Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

İKTİDARIN da muhalefetin de seçmen nezdinde en önemli gücü geldiğimiz ekonomik kriz noktasında belediyeler…

Görünürde bunun muhalefet açısından çok daha önem arz ettiği algısı var, ancak bu dönem iktidar açısından belediyeler ve başkanları tepki emici etmen oluşturuyor.

Tam anlamıyla bir amortisör görevi yapıyor…

Ekonomik daralma ve kadrolarının doygunluğu aşmış hali nedeniyle geçmişte olduğu kadar rahat olmayabilirler.

Ancak şurası açık ki derin yoksulluğa çare üretme merkezi olmayı sürdürüyorlar.

Buna geçen hafta dolaştığım Esenler’de de iki gün boyunca gezdiğim Gaziantep, Kilis merkez ve ilçelerinde de tanıklık etme olanağı buldum…

YEREL İKTİDARIN GETİRİSİ

Şurası açık ki yerel iktidarların kamuoyu oluşturmadaki gücü hâlâ etkili araç…

Doğrudan halka dokunması, direkt yardımda bulunma kolaylığını elinde tutan en önemli merkez olmayı sürdürüyor.

Belediyelerin bu açıdan önemini anlamak için dün CHP’li belediye başkanlarının Kayseri’deki toplantısında Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlunun verdiği rakam bunu sergilemeye yeter.

CHP lideri, 3 Kasım ile 17 Aralık tarihleri arasında, yani 1,5 ay içinde CHP’li belediye başkanlarının yaptıkları ayni ve nakdi yardım miktarını 216 milyon 228 bin 320 TL olarak açıkladı.

Bu daha fazla sayıda elinde belediye bulunduran AK Parti açısından çok daha yüksek bir miktar demek…

Mültecilerin en yoğun yaşandığı Gaziantep, Kilis’te, yoksulluğun bir dönem en çok olduğu İstanbul Esenler’de ise bu çok daha yüksek.

LATİN ÜLKELERİ GİBİ OLMADAN

Önceki gün yayın konuğumuz olan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ile sohbetimizde de iş dönüp dolaştı bu konuya geldi.

Çocuklarının kitap ve defterinden, giyimine, ebeveynlerin iş bulmasından barınacak yerlerine kadar her yük belediye başkanının üzerinde yürümüş.

Sanayinin en yoğun kentinde bugün organize sanayi bölgesinde çalışanların yarısından fazlası mültecilerden oluşuyor.

Ayrıca yeni bir mahalle yaratmış, toplumsal uyumun sağlanması için çok önemli bir uygulamayı hayata geçirmiş.

Yetmemiş çevre kentlere de yardım eli uzatılmış, gettolar yaratıp suç merkezleri oluşmasının önüne geçmiş.

Bazıları bunu eleştirebilir, ancak Latin Amerika ülkelerinde yaşananlarla karşılaştırıldığında bunun ne denli büyük bir hizmet olduğu daha iyi anlaşılır.

Durmamış inanç farkı gözetmeden her kesime el uzatmış…

İçinde konaklamaya da olanak tanıyan, mutfağı içinde bulunan çok sayıda toplantı odasını da içinde barındıran örneği az bulunur bir Cem Evi yapmış…

Bölgede yaşayan diğer dinlerin ibadetlerini yapmaları için ibadethaneler yapılmasından da çekinilmemiş.

Her kesime yardım elini uzatmış, kentsel yoksulluğun önüne geçmek için projeler üretmiş.

Yetmemiş yeşil kent ödülünü de kazanmakla kalmamış, güneş enerjisi için 17 milyon euro da destekle dönmüş…

Gaziantep sokaklarında bir şoför, bir yardımcı dışında yanında hiç kimse olmadan, gönül rahatlığı içinde dolaşmasının rahatlığı da bundan olsa gerek.

İYİ Parti lideri Meral Akşener’i Gaziantep ve Kilis merkez ve ilçelerinde izleme olanağı da buldum.

Hemen belirteyim bundan sonra diğer siyasetçilerin de uygulamak zorunda kalacağı yeni miting modeline geçmiş.

Pandemi ile birlikte aslında siyasetin son tahlilde geleceği bir model…

Öyle kocaman meydanlara insanları toplayıp, yarı beline kadar sarktığı seçim otobüsünün üzerinden konuşma dönemini kapatmış…

Bunun yerine farklı bir model uyguluyor.

Önce kentte otobüs ile kısa bir tur atılıyor.

Otobüs bir meydana veya parkın kenarına çekiliyor, toplanan kalabalığın tam orta yerine kurulu platform üzerine Akşener çıkıp konuşmaya başlıyor.

Genel siyasi konulara kısa bir girişten sonra o bölge halkının spesifik sorunlarına odaklanıp çözüm önerilerini sunuyor.

Örneğin Kilis, Nizip, Oğuzeli bölgesinin tarlaya atılacak gübre sorunu üzerinde durdu; gübre atılmaması halinde kaç, verilmesi halinde ise kaç kök çıkacağından tane sayısına kadar anlattı, çözüm olarak da ücretsiz gübre dağıtımı yapılması gerektiğini önerdi…

SEÇMENİ DE MİTİNGİN AKTÖRÜ YAPIYOR

Bu arada Akşener’in sözlerine alkışı veya sloganı ile destek verenlere de elindeki mikrofonu teslim edip konuşmasını ve onları da mitingin birer aktörü haline gelmesini sağladı.

Aslında TBMM Grup toplantılarında da uyguladığı modelin daha geniş halini miting meydanına da yansıtmış.

Etkili de olmuş…

Akşener’i izlerken, seyirciyi de oyununa katarak sahnenin aktörü haline getirme tekniği ile sanatta çığır açan Bertold Brecht’i anımsadım…

Akşener de mitinge uyarlamış…

2022 Bütçesi 12 günlük maratonun ardından dün kabul edildi.

İlginç görüntülere, itiş kakışa, müzikli protestoya ve sonunda kadın milletvekillerinin de birbirinin üzerine yürüyerek kavgasına tanıklık edildi.

Hafızalara kazınan cümleler de bu dönemde karşımıza çıktı.

Bunlardan biri de sakin, yatıştırıcı ve uzlaştırıcı yönetimi ile oturumlarda gerilimi azaltan TBMM Başkanvekili Celal Adan’dan geldi.

HDP milletvekillerinden biri sert konuşup AK Parti grup yöneticilerinin sert tepkisine neden olunca Adan anında araya girdi.

Tartışmanın uzamasının ve gerilimin yükselmesinin önüne tecrübesi ile geçti ve milletvekilinin sözlerini ele alıp aynen şöyle dedi:

“Gelin ben sizin söylediğinizi tercüme edeyim… Alevi’yi Sünni’ye, Sünni’yi Alevi’ye düşman eden bizden değildir… Alevi’nin hakkını inkar eden de bizden değildir, Sunni’nin hakkını da inkar eden bizden değildir… “

Ardından ekledi:

“Tamam mı?”

Bu cümleler paratonerin yıldırımı çekmesi gibi etki bıraktı, gerilimin yükseldiği Genel Kurul salonuna sakinlik hakim oldu…

Tecrübenin tercümesiydi...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00