Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

BİLİM Kurulu’nun önceki gün yapılan toplantısında, aşısını yaptırmayan ve hastalığı yayanlara ilişkin çok önemli konular ele alınmış.

Bunun başında da Avrupa’da gittikçe yayılan, Fransa’da kanuna dönüşen ve kısaca “Aşısı olmayana sosyal hayat da yok” diye sloganlaştırılan aşı karşıtlarına yönelik tedbirler geliyor.

Aslında bunun ilk adımını restoranların sivil toplum örgütlenmesi TURYİD Başkanı Kaya Demirer geçen hafta attı.

Geçen 1,5 yılda işletmelerinin kapalı kalmasının yarattığı sıkıntıya dikkat çekti ve aşısını yaptırmamış olanları lokantalarında çalıştırmayı düşünmediklerini söyledi.

Bunu Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) maçlara gireceklerden aşı kartı veya 48 saat içinde alınmış negatif PCR sonucunun olması kuralı getirildi.

TFF’nin kararı Bilim Kurulu’nun tam da bu kararların konuşulduğu sırada gelmiş.

Bilim Kurulu üyeleri, aşı olmayanların çok daha yüksek oranda hastalığı yaydıklarını, Delta varyantı ile bu yayılımın çok daha yüksek hale geldiğine dikkat çekip, bunlara karşı yaptırımda bulunulmasını istemiş.

BAKAN KOCA’NIN GRAFİKLERİ

Zaten öncesinde de Bakan Koca, hastanelere yatanların %95’inin aşısını yaptırmayanlardan oluştuğuna ilişkin açıklamasına da dayanak oluşturan tabloları sunmuş.

Aktarıldığına göre aşısını yaptıranların hastaneye yatış oranı neredeyse yok denecek kadar az…

İki doz aşısını yaptırdığı halde hastaneye yatanların da maske ve mesafeye dikkat etmeyip, yoğun virüse maruz kalanlardan oluştuğu görülmüş.

Ancak buna rağmen yoğun bakım aşamasına geçmedikleri belirtilmiş.

Bakan Koca, gelecek hafta yüz yüze yapılacak Bilim Kurulu sonrası basın ile de bunları paylaşacağını belirtmiş…

YA AŞI YA DA PCR TESTİ

Bilim Kurulu üyeleriyle dün sohbet ederken, Avrupa’nın birçok ülkesinde olduğu gibi, aşı karşıtlarına yönelik yasal tedbirlerin gelip gelmeyeceğini sordum…

“Tamamen dışlama anlamında değil, bazı yerlere girişlerine PCR testi ile girmelerine imkan getirecek görüşler var” yanıtını aldım.

Aktarıldığına göre, TFF kararına da yansıdığı gibi aşı yaptırmamış olanlar maça, sinemaya veya 50 kişiden daha fazla kalabalık oluşturan AVM, düğün, nişan, toplantı gibi yerlere girmek istiyorsa, 48 saat önceden negatif olduğunu gösteren PCR test sonucunu ibraz etmekle yükümlü olacak.

Böylece hem tam bir yasak kapsamına alınmamış, hem de PCR testi sayesinde kısıtlamaya uğramamış duruma gelecek.

Bazıları hasta olmaları durumunda sağlık giderlerinin karşılanmaması, PCR’ın ücretsiz yapılmaması gibi önerileri de sunmuş.

Ancak Bakan Koca bunlara sıcak bakmamış.

Bilim Kurulu adı üzerinde bir tavsiye kurumu…

Dolayısıyla yaptırım hakları yok.

Anlaşıldığı kadarıyla Bakan Koca bu talepleri almış, kabine toplantısına hazırladığı grafiklerle sunacağını belirtmiş.

HIFZISSIHHA KANUNU YETER Mİ?

Yasaklar gelir mi?

Beklenti daha önce HES kodu uygulamasıyla da hayata geçirilen, son TFF veya TURYİD kararlarına da yansıdığı gibi, aşı olmayanlara karşı yaptırımların sivil toplum örgütlerinin alması.

Ya da şirketlerin, işletmelerin karar almasının teşvik edilmesi.

Çünkü aşı olmayanların virüsü yayma oranı, aşı olanlara göre oldukça fazla olduğu bilimsel verilerle de ortaya konulmuş.

Bu denli bilimsel veriler ortada dururken, aşı karşıtlığı eğer ötekinin sağlığını da etkiliyorsa yaptırımda bulunma hakkını Hıfzıssıhha Kanunu açıktan yetki veriyor; yeter ki bu konuda Sağlık Bakanlığı’nın almış olduğu bir karar bulunsun.

RİJİT TUTUM YARATIR

Bunun ancak yasalarla olması gerektiğini savunanlar da var...

Ancak, TBMM’nin tatilde olduğu, bu yöndeki adımların aşı karşıtlarını daha rijit tutuma iteceği, karşıtlığı geliştireceği de göz önüne alındığında ikna yönteminin devreye girmesinin daha yararlı olacağı görülüyor...

Bundan dolayı Fransa’daki gibi bir yasa veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi söz konusu olmayabilir.

Ama aşı karşıtlarını iknaya yönelik bir dizi adımların atılacağını da söyleyebilirim.

Tabii kabine toplantısından çıkacak karara bağlı olarak…

OKULLAR VE YURTLAR

Bir diğer konu ise Eylül ayında açılması planlanan üniversiteler ve ilköğretim kurumları…

Aşının 12 yaşa kadar indirilmesine yönelik beklenti dile getirilmiş.

Biontech’in bu konudaki Avrupa çalışmasına ve alınan acil kullanım iznine dikkat çekilmiş.

Ancak bir karara bağlanmamış.

Daha çok Şubat ayında Sinovac aşısı olan ve Temmuz ayı ile birlikte korunma etkisinin düştüğü hastaneye gelen 65 yaş üstü kesimin üçüncü doz aşılarının yapılmasına yönelik de uyarıda bulunulması istenmiş.

Verilere göre uygulanan12,5 milyon Sinovac aşısının 7 milyonu 65 yaş üstünde olanlara yapıldı.

Ancak bu kesimde üçüncü doz aşısını olanların sayısı henüz 3 milyon civarında, 4 milyon henüz yaptırmadı.

Bu kesimde hastaneye yatanların sayısındaki yükselme de dikkate alınarak aile sağlık merkezleri aracılığıyla bu kişilere aşılarını yaptırmalarının teşviki önerilmiş.

Bununla birlikte yurtlarda kalacak öğrencilerin aşılarını yaptırmış olmalarına ilişkin YÖK’ün de bir karar alması üzerinde durulmuş.

Belirtildiğine göre Sağlık Bakanlığı ile YÖK arasında gerçekleşecek görüşme sonrası üniversiteler açılmadan önce yurtlarda kalacak öğrencilerin aşı olma zorunluluğuna yönelik bir kararın çıkması olası…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00