Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

BİR haftadır aynı sorunun yanıtını arıyorum.

Sadece ben değil, konu ile ilgili tıp ve halk sağlığı alanındaki bilim insanlarının neredeyse tamamı aynı sorunun yanıtını arıyor.

Buna neden de Sağlık Bakanı’nın da Bilim Kurulu sonrasında yaptığı açıklama ile kamuoyu önünde açıkladığı durum.

Buna göre Mart ayında 50 milyon dozun tamamı gelmiş olacak, Nisan ayında da ikinci 50 milyonun önemli bir bölümü giriş yapacaktı.

Bunu ekranlarımızda yer alan programlarımızda bilim insanları da açıktan dile getirdi.

Yapılan bu açıklamanın perde arkası verileriyle birlikte anlamı şöyleydi.

İkinci 50 milyon doz anlaşması yapılırken, ilk paket anlaşması yapılırken ortaya çıkan boşluklar yeni bir anlaşmaya bağlandı.

Daha önce Çin hükümetinden alınması gereken tüm onay süreçlerdi ortadan kaldırıldı.

Aşı için hükümet onayı zorunluluğu yapılan anlaşma ve sözleşmeyle de kalktığı için fabrikadan çıktığı andan itibaren akışı gerçekleşecekti.

Hatta hedef gelen her uçağa 2 milyon doz koymaktı.

Bu da Türkiye’nin aşılama sürecinde önemli bir kazanım oluşturacaktı.

Bu konuda hiçbir açık bırakılmadığı, oluşabilecek tüm olumsuzlukların da önüne geçildiği Sağlık Bakanlığı’nın konuya ilişkin isimleri tarafından da söylendi.

HER ŞEY VAR NEDEN YOK?

Madem bunlar yapıldı, o zaman neden gelmiyor?

Atasözündeki gibi, “un, yağ, şeker var, pişirecek kap ocak var; helva niye yok?”

Söylenen şu ki, her şey hazır, yani tedarikte, depolamada, izinde, gümrükte, hatta şişeleme bir yana bir seferde daha fazla gelmesini sağlayacak tıbbi damacana ile yollama da dahil hiçbir sorun yok…

O zaman neden gelmiyor?

Tıkanmanın gerekçesi ne ve yapılan anlaşma gereği Türkiye buna karşı nasıl bir adım atacak?

Bu soruya şu aşamada verilen bir yanıt yok, çünkü bu hükümetin alacağı bir karar…

Ancak bu ay içinde sorunun aşılabileceğine ve 50 milyon dozun tamamının gelebileceğine yönelik de beklenti var.

NASIL AŞILACAK?

Bu noktaya gelmesinin nedeni bilindiğinde, gerisinde yatan nedenin diplomatik ilişkilerle çözüleceğini görmek sanırım daha gerçekçi…

Çünkü gümrükte şartları uygun ortamda bekleyen aşının gelmesi için “gönderin” talimatının çıkması Çin gibi ülkelerde bazen uzun zaman alabiliyor.

Anlaşmanız olsa da…

Sonuçta mahkemeye verseniz ne olacak, uluslararası mahkemenin sorunu çözmesi için bu kez bütün süreçler tıkanacak…

Bunun giderilme yöntemleri de bu gibi dönemlerde malum…

Bazen iki ülke ilişkileri tazeleyecek bir gezi veya bir diplomatik temas bütün sorunların ortadan kalkmasına yol açabilir…

Bakalım nasıl şekillenecek…

25 BİNDE HASTANE DE DOLAR

Bu nedenle ortada tek çıkar yol var; toplumsal tedbir…

Nitekim dün sohbetimiz sırasında, Bilim Kurulu’nda normalleşme tavsiyelerini belirleyen ekibin etkin ismi Prof. Dr. Levent Akın ile sohbet ederken bir noktaya dikkat çekti.

İllerin renginin maviden kırmızıya doğru bir yol izlediğine vurgu yapan Prof. Dr. Akın, mutant virüsün yarattığı olumsuz etkinin de bunda önemli rol oynadığını söyledi.

Bunun önümüzdeki günlerde daha etkili bir şekilde görüleceğini belirterek şu noktaya işaret etti:

“Bunu çözmenin tek yolunun aşı olduğunu biliyoruz. Öyle 14 gün sokağa çıkma yasağı ile bu dönem bunu aşamayız. O hastanelerin çok yük altında olduğu, yoğun bakımların tıka basa dolduğu dönem için geçerli. Tek çaresi aşıya ulaşmak; İsrail aşılama sonucu toplumun %98.6 oranında vaka sayısını azalttı.”

İNGİLTERE MUTANTI İKİ KAT ARTTIRDI…

Prof. Dr. Akın’ın dikkat çektiği diğer nokta, İngiltere’de ilk ortaya çıkan mutantının Türkiye’deki etkisini çok arttırması.

Hasta etme gibi etkisinin az olduğuna yönelik yanlış kanıyı da ortadan kaldıran önemli bir veri sundu:

“And Point adını verdiğimiz son noktadaki duruma bakılmalı. İngiltere’de mutant ortaya çıkmadan önce 2,8 iken, mutant ile birlikte 4,1’e çıktı. Eğer vaka sayısı 25 bine ulaşırsa, o zaman hastaneye yatan sayısında da ciddi yükselme olur…”

Aşının İngiliz mutantına karşı etkisinin net görüldüğünü de belirtti.

Son noktada sorunun temel çözümünü aşıda gösterdi…

Türkiye’nin rahat şekilde aşılama kapasitesinin günlük 900 bini aşabileceğini de belirtti.

Tabii aşı tedarikinin kesilmemesi durumunda…

Yoksa kapasitenin olması çok bir fayda etmiyor.

Umarım, ikinci faz çalışmasının ikinci kol aşısını tamamlamak üzere olan Erciyes Üniversitesi’nin aşısının üçüncü fazına sağlıklı ulaşılır.

Sinovac’ta olduğu gibi acil kullanım onayı ile başkasına muhtaç olmadan kendi aşısıyla sorunu çözer…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • meralp 3 ay önce Öngörü ve vizyon meselesi... Aşı gibi hayati sağlık sorununda tek kaynağa bağlı kalmak... olacak şey değil...
    CEVAPLA
  • Samet 3 ay önce sayın muharrem bey sağlık bakanımız geçmiş basın toplantılarında çinden gelen aşıların ne kadarının türkiyeye geldiğini paylaşılmayacağını açıklamıştı belki aşılar geldi haberimiz olmadı. Yakın zamanda kktc ye 20 bin adet aşı gönderilmişti bu şu anlama geliyor olabilir türkiyeye aşı geldi ve bu gelen aşılardan 20 bini kktc gitmiş olabilir
    CEVAPLA
0:00 / 0:00