Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        DENİZCİLER iyi bilir...

        Sakin suya varmış, kıyı da ileride görünmüşken nereden nasıl geldiği anlaşılmaz.

        Anadolu’nun yüksek yaylalarından bir anda kopan kasırga, denizin üzerinde öyle bir vurur ki değme kaptanların kurtulması dahi zordur.

        Anlıktır; tek vuruşta batırır.

        Ne babafingo bırakır, ne de grandi...

        Nitekim Cevat Şakir Kabaağaçlı da (Halikarnas Balıkçısı) “Deniz Gurbetçileri” kitabında bu durumu, “Kırk yıllık kaptanların karıları bir yayla tepmesinden bir de mayıs lodosundan dul kaldılar...” diye anlatır.

        Yayla tepmesinden korunmanın tek yolu, denizi dikkatle gözlemlemekten, hatta uzaktan iyi okumaktan geçer.

        Eğer sakin suların ilerisinde yüzeyde beyaz köpürme görülüyorsa tedbiri baştan almak gerekir.

        Aldırmayıp üzerine gidildiğinde o meşhur vurgun alabora eder.

        Bütün bunları anlatmamın nedeni, yayla tepmesinin siyasette de geçerli bir kural olması...

        Özellikle de CHP’de...

        Siz istediğiniz kadar sakin sulara çıktığınızı sanın, CHP’de her an bir yayla tepmesiyle karşılaşabilirsiniz.

        ÜÇ KURULTAY

        Aynen eski Genel Başkan Deniz Baykal’ın dünkü kurultay çıkışında olduğu gibi...

        Baykal, kurultaya yönelik bir çabası olmadığını söylerken, kendisine en yakın isimler, “Anadolu’da kurultay için çoban ateşleri yandı bile” düşüncesinde.

        Eğer böyle ise CHP’de bir olağanüstü kurultay, nerede duracağı belli olmayan yeni kurultaylar sürecinin başlaması demek.

        Çünkü, Deniz Baykal’ın emeği geçen CHP tüzüğüne göre olağanüstü kurultayın toplanması için 15 gün içinde kurultay delegelerinin beşte birinin noter onaylı imzasının toplanması; 15 gün içinde duyurulması ve 45 gün içinde de toplanması gerekiyor.

        Bu da yetmiyor; olağanüstü kurultayda seçim yapılamıyor.

        Baykal’ın da istediği şekilde Parti Meclisi’nin seçiminin olması için Genel Başkan’ın gündeme seçim maddesi koydurması veya olağanüstü kurultay delegelerinin salt çoğunluğunun, yani 626’sının karar alması gerekiyor.

        O da yetmiyor; iki yıl önce değişen ve bu yıl yapılan kurultayda da yürürlüğe girmesi ötelenen tüzükte bir değişiklik yapılarak tekrar devreye konulması için de ayrı bir kurultay gerekiyor.

        Bu da CHP’de en az üç kurultay anlamına geliyor.

        BEDEN SORUNU

        Hükümetin mayıs sonunda veya haziran başında genel seçim planladığı dönemde CHP bu kadar çok kurultayla uğraşabilir mi?

        CHP yönetimi, olağanüstü kurultayı zor görmekle birlikte Baykal’a eleştirisini de esirgemiyor:

        “Yakınındaki bir iki kişinin ikbali uğruna Willy Brandt gibi olamıyor...”

        CHP’nin eski ve yeni yönetimi arasındaki tartışma nereye varır bilinmez ancak CHP’deki sorunun daha uzun süre devam edeceği görülüyor.

        Sürekli iç iktidar mücadelesiyle boğuşan, başa kimin geleceğiyle uğraşan, bedenini yani teşkilatını ise uzun yıllardır ihmal eden CHP’de bu ne sonuç getirir bilinmez.

        Ancak CHP’nin bu bedenle bir seçimi daha kaldırmasının zorluğunu da referandumda Türkiye’yi dolaşan Kılıçdaroğlu anlamıştır.

        Bakalım beş aylık kaptan Kılıçdaroğlu, yayla tepmesinden nasıl kurtulacak...

        Diğer Yazılar