Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

SİYASİ Partiler ve Seçim Kanunu üzerinde AK Parti çalışmasını tamamlamış ve görüş için MHP’ye yollamıştı…

MHP'nin de metin üzerindeki incelemesini tamamlayıp, AK Parti’ye mutabakatını bildirmesi bekleniyor.

MHP’nin konuyla ilgili etkin ve yetkin isimleri kanunların genel çerçevesi konusunda çok farklı bakışlarının söz konusu olmadığını, incelemenin devam ettiğini belirtti.

Daha önce bu sütunda detaylarını verdiğimiz gibi seçim barajı, daraltılmış bölge konularında MHP de AK Parti ile mutabık…

BARAJ VE DARALTILMIŞ BÖLGE

Yani, teklif taslağı ile seçim barajı %10’dan %5’e indirilirken, daraltılmış bölge seçim sistemi getiriliyor.

Buna göre her bir daraltılmış bölge 7 milletvekili ile sınırlanacak; bunun altındaki seçim çevreleri tek bölge olarak kabul edilecek.

Çıkaracağı milletvekili sayısı 7’den fazla olan iller ise iki seçim çevresine ayrılacak.

Örneğin Samsun 9, Aydın 8 milletvekili çıkarıyor; bu durumda Samsun 5+4, Aydın ise 4+4 olarak iki seçim çevresine ayrılacak.

Bu ayrımın hangi seçim çevrelerinin kaydırılarak veya birleştirilerek olacağına Yüksek Seçim Kurulu karar verecek.

Örneğin İstanbul bu durumda 14 seçim çevresine ayrılıyor; Beşiktaş bu durumda Şişli mi yoksa Sarıyer ile mi birleşip tek bölge oluşturacak?

Cumhur İttifakı bileşenleri açısından en uygun görülen tabii ki Beşiktaş ile Sarıyer’in tek seçim çevresi haline getirilmesi…

Diğer bölgeler için de durum farklı değil.

Öyle yerler var ki nereden bölüneceği seçimin kaderini de değiştirir…

Samsun, Manisa, Balıkesir, Kocaeli, Tekirdağ, Hatay ve Aydın bu durumda olan iller arasında.

Taslağı üzerindeki çalışmaları son aşamasına gelen teklifte ittifaklara ilişkin ayrı bir baraj uygulaması getirilmedi…

MHP daha önce ittifaklara ilişkin de düzenleme yapılmasının yararlı olacağını belirtmişti…

Ancak AK Parti, az oy alan partilerin katılımını engellediği ve yeni kurulanların ittifaka gelmesinin önüne engel koyduğu için vazgeçildi.

MUHTARLARA AYRI SANDIK

Teklifin en dikkat çeken noktalarından biri ise yerel seçimde muhtarların aynı sandıkta oy kullanmaması…

Bunun için ayrı bir seçim yapılması şartı getiriliyor.

Bu durumda Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimi aynı sandıkta yapılırken, yerel seçimde de belediye başkanlığı ve muhtarlık seçimleri birlikte gerçekleşiyordu.

Hatta belediye başkanı, belediye meclis üyeliği, il genel meclis üyeliği ve muhtarlık seçimlerinde oy pusulaları aynı zarfa konuluyordu.

Muhtarlık seçimi teklif yasalaşırsa aynı yapılacak…

Bu durumda Türkiye her 5 yılda bir Cumhurbaşkanı ve milletvekilini ayrı bir tarihte, belediye başkanı ve meclis üyelerini farklı bir tarihte seçerken, muhtarlar için de ayrı bir seçim tarihi söz konusu olacak.

YSK’NIN YETKİSİ ARTIYOR

En son İstanbul Belediye Başkanı seçiminde ortaya çıkan il seçim kurulu ile YSK arasındaki çekişmenin bir daha yaşanmaması için de kanunda düzenlemeye gidiliyor.

Buna göre YSK’nın aldığı tüm kararlar il seçim kurulu tarafından itiraza gerek bırakmaksızın aynen uygulanacak.

İl veya ilçe seçim kurulları YSK kararları dışında bir tutum alamayacak.

Teklifin taslak çalışmaları yapılırken, ilçe ve il seçim kurulu başkanlarına yönelik de bir düzenleme yoluna gidilmesi düşünülüyordu.

Mevcut yasadakine devam edilmesine karar verildi, yine aynı şekilde ilçe ve ildeki en kıdemli hâkim seçim kurulu başkanlığı görevini de üstlenecek.

Seçim ve Siyasi Partiler yasalarındaki değişiklik için ise Cumhur İttifakı bileşenleri çok aceleci olma niyetinde değil.

Teklifi en erken TBMM 1 Ekim’de yeni yasama yılına başladıktan sonra getirip, Ekim- Kasım gibi çıkarmayı amaçlıyor.

Seçimin zamanında yapılacağına yönelik kararlılığın bir göstergesi olması için de bu tarih seçilmiş durumda.

Çünkü seçim kanunlarında yapılacak değişiklikler, bir yıl içinde yapılacak seçimde uygulanamaz.

Onun öncesinde uygulanması Anayasa açısından mümkün değil.

Eğer değişiklik Ekim’de gerçekleşirse, ancak gelecek yıl Ekim’den sonra yapılacak seçimde uygulanabilir.

SEÇİM ve Siyasi Partiler kanunlarında düzenleme yapılırken, Cumhur İttifakı, kamuoyu yoklaması yapan anket şirketlerine de zapturapt getirme kararlılığında.

Bu konuda MHP’nin kararlılığı oldukça yüksek…

Zaten AK Parti lideri, Cumhurbaşkanı Erdoğan da bir süre önce yaptığı açıklamada anket şirketlerinin toplum algısını ölçmek yerine, algı yaratıcısı haline geldiklerini, sonuçlarına güvenmedikleri için kendi anketlerini kendilerinin yapacağını duyurmuştu.

Ancak anket şirketlerinin bugünkü gibi kalmaması konusunda MHP ısrarlı.

DEMOKRATİK ÜLKELER GİBİ OLSUN

MHP Genel Başkan Yardımcısı Ankara Milletvekili Prof. Dr. Mümtaz Karakaya, bu amaçla 2017’de de gündeme getirdiği teklifinin TBMM’de kanunlaşması için çaba göstermekte kararlı.

Getirmek istediği teklif, yanıltıcı amaçla kamuoyu araştırması sonucu açıklayan şirketlere ağır yaptırım getiriyor.

Karakaya, demokratik sistemlerde, seçmen eğilimlerinin yanıltıcı ve aldatıcı olması, manipüle edilmesinin kamuoyuna karşı suç olduğunu anımsattı.

Benzer durumun Türkiye için de geçerli olması gerektiğini vurguladı.

SONUÇ İLE ANKET FARKLI

Seçim öncesi açıklanan kamuoyu araştırması verileri ile sandıktan çıkan sonuçlar arasındaki uçurumlara da dikkat çeken Karakaya oldukça dertliydi…

“Bu işten en fazla zarar gören partinin mensubu olarak bu sahtekarlara dur dememizin vakti geldi” dedi.

Getirmek istediği metinde tartışılacak unsurlar olabilir.

Ancak bütününe bakıldığında gayet makul ve birçok batılı ülkede bulunan kuralları getiriyor.

Örneğin araştırmanın kaç kişiyle ve hangi yöntemle yapıldığı, araştırmayı kimin adına ve hangi ücretle gerçekleştirdiğinin de açıklanmasını zorunlu kılıyor.

Nitekim RTÜK kararı gereği bizler medya kurumlarımızda ücret ve kimin için yapıldığı dışındaki bölümlerini açıklamayı zorunlu tutuyoruz.

Karakaya ise bunların da açıklanması gerektiği konusunda kararlı.

“Anket kimin için yapıldığı belli olursa, onun kime çalıştığı da anlaşılır, o da milletin anketi anlamasını kolaylaştırır” dedi.

TÜİK’İ KİM DENETLEYECEK?

Getirmek istediği, anket şirketinin aldığı ücret üzerinden 10 kata kadar ceza uygulanması ve gerekirse kamuoyunu yanıltmaktan hapis cezasına da çarptırılması.

Araştırmanın mevzuat çalışmalarının da TÜİK tarafından yapılması gerektiğini söyledi.

Burada tereddüt içindeyim…

Nedeni de açık; enflasyon dahil birçok verisinin doğru çıkmaması…

Bu durumda TÜİK’i kim denetleyecek?

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00