CHP Lideri Hakikatler Komisyonu'nun kurulmasına destek verdi
Seçime daha beş ay olmasına karşın CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile sohbetimizin gündemi seçime endeksliydi.
Yargının durumundan iktidarın Hizbullah’la işbirliğine, Emniyet’in kozmik odasından faili meçhul cinayetlere, CHP’nin çatı partisi olmasından Silivri sanıklarına kadar her şeyi konuştuk.
Sözleri sert, bir o kadar da iddialıydı.
Kılıçdaroğlu söze, Yargıtay Başkanı’nın Anayasa Mahkemesi yasasıyla ilgili olarak Cumhurbaşkanı ve TBMM Başkanı’na sunduğu Başkanlar Kurulu raporuyla başladı.
Anayasa Mahkemesi yasası hazırlanırken hiçbir yargı organının görüşünün alınmadığını, hukuka saygısızlık edildiğini söyledi.
“AKP evrensel hukuktan yana değil” deyip devam etti:
“Baskıcı rejim için kendi hukukundan yana. Kendi yargıçları, savcıları olacak. Kararlar siyasi otorite tarafından alınacak. Yargı da bunu onaylayacak. AKP bu süreci başlatmak istiyor. Bunlar demokrasi önündeki, Cumhuriyet döneminin en büyük tehlikesi.”
Sözü yargıçlara getirdi:
“Tarafsız olmadıkları yargı kararıyla kesinleşenler görevlerinde duruyor. Onurlu yargıç, tarafsızlığı tartışma konumuna geldikten sonra o davaya bakamaz. Onurlu yargıç, siyasi otoritenin emrine girmez.”
Her kesimin susturulduğunu da söyledi.
ÇATI İTTİFAKI ÇAĞRISI
CHP Lideri, tepkili kesimleri de partisine şöyle davet etti: “Korkunun aşılması için bütün yurtseverler, demokratlar, hukuktan yana olanlar güç birliği yapmalı. Hepsini CHP çatısı altına çağırıyoruz.”
Bunun parti ittifakı anlamına gelmediğini de vurguladı.
İttifakın nasıl sağlanacağının örneğini şöyle verdi:
“15 sendika geldi, ‘Bizim temsilcimiz şudur, PM’ye koyun’ dedi. Onu dikkate aldık. Milletvekilliği için de böylesi tüm önerilere açığız.”
HAKİKATLER KOMİSYONU
BDP tarafından da dile getirilen, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması için Hakikatler Komisyonu kurulması önerisine destek verdi.
“Faili meçhullerin aydınlatılması için önerge verdik, AKP engelledi” dedi.
Sözlerini şöyle tamamladı:
“Demokrasiden yana iseniz kim olursa olsun faili meçhuller demokrasi açısından ayıptır. Bunu dillendirmek, şu veya bu gruptan yana olmak değil, demokrasiden yana olmaktır.”
Adalet Bakanlığı’nın uygulamalarından yakındı, “AKP kendi derin devletini oluşturuyor” dedi.
POLİSİN KOZMİK ODASI
Bir soruya yanıt verirken, “faili meçhullerle ilgili emniyette çok bilgi” olduğunu kayda geçirdi.
Eski İçişleri Bakanı Tantan’ın, “Geldiğimde sumen altındaydı, ortaya çıkardım” sözünüm anımsattı.
Önemli bir iddiasını da şöyle dile getirdi:
“AKP’nin elinde bazı bilgiler var ki faili meçhullerin ortaya çıkmasını istemiyor.”
HİZBULLAH İŞBİRLİĞİ
CHP Lideri iddiasına devam etti:
“Hizbullah’ın siyasi kadrolarla, kendi yandaşlarıyla ilişkisi var. AKP’nin Hizbullah’la işbirliği yaptığını bölgede herkes biliyor. Gidin sorun. Bütün seçimlerde işbirliği yaptılar.”
İddiasına kanıt olarak, tutukluyken salıverilen Hizbullah elemanlarının kaçışını gösterdi.
“Takip edilmediler, yurtdışına kaçtılar. Sorumlusu kim? Başbakan, İçişleri Bakanı’na, ‘İmzaya gelmeyen insanı niye takip etmedin’ diye sormalı. Sormuyorsa işbirliğinin olduğunu gösterir.”
Başbakan’ın TÜSİAD’la barışmasını da değerlendirdi:
“Bizim Başbakan önce saldırır, hakarete varan ağır sözler söyler, sonra hiç söylememiş gibi gider onların toplantılarına katılır.”
Mehmet Haberal, Hanefi Avcı gibi Ergenekon tutuklularının CHP’den aday gösterileceği iddialarına, “Her talebe saygılıyız, niye böyle bir talep geldi diye bir şey diyemeyiz. Ama karar verecek olan parti organlarıdır” yanıtını verdi.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun, Lübnan’da Hizbullah lideriyle görüşmesinde geri planda kalmasını da eleştirdi.
“O foto Dışişleri Bakanı’nın bölgedeki konumunu, dünyadaki ağırlığını gösteriyor” dedi.
Galatasaray Arena Stadı’nda yaşanan yuhalamaya yönelik sözleri de ilginçti:
“Gençler maskesi düşmüş, demokrasiden ne kadar uzak, şiddeti, baskıyı seven bir Başbakan’ın gerçek yüzünü gördüler.”
Erdoğan’ın son bütçe görüşmesinde, konuşma sonrası Bakanlar Kurulu sıralarına gidip ayakta dakikalarca bekleyerek milletvekillerine kendisini alkışlattığını da belirtip tespitini yaptı:
“Bu Başbakan’ın egosunu gösteriyor. Yerine oturmadı...”
Bir sözü de Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’a yönelikti:
“Kültür Bakanı ciddiye alınacak bir kişi değil...”
Bir süre önce sanayisi komaya giren Denizli’de Kılıçdaroğlu’na ilgi iyiydi.