilim Kurulu’nun alt birimi olarak faaliyet gösteren, kısıtlamalara ilişkin tavsiyeleri belirleyen Toplum Sağlığı Kurulu dün itibarıyla kıstaslar dizinini belirledi.

Şunu hemen belirteyim, bu kıstasların içinde yapılan PCR sayısının ötesinde alınan her 100 kültürden kaçının pozitif çıktığına ilişkin oranlar da baz alınacak.

Bunun yapılması da gerekiyordu; çünkü yakın nüfusa sahip bir ilde yapılan PCR test sayısı az, diğerinde fazla olursa rakamlar farklılaşır.

Doğal olarak fazla PCR testi yapılan ildeki vaka sayısı da daha yüksek görülür.

Bu nedenle tek başına PCR testini almak yerine, her 100 testten kaçının pozitif çıktığına ilişkin veri de ölçüt de kıstaslar arasında gösterilecek.

Bilim Kurulu’nun bugün yapılması planlanan toplantısında da bu kıstaslar masaya yatırılacak ve hükümete tavsiye olarak sunulacak.

Dolayısıyla pazartesi günü yayınlanan tablolar genel bir durum tespiti için illerin durumunu bize sunarken, bunların tek başına normalleşme için kıstas olmayacağını belirteyim…

BATININ KISTASLARI UYGULANSA

Bunun için farklı modellemeler ele alınmış.

Konuyla ilgili Sağlık Bakanlığı yetkilileri ile sohbet ederken, dün Nature Dergisi’nde gördüğüm bir makaleye dikkat çektim.

Aşağıda tablosu da görülen makaleye göre virüsün en fazla yayıldığı yerlerde birinci sırayı restoranlar, kafeler, barlar ve spor salonları, oteller ile ayaküstü al götür restoranları alıyor.

Stanford ve Northwestern üniversitesinden 7 bilim insanının katıldığı çalışmada ciddi matematik sistemleri kullanılmış.

Uzun süren çalışmada temel alınan veri kaynağı ise koronavirüse yakalanan hastaların cep telefonları…

Hastalığa yakalananların cep telefonlarının dolaştığı yerler birleştirilmiş ve sonuçta yoğunlaşmanın hangi mekanlarda fazlalaştığına bakılmış.

98 MİLYON CEP TELEFONU

Mobil ağlar kullanılarak, cep telefonlarından türetilen verilerin sayısı da o denli az değil.

ABD’nin farklı illerinde tam 98 milyon insanın gittikleri mekanların saatlik verileri noktalanmış.

Bu ağlar birbirine entegre edilerek, süper yayıcıların en çok nerelerde yoğunlaştığının haritası çıkarılmış.

Hemen belirteyim ki bu tabloya göre en çok yayılmanın olduğu yerler tam zamanlı açık olan restoranlar olarak gözüküyor.

Barlar, oteller, spor salonları ise devamında geliyor.

Restoran, kafe ve bar sahipleri açısından sevindirici olan sanırım Türkiye’de böyle bir çalışmanın yapılmasının güçlüğünde görülüyor.

Çünkü bırakın bilim insanlarını, cep telefonu operatörlerinin de işbirliğine ihtiyaç var…

Dolayısıyla bunların olması şu aşamada pek de olası görülmüyor.

Ayrıca Türkiye’de böyle bir çalışmaya bakılarak hareket edilmiş olsaydı, sanırım restoranların açılması kısa sürede söz konusu olamazdı.

KORANAVİRÜS salgınının bizlere yeni koşulları dayatacağını baştan belliydi.

Bunun en iyi örneklerinden biri de geçen hafta Japonya’da karşımıza çıktı.

Bir ada devleti olması nedeniyle virüsü rahat kontrol altına alabilme başarısı gösteren Japonya’da intihar eden sayısı, virüs kaynaklı ölümlerin önüne geçince hükümet kolları sıvamış.

Bunların önüne geçebilmek için “Yalnızlık” adını verdiği bakanlığı oluşturmuş.

Yalnızlık Bakanlığı’nın en önemli faaliyet alanını ise intihar vakalarının yüksek oranda görüldüğü yalnız yaşayan yaşlı kadınlar oluşturacakmış.

Japon Times’ın haberine göre Başbakan Yoshihid Suga, Bakan olarak da Tetsushi Sakamoto’yu görevlendirmiş ve yalnız yaşayan kişilerin sorunlarından sorumlu olma görevini yükledi.

Sakaamoto daha önce Japonya’nın azalan doğum oranını ele almak ve bölgesel canlanmayı teşvik etmekten sorumlu bakandı.

İKİ KATI FAZLA

Japonya’da geçen Ekim’de 2 bin 153 intihar vakası görülmüş; aynı dönemde Covid-19 kaynaklı ölüm ise ancak yarısına ancak ulaşmış.

Türkiye’de böyle bir şey olabilir mi?

Sanmıyorum, çünkü aile bağının güçlü olduğu bir kültür bağımız var.

Evladı yoksa dahi, bir akrabası veya komşusu yaşlı insanlarla bizzat ilgileniyor, onun ihtiyaçlarını karşılayıp, kendisine yardım ediyor.

Tükenmişlik sendromuna girmesinin önüne geçiyor.

Buna yaşlandıkça güçlenen ve intiharı yasaklayan inanç da eklendiğinde Türkiye’de yaşlı insan intiharı minimumda kalıyor.

Ancak unutulmamalı ki gittikçe yaşlanan nüfusun önünde benzer kültüre sahip Japonya örneği tüm çıplaklığıyla duruyor…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00